Hoşgeldiniz  

Mustafa Kemal Atatürk Kimdir?

admin | 27 Temmuz 2017 | Eğitim, Genel, Savaş Sanatı, Siyaset, Tarih

1881-1938 tarihleri arasında yaşamıştır. BÜYÜK kurtarıcımız Mustafa Kemal ATATÜRK  Selanik’te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanımdır. Askerî öğrenimini 1904’te tamamladı ve kurmay yüzbaşı olarak, orduya katıldı. 34 yaşında general «mirliva» oldu, Anado­lu’da, Türk Ulusu’nun başına geçerek, büyük Kurtuluş Savaşımızı başlattı ve başardı. Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Bütün dünyaya, bir ulusun nasıl yoktan var olabileceğini gösterdi. 57 yaşında vefat etti.

HÂTIRASI, her Türk’ün gönlünde anıt gibi yükselen, hayatı, tarihimizin en şanlı sayfalarıyla do­lu, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılın­da, Selanik’te doğdu. Babası, Gümrük İdaresi’nde memur Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanımdı.

Bir başak demeti örneği altın sarısı saçları, çelik gibi parlayan mavi gözleriyle küçük Mustafa, daha okul sıralarındayken, diğer çocuklardan çok farklı olduğunu göstermişti. Bu yüzden, Askerî Rüştiye’de bir öğretmeni «ikimiz de Mustafa’yız. İsimlerimiz ka­rışıyor. Bundan sonra sen Mustafa Kemal olacaksın» diyerek O’na bir de «Kemal» adını verdi. Böylece Dünya Tarihi’ne Mustafa Kemal olarak geçen Ulu Ön­der, Sakarya Zaferi’nden sonra Türkiye Büyük Mil­let Meclîsi’nîn kararıyle «Gazi» unvanını aldı. So­yadı kanunu çıktıktan sonra, gene Meclis, O’na ve­rilecek en uygun soyadını kabul etti: Atatürk…

Askerî öğrenimini 1904’te, «Kurmay Yüzbaşı» olarak tamamladı. Devrin müstebit hükümdarı II. Sultan Abdülhamit’e ve onun kötü idaresine karşıy­dı. Bir görevle Şam’a gönderildi, böylece İstanbul’­dan uzaklaştırılmış oldu.

Mustafa Kemal, Türk ulusunun acı bir sona doğru nasıl sürüklendiğini görüyor ve yurdumuzu kurtarmak için büyük plânlarını daha o günlerde hazırlıyordu. Nitekim Suriye’de gizli ve ihtilâlci bir cemiyet kurdu. Bir süre sonra Selânik’e geçti. Ora­da, «İttihat ve Terakki»nin çalışmalarına katıldı.

Çok geçmeden patlak veren Birinci Dünya Sa­vaşı, Mustafa Kemal’e de yeni ve güç görevler yük­lemişti. Nitekim, Büyük Gazi Anafartalar’da göster­diği üstün kahramanlıkla, adını Türk Tarihi’ne «Anafartalar Kahramanı» olarak yazdırdı. Bu zaferden sonra, rütbesi miralaylığa yükseltildi. Düşman Çanakkale’den çekildikten sonra, Miralay Mustafa Kemal, Kafkas Cephesi’ne de gönderildi ve henüz 34 yaşındayken general (mirliva) oldu. Bu sırada Osmanlı Hükümeti, Mondros Mütarekesi’ni imzala­dığı için, yeni görevinde, âdeta eli kolu bağlı kalan büyük insan Türkiye’nin artık bir batağa saplandığı­nı görüyor, îçî kan ağlıyordu. Gece gündüz, benli­ğini saran tek düşüncesi vardı: Vatanı kurtarmak..

İstanbul’dan «Bandırma» vapuru ile yola çıkan Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastığı gün, artık bir devir kapanıyor, bambaşka bîr devîr açılıyordu. Mustafa Kemal Paşa, hızla faali­yete geçerek, önce Erzurum Kongresi’ni, sonra Sivas Kongresi’ni topladı. O sırada, İstanbul düşman çiz­mesine boyun eğmiş, Osmanlı Meclisi Mebusan’ı dağıtılmış, ordunun elinden silâhları alınmıştı.

işte o çetin günlerde, büyük kurtarıcımız Sivas’tan Ankara’ya geçti; kısa bir süre sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni topladı. Çünkü Anadolu, ar­tık İstanbul’da, düşmanın oyuncağı haline gelen ve iflâs eden Osmanlı idaresini reddetmişti. Kendine, kendi içinden ve kendi gücüne dayanan bir yönetim şekli arıyordu. Evet 23 Nisan 1920’de büyük tören­le açılan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi, artık mil­letin kaderinde söz sahibi idi. Böylece bugünkü genç Türkiye’nin temeline ilk harç konuldu. Artık büyük Kurtuluş Savaşı’mız başlayacaktı.

Anadolu, her ferdiyle bu savaşa hazırdı. Artık bir destan başlayacaktı. Bu destan 9 Eylül 1922’de düşmanı İzmir’de denize döktüğümüz güne dek sürdü. İşte o günler, Dumlupınar’dan Sakarya’ya kadar, nice nice büyük kavgalarla ve mehmetçiğin peşpeşe kazandığı nice nice büyük zaferlerle Türk Tarihi’nin altın harflerle yazılı sayfalarıdır.

Evet nihayet, vatanımızın üstündeki kara bu­lutlar dağıldı. Kurtuluş Savaşı kazanıldı. Şimdi de sıra, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın adını yıl­larca önce düşündüğü ve o güne kadar kutsal bir sır gibi sakladığı Cumhuriyet’in ilânına gelmişti. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilân edildiği gün, Türk Tarihi’nin en Önemli dönüm noktası oldu. Ve o gün bütün dünya «Bir milletin nasıl yoktan var olabile­ceğini» büyük bir örnek ve ibretle gördü. İşte genç Türkiye için, savaştan barışa uzanan, devrimden dev­rime ulaşılan pırıl pırıl aydınlık, ışık dolu bir yol o tarihte başladı. Bu yol, modern Türkiye’yi yaratan yol, yâni Atatürkçülük yolu oldu. Ulu Önder, bir in­san ömrüne sığmayacak kadar büyük işleri başarmış, fakat kendini, milletine adarken artık yorgun düş­müştü. Kendisinden çok şeyler beklenilen çağda, 57 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Bugün O, Anıtkabir’de ebedî uykusunu uyur­ken, adı, tek bir ülkü, tek bir ruh olarak hepimizin kalbinde meşale gibi parlar…

Kaynak: 100 Ünlü Türk,

122 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım