Hoşgeldiniz  

Osmanlı İmparatorluğu’nda Askeri Teşkilatlanma!!!

admin | 27 Şubat 2017 | Eğitim, Genel, Savaş Sanatı, Siyaset, Tarih

Osmanlı devleti gaza ve cihad esası üzerine kurulmuştu. Devlet müesseseleri adeta, devamlı harp halinde olan bir ordunun ihtiyaçlarının karşılanması için teşkilatlanmıştı. Bu yüzden devlet, daima güçlü bir orduya sahip olmak prensibini elden bırakmamıştır. Nitekim tarih boyunca kurulan Türk devletlerinin hepsi güçlü ve kudretli ordu temeline dayanmışlardır. Bu durumu Hunlardan başlayarak bugünkü devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar teşmil edebiliriz. Zaten dünya üzerinde güçlü ordu temeline dayanmayan büyük devlet görülmemiştir. Esasen cihan devleti haline gelmek ve dünya çapında bir politika takip etmek ancak böyle güçlü bir orduyla mümkün olabilmiştir.

XVI. yüzyılda imparatorluğun bir dünya devleti olarak yükselmesi, dünyanın birçok yöresine Osmanlı Kuvvetlerinin
gönderilmesini zaruri kılmıştır. Bu da, ordu ve donanma kadrosunun genişlemesine yol açmış ve müessese o çağda en gelişmiş şeklini almıştır. Devleti ayakta tutan ordu kudretini kaybedince diğer müesseselerdeki yozlaşma daha da belirgin hale gelmiştir.

Şimdi ordu müessesesini ana hatlarıyla ele alabiliriz. Osmanlı ordusu, genel olarak iki kısımda incelenebilir. Merkez kuvvetleri ve eyalet kuvvetleri. Yani kapıkulu ordusu ve timarlı sipahiler. Bu arada ilk askeri teşkilat olan yaya ve müsellemleri de zikr etmek gerekir.

1. Merkez Kuvvetleri
a) Yaya ve Müsellemler: Başlangıçta seferler ve ilk fetihler, beyliğe tabi aşiret kuvvetleri ile yapılmıştır. Ayrıca kaynaklarda Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi’nin silah arkadaşları olarak geçen Akça Koca, Konur Alp, Abdurrahman
Gazi, Sarnsa Çavuş vs. gibi şahsiyetlerin kendilerine bağlı küçük çaplı kuvvetleri olduğu anlaşılmaktadır. Zamanla fetihlerin genişlemesi sefere çıkacak asker ihtiyacını arttırdığından düzenli bir ordu teşkili zaruri hale gelmiştir. Osmanlı devletinin ilk askeri teşkilatı yaya ve müsellem kuvvetleridir. Kaynakların ifadesine göre Çandarlı Halil Paşa’nın tavsiyesiyle kurulmuştur. Alaedilin Ali Paşa’nın da emeği geçen bu teşkilatlanma ile biner kişilik bir atlı ve bir de yaya kuvvetler teşkil edilmiştir. Aslında bu teşkilatın kökü de Anadolu Selçukluları’na uzanmaktadır.

Selçuklularda sefer zamanında görev yapan ve ücret alan haşer ve kaser denilen bir sınıf asker vardı. Bunlar sefer olmadığı zaman taşrada, çiftliklerinde oturur, ziraatla meşgul olurlardı. Osmanlı yaya ve müsellem teşkilatı da Selçuklulardaki bu uygulamanın devamı niteliğindedir. Girişte bahsedildiği üzere Osmanlı müesseselerinin çoğu Anadolu Selçukluları’ndan iktihas edilmişti. Buna sebep de, Osmanlılar’ın Selçuklular’ın bir uç beyleri olmaları ve Selçuklu ümerasının Osmanlı hizmetine geçmiş olmasıdır. Nitekim Çandarlı Halil de, Molla Rüstem de Karaman
kökenlidir. Yani esasta Selçuklu geleneği içerisinde yetişmiş devlet adamlarıdır.

Yaya ve müsellemler Selçuklularda olduğu gibi sefer zamanında günde 2 akça yevmiye alırlar, sefer olmadığı zamanlarda da kendilerine tahsis edilen ve adına yaya ve müsellem çiftlikleri denilen çiftliklerde ziraatla meşgul olurlardı. Yaya ve müsellemler, timarlı sipahilerin dışında, ayrı sancak teşkilatma sahip idiler. Timarlı sancakbeyilerine karşılık yaya ve müsellem sancakbeyleri mevcuttu. Yayabaşı, çeribaşı gibi subayları vardı. Timarlı sipahilerin cebelü’süne karşılık yaya ve müsellemlerin de yamakları vardı.

Kapıkulu ve timarlı sipahi ordusunun teşkilatlanmasına kadar görev yapan yaya ve müsellem teşkilatı bundan sonra da lağv edilmedi. Geri hizmet erbabı olarak yol yapımı ve tamiri, köprü kurulması, kale inşaatı, hendek kazılması ve maden işletmeleri vs. gibi işlerde vazife gördüler.

b) Kapıkulu Ordusu: Fetihler genişledikçe devamlı silah altında bulunan bir kuvvete ihtiyaç duyuldu. Yaya ve müsellemler, geniş bir alanda yapılan fetihler için yeterli sayıda değildi ve devamlı silah altında bulunmuyorlardı. Bu sebeple devamlı silah altında olan bir merkezi kuvvet teşkiline gidildi. Yeniçeri ocağı I. Murad zamanında Anadolu
Selçukluları’ndaki hassa ordusu örnek alınarak kurulmuştu. Çandarlı Kara Halil Paşa’nın teklifi ve Molla Rüstem’in yardımıyla teşkil edilen bu ordunun asker kaynağı Hıristiyan asıllı esirlerdi. Neşri’nin ifadesine göre Halil Paşa, “bunları Türk ‘e verelüm. Hem Müslüman olsunlar, hem Türkçe öğrensinler, son m getürelim yeniçeri olsunlar” demiştir.

Kaynak: Osmanlı Müesseseleri Tarihi,

632 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım