Hoşgeldiniz  

Osmanlı İmparatorluğu’nda Harem Sistemi!!!

admin | 28 Ocak 2017 | Dünyadan, Genel, Güzellik ve Bakım, Tarih

Harem, Enderun’da olup, sarayın, kadınlar kısmıdır. Burada padişahın kadınları, kızları, annesi ve kadın esirler (cariyeler) ile şehzadeler bulunur. Harem’de de Enderun’dakine benzer teşkilat yapısı vardır. Burada da kadınlar arasında sıkı bir disiplin ve silsilei meratip uygulanmıştır.

Osmanlı devletinin yüzyıllarca dünyanın süper gücü olması sebebiyle Batılılar Türkler’in her şeyi ile ilgilendikleri gibi lıarem’i de çok merak etmişlerdir. Ancak harem’le ilgili hiçbir bilgi edinememişlerdir. Kendi kamu oylarındaki merakı tatmin için de harem ile alakah aslı esası olmayan, uydurma bilgilerle eserler kaleme almışlar, romanlar yazmışlardır. Hasbelkader İstanbul’a uğrayan bir Batılı, seyahatnamesinde mutlaka harem’e bir bölüm ayırmış ve işittiği dedikodulara kendisi de bir şeyler ilave ederek ve abartarak yazmıştır. İlgiyi çekmek için de harem’i padişahın aşkmeşk hayatının geçtiği, havuzların, cariyelerin, çırıl çıplak dans eden dansözlerin bulunduğu adeta bugünkü pavyonlar gibi tarif etmişlerdir. Harem’de yüzlerce cariye bulunduğunu, padişahın bunların içerisinden dilediğini seçtiğini vs. anlatmış durmuşlardır.

Günümüzde de bu konuda hala filmler çevrilmekte ve gerçeklerle alakası olmayan sahnelere yer verilmektedir.
İşin tuhaf tarafı Batılılar’ın bakış açısı bize de yansımış, belli bir dönem Osmanlı dönemine olumsuz yaklaşımın da tesiriyle harem, Osmanlı’nın günah galerilerinden biri olarak ele alınmıştır. Kısacası insanlar kafalarındaki cinselliği ve bugünün değerlerini tarihe taşımışlar, harem’e o gözle bakmaya çalışmışlardır.

Harem ile ilgili olarak Amerikalı bir araştırıcı tarafından yazılan Harem-i Hümayun adlı eserde Osmanlı harem’ini􀴥 cinselliğin sergilendiği yer olmaktan ziyade bir manastıra benzediği belirtilmekte ve “Harem ve sultanın cinsel yaşamına ilişhin tasvirler Osmanlılar hakkındaki kitapların satışına açıkça yardımcı olduğundan” dolayı harem konusunun ele alındığı kaydedilmektedir. Yazara göre Osmanlı hanedanının bir üreme politikası vardır ve tahta erkek varis bırakahilmek için padişahlar birden fazla erkek çocuk yapmaya çalışmaktadırlar.

Harem’deki kadınlar arasında enderun’daki iç oğlanları’nınkine benzer bir teşkilat vardı. Burada cariyeler (kadın esirler), sıkı bir eğitimden geçirilir, edebiyat, güzel sanatlar, musıki ve el işleri öğretilirdi. Ayrıca güzel konuşmak ile nezaket ve zarafet sahibi olmanın incelikleri verilirdi. Bu şekilde tahsil ve terbiye gören kadınlar, saraydan çıkıp, genellikle eyaletlerde görev almış sancakbeyi, beylerbeyi ve vezir rütbesindeki kişilerle evlendirilirdi. Böylece padişah, kullarının eyaletlerde yerli büyük ailelerin veya uygunsuz ailelerin kızlarıyla evlenmelerini ve münasebet kurmalarını önlemiş olurdu.

Saraydan bir kızla evlenmek imtiyaz işiydi. Çünkü sarayda yetişen kızlar, hem güzel, hem de son derece terbiyeli olurlardı. Her isteyene kız verilmezdi. Tanınmış ve itibarlı kişiler tercih edilirdi. Harem’in idarecisi padişahın annesi idi. Ona, mehd-i ulya veya valide sultan denilirdi. Yeni bir padişah tahta çıktığı zaman annesi törenle Eski saraydan Yeni saraya taşınır ve oğlu tarafından karşılanırdı. Padişahlar annelerine büyük hürmet gösterirlerdi. Valideler padişah olan oğluna “arslanım” diye hitap ederdi. Fakat XVI. yüzyılda Hürrem sultan ve Safiye sultanla başlayan kadınların devlet işlerine karışması adeti, XVII. yüzyılda da zaman zaman devam etti ve devlet işlerinde olumsuz gelişmelere yol açtı. Özellikle Kösem Sultan iktidar hırsıyla oğullarını öldürtmekten ve torunlarına suikast düzenlemekten bile çekinmedi. Ancak IV. Mehmed’in annesi Turhan Valide Sultan gibi devlet düzeninin sağlanması için var gücüyle çalışan ve son derece olumlu rol oynayan kadınlar da söz sahibi oldular.

Valide sultan’dan sonra, padişaha erkek çocuk doğurmuş olan haseki kadınların da harem ‘de nüfuz ve itibarı vardı. Ancak harem-i hümayünun hizmet ve muhafazası işleri ile görevli harem ağalarının nüfuzu da çok büyüktü. Zenci asıllı olan bu kişiler umumiyetle Mısır beylerbeyi tarafından saraya takdim edilirlerdi. Bunların daha önceden tenasül organları alınmış olur, yani hadım edilirlerdi. Osmanlılardan önce hadım harem ağaları geleneği Ortadoğuda kurulan birçok devlette mevcuttu. Bu sebeple harem, sadece İslam devletlerine özgü bir kurum değildi. Bizans’ta
da benzeri bir teşkilat vardı.

Kara ağaların içerisinde en nüfuzlu olanı Kızlar ağası ya da darü ‘s-sa ‘ade ağası olarak bilineni idi. Bunun mevkii bütün enderun ve harem-i hümayun ağalarından yüksekti. Veziriazam ve şeyhülislamdan sonra gelirdi. Esas vazifesi sarayın kadınlar kısmına nezaret etmekti. Emri altında kendisi gibi siyah birçok hadım ağası vardı. Kızlar ağalığı zaman zaman ak hadım ağalara verildiği de olmuştur. Aynı zamanda haremeyni’ş-şerffeyn evkafı denilen Mekke ve Medine vakıflarının nezareti ve bu vakfa ait dolap denilen hazinenin de amiri olan Kızlar ağasının nüfuzu, padişaha en yakın kişilerden birisi olmasından geliyordu.

Kaynak: Osmanlı Müesseseleri Tarihi,

264 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım