Hoşgeldiniz  

Osmanlı İmparatorluğu’nda Divan Toplantıları ve Divan Çeşitleri!!!

admin | 28 Ocak 2017 | Eğitim, Genel, Tarih, Ülkeler

1475’e kadar Divan’a bizzat padişah başkanlık ederdi. Toplantı her gün sabah namazından sonra başlar ve öğleye kadar devam ederdi. Fatih’ten önce divan üyeleri toplantıdan sonra padişahla birlikte yemek yerlerdi. Fatih bu adeti kaldırmıştır.

Fatih, 1475 tarihinden itibaren divan toplantılarına başkanlık etmekten vazgeçti. Toplantılara veziriazamlar riyaset etmeye başladı. Divan’ın toplandığı salonun üstünde kafes denilen bir pencere vardı ve padişah bu pencerenin arkasından arzu ettiği takdirde Divan’ dakilerin haberi olmadan toplantıları takip edebilirdi. Böylece divan üyeleri toplantı esnasında kendilerini daima padişahın kontrolünde hissederlerdi. Fatih, Babü’s-sa’ade’nin hemen gerisinde yaptırdığı arz odası’ nda, divan üyelerini her gün toplantılardan sonra kabul etmeye başladı. Padişahın huzuruna arz için önce yeniçeri ağası, sonra kadıaskerler giderdi. Bunlardan sonra veziriazam ve vezirler ve defterdar girerlerdi. Vezir rütbesinde değilse nişancı arza giremezdi.

1454 tarihine kadar divan toplantıları her gün yapılırdı. Bu tarihten sonra Fatih bunu haftada 4 güne indirmiştir. Veziriazam başkanlık etmeye başladıktan sonra da divan haftada 4 gün toplanmaya devam etti. XVII. yüzyılda divan toplantıları haftada 2 güne düştü. XVIII. yüzyılda ise divan idari bir kurum olarak işlevini kaybetmeye başladı ve sadece bazı tören merasimlerde toplanır hale geldi. Bunun sebebi divan üyelerinin başlarında bulundukları bürokrasinin ihtisaslaşmasıdır. Bu ihtisaslaşan bürolar sadrazama bağlı oldular.

İkindi Divanı
Bundan başka, veziriazam, her gün kendi konağında ikindi vakti divan toplardı ki, buna da İkindi Divanı denirdi. Burada hükumet işleriyle meşgul olunur, saraydaki Divan’da bitmeyen işler görüşülür, şikayetler dinlenirdi. Mühim siyasi ve idari meseleler ise saraydaki Divan’da görüşülürdü. Padişaha arza gerek görülmeyen hususlarda burada karara varılırdı. Kadıaskerler, nişancı ve defterdar da divan toplantılarından sonra kendi konaklarına dönerek görevleriyle ilgili işlerle uğraşırlardı.

Savaş ilanı veya devletin emniyetini tehdit eden olağanüstü hallerde, padişahın başkanlığında normal divan üyelerinin dışında önde gelen ulema ve ümera’nın da katılmasıyla geniş katılımlı divan toplantıları yapılırdı. XVII. Yüzyıldan itibaren ikindi divanının önemi artmış ve önemli birçok konu burada tartışılır ve görüşülür hale gelmiştir.

Galebe Divanı
Kapıkulu ocaklarına maaş verilmesi ve elçilerin kabulü münasebetiyle toplanan divana galebe divanı adı verilirdi. Galebe divanı’na yeniçeri ağası kalabalık bir yeniçeri maiyetiyle gelir ve törenle yemek yenilirdi. Yeniçerilerin herhangi bir sebeple yemek yemeği reddetmeleri herkesi telaşlandırır, bir isyandan korkulurdu.

Ayak Divanı
Olağanüstü zamanlarda önemli ve acele işlerin görüşülmesi için toplanan divana ayak divanı denilmiştir. Padişah gerek gördüğü zaman saray dışında da olsa ayak divanı akd edebilirdi. Ayak divanı sırasında Padişahtan başka herkes; veziriazam ve diğer rical ayakta dururlardı. Bundan dolayı ayak divanı adı verilmiştir. Seferde padişah olmadığı zam an serdar-ı ekrem unvanını taşıyan veziriazamlar da muharebe zamanında ordugahta ayah divanı kurarlardı. Ordu erkanı ve ocak subaylarının katıldığı bu divanda meseleler serbestçe müzakere edilir ve süratle karar alınırdı.

Ayak Divanı’nın en önemlileri ise, padişahların mecbur edildikleri ayak divanlardır. Kapıkulu ordusunun çıkardığı ayaklanmalar sırasında padişahlar babü ‘s-sa’ade önünde ayak divanı’na çağırılırdı. Mesela 1602 yılında kapıkulu süvarileri III. Mehmed’i ayak divanı’na çağırmışlar, o da ak ağalar kapısı denilen harem-i hümayun kapısına çıkarak askerlerin isteklerini dinlemiştir.

IV. Murad iki defa ayak divanı’na çağırılmıştır. Oldukça gergin geçen bu divanlardan ilkinde Hafız Ahmed Paşa yeniçerilerin tarafından öldürülmüş, ikincisinde ise defterdar, yeniçeri ağası ve padişahın musahiplerinden bazıları katl olunduğu gibi, asiler IV. M urad’ı açıkça tehdit etmişlerdir.

Divan’ın Gündemi
Divdn-ı hümayun’da, idari, mali, askeri, örfi ve şer’i, ülke ve toplumu ilgilendiren ve yöneticilerin kendi başlarına karar veremeyecekleri her türlü meseleler müzakere edilip karara bağlanırdı.

Dış siyaset, harp açma, her türlü tayin terfi, teftiş hususu da Divan’da görüşülüp bir karara varılırdı. Divan aynı zamanda en üst temyiz kurumu idi. Kaza mahkemelerinde hükme bağlanmış kararlara itiraz edildiği takdirde konu Divan’da görüşülürdü. Divan’ın verdiği kararlar kesindi ve derhal icra edilirdi. Divan’da kazai ve adli meseleler kadıaskerlerin yetkisine dahildi. Ayrıca ülkenin her yerinden herkes kendi meselesini doğrudan Divan’da görüşülmesini isteyebilirdi. Divan bunları ele alır ve ilgili birimlere çözümlenmesi için emir verilirdi.

Divan Üyeleri
Kuruluş ve Yükseliş döneminde, divan üyeleri şunlardı: Veziriazam, diğer vezirler, Anadolu ve Rumeli kadıaskerleri, defterdar ve nişancı. Bunların dışında reisülküttap, kapıcılar, tezkireciler, çavuşbaşı ve kapıcılar kethüdası gibi görevliler de divan toplantılarına iştirak ederlerdi. Fakat bunlar divan bürokrasini teşkil eden memurlar olup ayakta dururlar ve kendileriyle ilgili işleri yerine getirirlerdi. Divan’daki kararlar konusunda rey hakları yoktu.

Kuruluş döneminde divan üyelerinden vezirler umumiyetle ulema kökenli iken Fatih’ten sonra çok defa kul sistemi içerisinde yetişmiş ümera kökenli kişiler vezir olmuşlardır. Buna karşılık defterdar ve kadıaskerler ile nişancı, ulema kökenlidir.

Kaynak: Osmanlı Müesseseleri Tarihi,

203 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım