Hoşgeldiniz  

Rus Uçağının Düşürülmesiyle Gelişen Kritik Olaylar Nelerdir?

admin | 15 Aralık 2015 | Dünyadan, Ekonomi ve İş Dünyası, Genel, Ülkeler

İkili ilişkilerde yaşanan kriz anlarında Rusya’nın belirgin reflekslerini abartılı ve orantısız tepkiler, siyasi – ekonomik – kültürel – askeri alanlardaki kozlarını aynı anda devreye sokması, karşılıklı bağımlılık – çıkarlar esasını çoğu zaman göz ardı edebilmesi şeklinde özetlemek mümkündür.

24 Kasım’da Rus uçağının düşürülmesinin ardından Rusya’nın Türkiye’ye karşı geliştirdiği tepkileri de yine aynı şekilde olmuştur. Bu tepkilerin siyasi ve ekonomik sonuçlarının dışında en önemli sonuçları ise Türkiye’nin bölgesel çıkarları ve ulusal güvenliği açısından kendini göstermiştir. Öyle ki; Türkiye’nin Rus savaş uçağına karşı angajman kurallarını uygulaması neticesinde Rusya hiçbir uluslararası tepkiye maruz kalmadan Suriye’ye üst düzey hava savunma sistemi olan S-400 füzelerini konuşlandırmıştır. Suriye karasularının başladığı yere Karadeniz Filosu’nun amiral gemisi ve Rus donanmasının en büyük hava savunma amaçlı iki savaş gemisinden biri olan “Moskova” adlı savaş gemisini demirlemiştir. Suriye’deki savaş uçağı sayısını avcı uçakları ekleyerek arttırmıştır. Böylece Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesi, Rusya’nın söz konusu adımları atarak bölgedeki konumunu güçlendirmesi için fırsat yaratmıştır.

rusya1

26 Kasım’da Putin’in alınan bu askeri kararların sebebini, teröristlerde Rus uçaklarını tehdit edebilecek uzun menzilli silahların bulunmaması nedeniyle daha önce ihtiyaç duymadıkları tedbirlerin, dost gördükleri Türkiye’den hiç ummadıkları şekilde gelen saldırı neticesinde gerekli hale geldiğini belirterek açıklaması bu çıkarımı desteklemektedir. Alınan bu tedbirler, Suriye hava sahasını Türk uçaklarına kapatması ve Rusya ile her an askeri bir çatışma riskini arttırması bakımından önemli sonuçları da beraberinde getirmiştir. Türkiye’nin gerek koalisyon ülkeleriyle, gerekse güvenliğini tehdit eden gelişmeler karşısında (örneğin PYD’nin Fırat’ın batısına geçme girişimi gibi) kendi inisiyatifiyle Suriye üzerinde hava operasyonu düzenleme ihtimali zora sokmuştur.

Türkiye’nin ısrarla üzerinde durdurduğu uçuşa kapalı güvenli bölge oluşturulması imkansız hale gelmiştir. Suriye’de Rus hava desteği neticesinde giderek mevzi kaybeden muhalif güçler üzerinden sürdürülmeye çalışılan politikaların artık Rusya’ya rağmen başarılı olma ihtimali iyice zayıflamıştır. Rusya’nın 24 Kasım sonrası Türkiye – Suriye sınırının kapatılması konusunda artan çabaları da yine bu çerçevede değerlendirilebilir. Rusya’nın Suriye’deki ek askeri tedbirleri aynı zamanda ABD liderliğindeki koalisyon güçlerini de olumsuz etkilemiştir. Her ne kadar Putin, ABD ile yapılan memorandumun alınan yeni askeri tedbirlerden etkilenmeyeceğini belirtmiş olsa da, 14 ülkeye ait savaş uçaklarının operasyonlara katıldığı Suriye hava sahasında artık büyük bir Rusya tehdidi doğmuştur.

Rusya artık tamamen Suriye’nin efendisi konumuna yükselmiştir. Bu durum Suriye’nin geleceğinin şekillenmesinde Rusya’nın rolünü de güçlendirmiştir. Bunlara ek olarak Rusya’nın Suriye’de aldığı ek tedbirler, Türkiye’nin Suriye’de bir kara operasyonu yapmasına dair beklentiye sahip olan ABD’nin bu konudaki ümitlerini de suya düşürmüştür. (Bu durumun ise Türkiye’nin lehine mi aleyhine mi olduğu, üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.) Kısa bir müddet önce üstü kapalı imalarda bulunmaya başlayan Rus üst düzey yetkilileri 24 Kasım’dan itibaren Türkiye’nin DAİŞ başta olmak üzere Suriye’deki terörist grupları koruyup desteklediği yönünde açıktan bir kara propaganda başlatma fırsatı yakalamıştır. Bu yöndeki iftiralar Türkiye – Rusya arasındaki krizin en önemli sonuçlarından biridir.

xin_04010425090064021281

Suriye ve Irak’taki DAİŞ vahşeti görüntüleri, Rus yolcu uçağının Mısır üzerinde düşürülmesi ve Türkiye ile Fransa’da yaşanan son terör eylemlerinin etkisindeki dünya kamuoyu için “DAİŞ’e karşı mücadelede” eden Rusya’nın ne ifade ettiğinin analizi yapıldığı takdirde durumun ehemmiyeti daha rahat anlaşılacaktır. Rusya, her açıklamasında Rus uçağının Türkiye tarafından düşürülmesi meselesini DAİŞ’e karşı mücadele çerçevesinde ele almakta, Türkiye’yi DAİŞ’i destekleyen ve ona karşı mücadeleyi engellemeye çalışan bir ülke olarak göstermeye çalışmaktadır. Bu yöndeki açıklamalarında özellikle Paris saldırılarına atıf yapmaya özen göstermektedir. Söz konusu kara propagandanın Türkiye aleyhine doğurabileceği sonuçları şu şekilde sıralamak mümkündür;

Türkiye’nin hava sahası ihlali karşısında egemenlik haklarını koruma hakkını ikinci plana düşürme ihtimali,

Gelecekte olası anlaşmazlıklarda Batı’ya Türkiye’nin bölgedeki konumunu sarsmak için bir koz yaratması, Türkiye’nin hareket kabiliyetine tehdit oluşturması.

24 Kasım sonrası Rusya’nın Türkiye – Suriye sınırının kapatılması yönünde arttırdığı girişimlere bir bahane yaratması. (Bu durumun Türkiye ile destek verilen muhalif güçler arasındaki irtibatın kesilmesine yönelik bir girişim olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.)

Türkiye’nin ve özelde Erdoğan’ın “one minute” sonrası İslam dünyasında artan popülaritesinin sarsılması. (Bu noktada yürütülen kara propagandayı Rus – İran ilişkileri çerçevesinde de değerlendirmek mümkündür. Nitekim uçak krizinden bir gün önce, 23 Kasım’da Putin’in Moskova ziyaretinde bulunan İran lideri Hamaney’e Rusya’daki en eski el yazması Kur’an-ı Kerim’i hediye etmesi, bu değerlendirme kapsamında daha bir anlam kazanmaktadır.)

24 Kasım olayının Türkiye açısından en önemli siyasi sonuçlarından birisi, daha önce Batı karşısında Rusya’nın bir denge unsuru olmaktan çıkmasıdır. Türk dış politikasında tarihi bir tecrübe olan Rusya ile Batı arasındaki denge siyasetinin sona ermesi ve uluslararası ilişkilerde Türkiye’nin Soğuk Savaş dönemine dönmesi, Türkiye’nin özellikle bölgesel politikalarında ve Türkiye aleyhine oluşacak gelişmeler karşısında hareket kabiliyetini sınırlayacaktır. Bu noktada Rusya ile Batı arasındaki ilişkilerin gidişatı, Türkiye için her daim potansiyel bir tehdit içerecektir. (Diğer taraftan Türkiye’nin iki yıl önce Çin’e verdiği ve ABD ile diğer NATO üyesi ülkelerinde tedirginliğe neden olan uzun menzilli füze ihalesini 15 Kasım’da G-20 Zirvesi’nden hemen önce iptal etmesi, yukarıdaki değerlendirme kapsamında okunabilir. Bu kararın stratejik önemi, Rusya ile kriz yaşandıktan sonra daha da anlaşılmaktadır.)

rusya-nukleer

Neticede 24 Kasım sonrası Rusya’nın geliştirdiği tepkilerin Türkiye’yi en çok bölgesel gelişmeler karşısında tehdit ettiği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda Rusya’nın attığı adımların telafisi ticari ve kültürel alanlardaki yaptırımlara nazaran Türkiye açısından daha zor olacaktır. Dolayısıyla ilerleyen günlerde Türkiye’nin dış politika parametrelerinin daha da derinden etkileneceği tahmin edilebilir.

Kaynak: http://www.erusam.com/images/dosya/ERUSAM_Analiz_Su24_krizi_tekin_aycan.pdf

680 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım