Hoşgeldiniz  

Stoacılık Nedir? Felsefedeki Yeri ve Önemi!!!

admin | 30 Nisan 2016 | Felsefe, Genel

Kitonlu Zenon tarafından MÖ 3 yy kurulan ve MÖ 2yy kadar süren felsefe okuludur. Eski, orta, yeni stoacılık olara bölümlere ayrılır.

Zenon’un bu okulunun stoacılık diye adlandırılmasının nedeni, derslerini Atina’da Poikile revağında vermesidir. Kendisinden sonra okulun başına Kleanthes ve Khrysippos geçti. MÖ 2 yy da stoacı doğmatizm yumuşadı. Panaitios ve Poseidonios kendilerinden öncekilerin benimsedikleri kesin ve sert ahlakı bir yana bırakarak, özellikle doğal eğilim ve insan saygılığı kavramları üstünde durdular. Bu çağda Roma dünyasında yayılan stoacılık, Eski Romalılara özgü karaktere uygun düşen bir pratik yaşam okulu, bir ahlaksal, siyasal ve dinsel öğreti haline geldi. Stoacılık böylece, bu felsefeye bağlananların adlarının da göstereceği gibi çok büyük bir etki gösterdi. Bu adlar arasında Scipiolar, Laelius, Uticalı Cato, Brutus gibi devlet adamlarını, stoacı ilkeleri uyguladıklarını ileri süren ve en ünlü temsilcileri Labeo ve Proculus olan bir hukuk okulunu yani proculusçuları sayabiliriz.

yunan-sofra-muhabbetleri-300x336

Stoacılığın son temsilcileri Seneca, Epiktetos ve Marcus Aurelius’tur. Bu öğreti hristiyan çileciliği, skolastik ve Rönesans insanları üstünde de etkili olmuştur. Günümüzde stoacı sıfatı, sadeliği, zenginliğe önem vermemeyi ve özellikle acılara dayanmayı belirtir. Oysa stoacılık doruk noktası ahlak olan kapsayıcı bir dünya görüşüydü. Stoacılar, öğretime hazırlık olarak mantık bilimine ve fizyoloji dedikleri fiziğe geniş yer veriyorlardı.

Mantıkta, doğruluğun ölçütlerinin belirlenmesine özellikle önem veriyorlar ve bu ölçütü akılla doğrulanan duyuların algılarında buluyorlardı. Stoacı fizik, tıpkı insanda olduğu gibi dünyada da biri edilgin öteki etkin iki ilkeyi birbirinden ayırt ediyordu. Ama ruhu, maddesel bir soluk ve Tanrı’yı da ateş nitelikleri taşıyan ve bütün doğada yayılmış olan bir ateşimsi ilke olarak düşünüyorlardı. Bu ilke, her şeye can veriyor ve koruyuculuğuyla da düzenin ve aklın değişmez yasaları uyarınca bütün varlıkları yönetiyordu. Ama aslında hareket ettirilen madde ya da hareket eden etkinlik biçiminde ele alınmasına bağlı olarak Doğa yada Tanrı diye adlandırılan tek bir varlıktan başka bir şey yoktu. Stoacılık, varlıkbilimsel bir akılcılıktır.

images

Stoacılığın ahlak anlayışı daha sonraları en göz alıcı yanlarına önem verilerek sertleştirildi ve kesinleştirildi. Topal kalmasına yol açan efendisinin kötü davranışlarına gülerek boyun eğen felsefeci köle Epiktetos, bunun bir örneğidir. Stoa ahlakının en yüksek buyruğu kendine egemen olarak akla boyun eğmektir. Tutarlı yaşamak ve doğaya uygun yaşamak bir tek ve aynı şeydir. Erdem, bize bağlı olmayan şeylerde, yazgıya tamı tamına boyun eğmektir. Böylece bilge, tanrısal koruyuculuk tarafından belirlendiklerine göre olayların kendisi için kötü olamayacakları inancıyla davranışlarda bulunur. Bu olumlu ve neşeli hoşgörme, kayıtsızlık demek değildir. Kötüye ve iyiye yabancı olan dış şeyler, bir bakıma kayıtsızdırlar kuşkusuz. Acı ve zevk, yoksulluk ve zenginlik, bireysel yaşamımıza ilişkili olmaları bakımından bizi üzmemeli ve hoşnut bırakmamalıdır ama evrenin yapısında yer almaları bakımından kayıtsız değildir bunlar; çünkü biricik iyi, evrensel doğadır. Stoacı erdem, Leibniz’in sözünü ettiği zoraki sabır olmaktan çok uzaktır ve her şeyden önce sevgi ve neşedir. Doğayla bilinçli uyum da onun yönettiği bütün olayları sevmek değildir yalnızca doğaya sürekli bir katışma, onunla her an işbirliği halinde bulunmadır.

images (1)

Bilge; dünyadan el etek çemiş olarak yaşamaz, davranışlarda bulunur ve evrensel aklın sık sık istediği birçok edimde bulunur. Bilgenin bu idealine ulaşmak çok zordur kuşkusuz. Sokrates, Diogenes ve Antisthenes yetkin ideale ancak yaklaşmışlardır. İnsanların büyük çoğunluğu yektin olmayan varlıklar, Seneca’nın dediği gibi ikinci dereceden dürüst kişiler olarak kalmayı mahkümdurlar. Bundan ötürü onlar için ahlaklı yaşam uygun şeyleri yani doğalarına ve durumlarına uygun düşen şeyleri bilerek seçmekten;  her eylem alanında örneğin aile, siyasal örgüt vs ayrıntılı durumlarda ne yapılması gerektiğini belirten pratik bir ahlakın bütün kurallarına göre davranmaktan başka şey değildir. Ama stoacılar, hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak biricik değerin,mutlak iyi ve evrensel yazgı olduğunu kabul eden bir üstün ahlakın var olabileceğini de ileri sürerler.

459 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım