Hoşgeldiniz  

Yenitaş Çağında İnsan ve Bitkiler!!!

admin | 29 Ocak 2017 | Eğitim, Felsefe, Genel, Siyaset

Üretimle, insanın ilgisinin odağı hayvanlardan bitkiler dünyasına kaymıştır. Bitkiler, yoktan var olur gibi topraktan çıkmakta (yoktan var eden, yaratan varlık kavramına hazırlık) sanki topraktan doğmaktadır. Çapayla küçük sulama tarımını kadınların yaptığı bir dünyada, ilkel insanın benzetmeci kafası, toprağı, üretimin öteki sorumlusu kadına benzetecektir. Ekinlerin “toprak ana” dediği varlıktan doğduğunu düşünecektir.

Sonra, bitkiler bir süre yaşadıktan sonra, sonbaharda ölmektedir. Ama bu ölüm (hayvanlarda göründüğünden farklı olarak) tümden yok oluş değildir. Tohumları yerin altına gömülmekte, orada bir süre farklı hir yaşam sürdükten sonra (öte dünya, cennet, cehennem kavramlarına hazırlık) yeniden doğmaktadır. İnsan, yaşamını uzman avcılık döneminde hayvan yaşamına benzetmişken, çiftçilikte bitki yaşamına benzetecektir. Ölümün acı gerçeği karşısında kendinin de ölüp gömüldükten sonra, bitkiler gibi yer altında farklı bir yaşam sürüp yeniden dünyaya geleceğine inanmaya başlayacaktır. Bu düşünüşün somut örneği arkeolog Bayan Kathleen Kenyon’un kazdığı Lut Gölü kıyısındaki MÖ 8 bin yılında tahıl üretimiyle uğraşan bir köy olan Jericho’da bulunan nesnelerdir. Bunlar, ölen kadın ve erkek atalarının etleri sıyrılan kafataslarının, üzerlerine sıva ile yüz yapılarak balçık gövdelere oturtulması ile dikilen ve “ata kültü” ürünü olarak yorumlanan yontulardır. Kimi uzmanlar, çağdaş ilkellerin düşünüşlerinden yararlanarak, bıınları, atalarının ölmediği, başka bir dünyada yaşadıkları, yeni doğan çocuklar olarak dünyaya geri dönecekleri inancının kanıtları olarak yorumlamaktadırlar. Günümüzde bile bebeklere dedenin, nenenin adının verilmesi geleneğinin geçmişinde bu inanç yatsa gerektir. Ayrıca atalara saygı (ata kültü) insanın doğada etkin bir duruma yükselişinin zamanın insanının düşünüşündeki etkisini de yansıtır.

Bunlar, tarımsal üretime başlamış insanın neler düşünebileceği yolunda yapılmış kurgulardır. Aına havada kurgular (spekülasyonlar) değildir. Uygarlığın başlarında  MÖ 2600 dolaylarında) atı. arabası, arabacısı, yiyecekleri, giyecekleri, eşleri, hizmetçileri ile birlikte 58 kişiyi yanına alarak öte dünya yaşamına hazırlıklı giden bir Ur Kralının mezarının örneğinde görüldüğü gibi (bkz. kazıcısı Leonard Woolley’in History Uncarthed adlı 1963 tarihli yapıtı) arkeolojiden destek alan görüşlerdir. Şeflerini yaşlanınca gençleşsin diye öldürüp toprağa gömen (eken!) çağdaş Afrika ilkelleri örneğinde görüldüğü gibi etnolojide ve mitolojide dayanakları bulunan kurgulardır.

Sümer mitolojisinde İnanna ile Dumuzi, Akatça adlarıyla İştar ile Tammuz adında bir tanrı çifti vardır İştar’ın kocası Tammuz, temmuz ayında ölür ve öte dünyaya gider. Bunun üzerine doğa kısırlaşır, bitkiler sararır, hayvanlar üremez olur. Tabletteki deyişe göre “boğa ineğe binmez olur’’. İnanna kocasını aramak için yeraltına iner, ancak yeraltında her kapısında bir giysisini çıkarması koşuluyla ilerlemesine izin verilir. Ve daha nice serüvenlerden sonra kocasını yeryüzüne getirmeyi başarır. Siz o zaman görün doğadaki şenliği, çiçeklenmeyi, üremeyi. Anlaşılan onunla birlikte doğaya bahar gelir. Bu mitostakine benzer öykülerde tarıma geçmiş birçok toplumda karşılaşılır. Mısır’da İsis-Osins, Hititler’de Telepinus, Fenikelilerde Adonis, Eski Yunanlılar’da Demeter ile Kore (hatta Hıristiyan toplumlarında dirilip yeniden dünyaya geleceğine inanılan İsa ile Meryem) mitosları, aynı düşünüşün ürünü ya da uzantısıdır.

Kaynak: Siyasal Düşünceler Tarihi,

141 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?





Bumerang - Yazarkafe
© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım