Hoşgeldiniz  

Osmanlı Tarihçisi Naima Kimdir?

admin | 23 Temmuz 2017 | Bilim Adamları ve Kaşifler, Edebiyat ve Türkçe, Eğitim, Genel, Tarih

1652-1715 tarihleri arasında yaşamıştır. NAİMA ilk resmi vakanüvis ve Osmanlı tarihçi­leri arasında en ünlü kişidir. Halep’te doğdu. Ba­hası Halep eşrafındandı. İlk öğrenimini orada ta­mamlayan Naima, genç yaşta İstanbul’a geldi. Yük­sek öğrenim gördü ve Divan Kalemi’nde memur olarak hayata atıldı. Hayatı çok dalgalı geçti. Ba-zan çok yükseldi, bozan gadre uğrayarak sürgün yaşadı ve 63 yaşındayken Mora Yarımadası’nın Patias kasabasında vefat etti. Patias’ta gömüldü.

OSMANLI Tarihi’nde resmî olarak ilk vakanüvis Mustafa Naima Efendi, ilk öğrenimini, doğdu­ğu şehir olan Halep’te tamamladıktan sonra, pek genç yaşta İstanbul’a geldi. Küçüklüğünden beri okuyup, yazmaya, özellikle tarihe ve edebiyata bü­yük merakı vardı. İstanbul’da Enderun’a devam et­ti. Sonra, Divan kâtipliğinde görev aldı.

Pırıl pırıl zekâsı, titiz çalışmasıyla kendini kısa zamanda gösteren Naima, Kalaylı Koz Ahmet Paşa’nın Divan Efendiliği’ne yükseldi. Daha sonra, ilim ve sanat adamlarını korumakla tanınmış Amca­zade Hüseyin Paşa’nın hizmetine girdi. İşte, Naima’yı Naima yapan o ciddî çalışmalar, Hüseyin Paşa’nın yanındayken başladı.

Amcazade Hüseyin Paşa, Naima’nın mükem­mel tarih bilgisini öğrenince, ona, önemli bir görev verdi. Paşanın kütüphanesinde, «Şarih el-menarzâde Ahmet Efendi» nin yazdığı, fakat henüz dü­zene konulmamış, müsvedde hâlinde bir tarih ki­tabı vardı. Bu kitap, 1591 ilâ 1659 yılları arasında­ki olayları naklediyordu.

Hüseyin Paşa, bu kitabın derlenip toplanması ve yeniden kaleme alınması işini Naima’ya verdi. Naima, çalışmalarını çok sıkı tuttu. Çeşitli kaynak­lara dayandı. Uzun araştırmalar yaptı ve kitabın da­ha ilk bölümlerini henüz tamamlarken, Hüseyin Paşa’nın büyük takdirini kazandı.

Bu eser tamamlandığı zaman, artık eski müs­veddelerle ilgisi kalmamış, baştan başa Naima’nın araştırması ve usta kaleminin ifadesi olmuştu. Bu yüzden, büyük eser Naima Tarihi olarak bilinir.

Naima Tarihi’ne konu olan yıllar, Osmanlı İm­paratorluğunun en düşkün zamanlarına rastlar. Na­ima, canlı ve zarif uslûbuyla o yılları önümüze se­rerken, sadece tarihçiliğindeki ustalığı değil, yazar­lığındaki kudreti de ortaya koymuştur.

Osmanlı tarihçileri, genellikle saray dahilinde cereyan eden olaylara pek nüfuz imkânını bulama­dıkları ve kulaktan kulağa bir şeyler duysalar bile, hayatlarından korktukları için, sathî kalmışlardır. Oy­sa, Naima cesaretle davranmış, hattâ Üçüncü Ah­met’in, tahta geçer geçmez 19 erkek kardeşini na­sıl idam ettirdiğini bile açık açık anlatmıştır:

«Pâdişâhı Cihanpenâh’ın biraderi olan on dokuz nefer şehzadei bîgünâh, nizam-ı âlem için, kemend-i cânistan ile şüheda zirvesine ilhak edilirlerken, ye­tişkin olmayanların, annelerinin kucağından alınıp canlarına kıyılmasını harem-i hümâyûn vaveylâ ve göz yaşlarına gark olarak seyreylemiştir…»

İstanbul halkı da bu facianın üzüntü ve ıstıra­bını çekmiştir. Şehzadelerin en büyüğü Mustafa’nın son ânında şu beyti söylemiş olduğunu da, Naima, eserinde rahatça nakleder:

Nâsiyemde kâtib-i kudret ne yazdı bilmedüm

Ah, kim bu gülşen-i âlemde herkiz gülmedüm.

Naima Tarihi’nin bir başka bölümünde Sultan Üçüncü Mehmet’in korkaklığı bile anlatılmıştır. Naima’dan öğrendiğimiz olay şudur: Padişah III. Meh­met zorla sefere çıkarılmış ve Osmanlı Ordusu, Hasova mevkiinde durmuştu. Tarihe, Hasova Zaferi olarak geçecek olan savaştan önce, padişahın, Sad­razam Damat İbrahim Paşa’ya gönderdiği tezkere pek yüz kızartıcı oldu:

«Sen ki lalamsın, burda muharebe içün seni serdar idüp, ben buradan İstanbul’a revane olsam olmaz mı?…»

Naima, padişahın, ecdadının şânına yakışma­yacak bir biçimde nasıl korkaklık gösterdiğini, her­halde bu belgeden daha iyi belirtemezdi.

Naima, devlet kapısında, Anadolu Muhasebeciliği’ne kadar yükseldi, fakat haksızlığa karşı göz yummadığı ve devrin ileri gelenleri hakkında ten­kit edici sözler söylediği için 1706’da Hanya’ya sü­rüldü. Eşinin feryadı üzerine, sürgün yeri Bursa olarak değiştirildi ve sürgünde, çok sıkıntılı günler geçirdi. Koca bir yıl çekmediği çile kalmayan Nai­ma, nihayet Çorlulu Ali Paşa’nın müsaadesiyle tek­rar İstanbul’a geldi. Tekrar devlet hizmetine alın­dı. Hattâ Çorlulu Ali Paşa, onun gönlünü almak için Mora seferine beraberinde götürdü.

Lâkin bu sefer sırasında da tok sözlülüğünün cezasını çeken Naima, bir kısım görevlerinden af­fedildi. Haksız ve yersiz muamelelere maruz kaldı. Mora’nın Patias kasabasında muhasebeci olarak gö­revlendirildi. 63 yaşındayken, orada öldü. Patias’ta bulunan tek camiin avlusuna gömüldü. Bir süre son­ra ne o cami kaldı, ne de Naima’nın mezarı…

Kaynak: 100 Ünlü Türk, Web Bilge,

147 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım