Hoşgeldiniz  

Osmanlı’da Divan Bürokrasisi!!!

admin | 12 Şubat 2017 | Ekonomi, Genel, Siyaset, Tarih

Divan Bürokrasisi: Divan’da divan üyelerinin dışında aklam ve muamelatı yürüten, kararların ilgili yerlere kaydedilmesi ve tatbiki konularında faaliyet gösteren ve teşrifat işlerine bakan geniş bir bürokrasi kadrosu vardı. Bunlar Reisü’l-küttap, tezkireci, çavuşlar, lıapıcılar, katipler vs.dir. Bu kadro Nişancı’ya bağlıdır. Ancak Nişancı, divan üyesi olması hasebiyle rey sahibidir. Bundan dolayı divan bürokrasisinin gerçek şefi Reisü’l-küttap’tır.

Reisü’l-küttap: Nişancı’ya bağlı olan Reisü’l-Küttap’ın asıl vazifesi kavramın kendisinden de anlaşılacağı üzere divandaki katiplerin reisliğidir. Fatih kanunnamesinde Reisü’l-küttap adı geçmekle beraber, esas itibariyle bu görevin önemi XVI. yüzyıldan itibaren artmıştır.

Reisü’l-küttap’ın görevi, divan toplantılarının muayyen bir düzen içerisinde yapılması, toplantılardan önce gereken evrakın hazırlanması ve alınan kararların uygulanması için icap eden işlerin yapılmasıdır.

XVII. yüzyılın ortalarında Divan’ın işlevi paşa kapısına kayınca Reisü’l-küttap’ın yetkileri artmış ve siyasi meselelerde, murahhaslıklarda ve yabancı elçilerle müzakerelerde bulunmak onun asli görevi olup çıkmıştır. Kısacası devletin harici işleri reisü’lküttap tarafından yürütülmeye başlayınca zamanla hariciye nazırı (Dış İşleri Bakanı) haline gelmiş, her türlü diplomatik faaliyet ve yazışmalar onun tarafından yürütülmeye başlanmıştır.

Tezkireciler: Divan’da büyük tezkireci ve küçük tezkireci olmak üzere iki tezkireci vardı. Bunlar da doğrudan Nişancı’ya bağlı olarak görev yaparlar. Nişancı’nın özel sekreteri konumundadırlar. Reisü’lküttap’a bağlı kalemler arasında tezkireciler zikr edilmez. Rütbe bakımından Çavuşbaşı’nın da altında olmakla beraber divan toplantılarında çok mühim vazifeleri vardır. Divan toplantılarında veziriazamın sağında ve solunda duran tezkireciler, görüşülecek konulan okurlardı. Tezkireciler olmadığı takdirde bu işi reisü’l-küttap yapardı.

Çavuşbaşı ve Çavuşlar: Çavuşbaşı ve onun emrindeki çavuşlar, Divan’ın kararlarının uygulanmasından sorumludurlar. Çavuşbaşı’nın maiyetindeki çavuşların sayısı l00’den fazladır. Fermanların yerlerine ulaştırılması, fermanın gereğinin yerine getirilmesi ve cezaların infazı hususlarında geniş yetki sahibi ve görevlidirler.
Ayrıca Divan-ı hümayun’un toplantılarında düzeni sağlamak ve toplantıların başlaması ve bitmesi ile ilgili protokolün tatbiki de yine çavuşbaşı ve çavuşların görev ve sorumlulukları arasındadır.

Çavuşbaşılık devletin kuruluşundan itibaren vardır. Fatih kanunnamesine göre çavuşbaşı rütbece bölük ağalarından aşağıda fakat, kapıcılar kethüdası , cebecibaşı ve topçubaşı’dan üsttedir. Çavuşbaşılar veziriazama bağlı olduklarından dolayı, hükumet toplantıları XVII. yüzyıldan itibaren paşa kapısına intikal edince, onlar da görevlerini orada sürdürmüşlerdir.

Katipler: Divan’da 50-100 arasında değişen divan katibi denilen memurlar çalışırdı. Bunlar divan kararlarını ilgili defterlere kayıt ederler ve ferman, berat, name-i hümayun gibi belgeleri hazırlarlardı. Yeminli olan bu katipler, divan toplantılarını kendilerine ayrılan yerden takip ederlerdi. Divan’da görüşülen meseleleri dışarıya sızdıramazlardı. Aksi halde idam edilirlerdi.

Başlıca iki grup ka tip vardı: Divan katipleri ve hazine katipleri. Katipler, medrese kökenli kişiler arasından kabiliyetli olanların seçilmesiyle olabileceği gibi, usta çırak ilişkisi çerçevesinde doğrudan kalemiye denilen bürokrasi içerisinden de yetişebilirdi. Çünkü katiplik mesleği büyük maharet ve gayret isteyen bir işti. Bunlar sarf, nahiv, lügat gramer bilgilerinin yanında şiir, edebiyat ve inşa gibi edebi bilimler ile Kur’an, hadis, tarih, coğrafya ve hukuk alanındaki bilgileriyle temayüz etmiş, derin bir kültüre sahip kişilerdi.
Divan katiplerinin istifade etmeleri için muhtelif dönemlerdeki yazışmaları ihtiva eden münşeat mecmuaları kaleme alınmıştır. Bu mecmualarda ferman, berat, name-i hümayun, ahidname, hatt-ı hümayun vs. gibi belgelere ait örnekler bulunmaktadır. Maliye ve hazine katipleri ise yazışmalarda siyakat denilen bir yazı türünü kullanırlardı. Bu yazı mali kayıtları tutmak için özel olarak geliştirilmişti. Bu konuda eğitim almayanlar siyakat yazısını okuyamaz ve yazamazlardı.

Divan Tercümanları: Divan’da Türkçe bilmeyen kişilerin sözlerini çevirmek ve yabancı devletlerle olan yazışmaları yürütmek; onlardan gelen yazıları Türkçe’ye çevirmek için istihdam edilmiş birçok tercüman bulunuyordu. Osmanlı devleti klasik dönemde dünyanın en kudretli devletlerinden biri olması hasebiyle, doğudan ve batıdan birçok elçi gelip gidiyor ve birçok yabancı ülkeye elçiler gönderiliyordu. Bu yüzden Divan’da değişik bir çok dili bilen çok sayıda tercüman bulunması zaruri idi.

Bu vazifenin XVI. yüzyılın başlarından itibaren ihdas edildiği anlaşılmaktadır . XVIII. yüzyıla kadar divan tercümanları umumiyetle ihtida etmiş kişiler arasından seçilmiştir. Bu tarihten sonra İstanbul’da Fenerli tanınmış Rum aileleri arasından seçilmeye başlanmıştır. Divan tercümanları arasından terfi ederek Eflak ve Boğdan voyvodalıklarına tayin edilenler vardır.

Tercümanlar arasından en çok dil bilen birisi baş tercüman olmaktadır. Baş tercüman veziriazamın yabancı elçilerle olan görüşmesinde bulunup, konuşulanları Türkçe’ye çevirmektedir. Bu bakımdan tercümanlar devletin takip ettiği siyasetin en gizli teferruatına bile vakıftılar. Bundan dolayı XVIII. yüzyılın ikinci yarısında tercümanlarm bir kısmı sahip oldukları bilgileri İngiliz, Fransız ve Rus elçilerine aktarma yoluna giderek Osmanlı’ya ihanet yolunu tuttular. Bu sebeple bazı tecümanlar ihanetlerinden dolayı idam edildiler. Sonunda Bab-ı Ali çareyi bu vazifeye müslümanlar ve Türkler arasından tayin yapmakta buldu. Daha sonra, Sultan II. Mahmud zamanında da tercüme odası kurularak burudan yetişenler tercümanlık makamına atanmaya başlandı.

Kaynak: Osmanlı Müesseseleri Tarihi,

 

182 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?





Bumerang - Yazarkafe
© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım