Hoşgeldiniz  

Süleyman Çelebi Kimdir?

admin | 18 Haziran 2017 | Bilim Adamları ve Kaşifler, Eğitim, Genel

1360-1422 yılları arasında yaşamıştır. Halk arasında Süleyman Dede diye tanınır. Mev­lit şairi Süleyman Çelebi’nin doğum tarihi kesin­likle bilinememektedir. Ancak bazı tarihçiler 1360 yılını kabul ederler. Bursalıdır, iyi bir din eğitimi görmüştür. Çelebi ve Dede unvanlarına bakılarak kendisinin bir «Mevlevi dervişi» olduğu söylenir. Gençliğinde Şeyh Emir Sultan Buhdri’den ders almıştır. Türbesi Bursa’da. Çekirge yolu üzerinde­dir. Her yıl adına büyük ihtifal tertiplenmektedir.

Din eserleri içinde, «Peygamber’in hayatını, karakterini anlatanlara «Siyer» denir. Bunlar arasında beş yüzyıldan beri doğum, ölüm, düğün gibi vesile­lerle halk arasında okunan Süleyman Çelebi Mevli­dinden başarılısı yoktur. Yüzyılllardan beri şehir ve kasabalarda, her sınıf halk, iyi veya kötü vesilelerle Mevlit’in tamamını veya konuyla ilgili bölümünü okumaktadır. Oysa, bütün Mevlit’in basılısı 47 say­fa tutar, küçük bir kitaptır. Ancak içindeki coşkun anlatım ve iman dilindeki âhenk bu eseri yaşatmak­tadır. Süleyman Çelebi, Dördüncü Osmanlı Hüküm­darı Yıldırım Bayezit devrinin tanınmış şair ve bilginlerindendir. Sağlığında, sultana divan imamlığı yapmış olduğu da bilinmektedir. Padişahın ölümün­den sonra Bursa’daki Ulu Cami’e imam oldu. Ese­rini hangi tarihte yazdığı bilinmiyorsa da sebebi hakkında pek yaygın bir söylenti vardır: Bir gün Bursa camilerinde, muhtelif din adamlarının Hazreti Muhammed’i değişik yaşayışta anlattığını görün­ce üzülmüş ve hiç kimse değiştiremesin diye bir «Siyer-i nebi (Peygamber’in hayatı)» yazmağa ka­rar vermiş. Siyer manzum olunca bunu elbette kim­se değiştiremezdi. Bunun üzerine çok sade, ama ger­çekten tesirli bir dille, Mevlid-i Şerîf’i yazmıştır.

Eser aslında altı bölümdür: Münacat (yakarış), Velâdet (doğum), Risalet (peygamber oluş), Miraç, Rıhlet (ölüm) ve Duâ.

Ama, halk arasında, ellerde dolaşan taş baskısı kopyalara daha birçok olay karıştırılmış ve Hazret-i Fâtıma’nın vefatı, geyik hikâyesi, güvercin hikâye­si, İbrahim Aleyhisselâm kıssası, kesik baş hikâye­si gibi birçok örnekler, bağımsız bölümler halini al­mıştır. Bunlardan Velâdet bölümü, eskiden çocuk­ların okula başladıkları sırada yapılan âmin alaylarıyle doğumlarda, Vefal bölümü, ölümler dolayısıyle okutulan mevlitlerde tercih edilirdi. Ama bilhas­sa dinleyenleri çok tesir altında bırakan Vefat bö­lümünden çoğu zaman vazgeçilirdi.

Günlük toplum hayatının çeşitli safhalarında Mevlitten bölümler, ya da tamamını okumak gele­neği daha ziyade Osmanlı Türkleri arasında çok yaygındı. İstanbul’da ilk Mevlid-i Şerîf, Ayasofya kilisesinin camiye çevrilmesi dolayısıyle Fatih tara­fından okutulmuştur. Buna karşılık, başka İslâm ül­kelerinde, Anadolu Türkleri arasındaki kadar inanç ve coşkunlukla Mevlit okunmazdı. Musul’dan ge­çerken, Vali Ebubekir Hâzim Tepeyran bir hâtıra­sını anlatır: Bir hana inmişler. Hanın avlusunda bir yandan pilâv yiyip yağlı ellerini koltuklarına silen Araplar, bir yanda davul, dümbelek çalarak oyna­yanlar, bir yanda da beş on kişilik bir grup, hep birden avaz avaz haykırarak bir şeyler okumaktalarmış. Hâzim Bey ne oluyor diye sormuş ve hay­ret içinde Mevlit okunduğu cevabını almış.

Allah âdın zikr idelim evvelâ

Vacip oldur cümle işde her kula

beytiyle başlayan Mevlit’in ilk mısrası, «Besmele» nin en güzel ve doğru tercümesidir de. Süleyman Çelebi, gayet sade ve âhenkli bir dille yazdığı ese­rinin kolayca hâfızalarda yer etmesini bu âhenk sa­yesinde sağlamıştır.

Allah âdın kim ki en evvel ana

Her işi âsân ider Allah ana

Bu yüzden eseri en çok okunan kişi olmuştur. Aşağıdaki parça, büyük eserinden alınmıştır:

Amine hatun Muhammed ânesi

Ol   sedeften doğdu ol dür dânesi

Ol   gice kim doğdu ol hayrülbeşer

Ânesi anda neler gördü neler

Didi gördüm ol habibin ânesi

Bir acep nur kim güneş pervanesi

Berk urup çıktı evimden nagehan

Göklere dek nur ile doldu cihan

Gökler açıldı ve fetholdu zulem

Üç melek gördüm elinde üç alem

Yarılıp divar çıktı nagehan

Üç bile hûri bana oldu iyan

Didiler oğlun gibi hiçbir oğul

Yaradılalı cihan gelmiş değül.

Süleyman Çelebi’nin Mevlid-i Nebevi’sı, yüzyıllardanberi halk arasında hem inanıldığı, hem de gelenek halini aldığı için yaşamaktadır.

Kaynak: 100 Ünlü Türk,

97 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım