Hoşgeldiniz  

Mescid-i Aksa’nın Müslüman, Hıristiyan ve Musevi Tarihi!!!

admin | 11 Aralık 2015 | Dünyadan, Genel, Tarih, Ülkeler

Her iki toplum açısından Mescid-i Aksa’nın önemine kısaca değinmemiz meydana gelen çatışmaların psikolojik, dini arka planının daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Yahudilerin tarihi kökenleri M.Ö. 2000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Yahudiler uzun tarihi süreçte farklı isimlerle anılmıştır. Hz. İbrahim döneminden Filistin’e yerleşene kadar “İbrani” daha sonra Yakup’un diğer adından dolayı “İsrailoğulları” olarak anılmışlardır. Hz. Musa’ya nispetle “Museviler” olarak isimlendirilmeleri ise “on emir” ile başlamıştır.  İsrailoğulları, Tanrının bugünkü Filistin’i, Hz. İbrahim aracılığıyla onlara vaat ettiğine inanmaktadırlar. Bu inanç devletlerarası ilişkilere de yansımış ve kendilerini diğer halklardan üstün görmelerine neden olmuştur. Yahudiler, Filistin’de sürekli devlet kurma amacını taşımışlardır. Kudüs merkezli devlet kurarak Tanrı ile yaptıkları Ahit’e sadık kalacaklarına inanmaktadırlar.

mescidi-aksa

Yahudi tarihinin ana kaynağı Tevrat’tır. Filistin’e, Kudüs’e yükledikleri anlamların tespiti açısından Tevrat’ın incelenmesi bir zorunluluktur. Tevrat, yaratılıştan başlayarak, Yahudi peygamberler dönemiyle devam edip yazılar kısmıyla son bulmaktadır. Bu bölümlerin her biri farklı kısımlara ayrılarak isimlendirilmiştir. Yeşu, Hakimler, Samuel I-II, Krallar vb. kısımlarda Yahudilerin Mısır’dan çıkışlarıyla Babil sürgünü arasında yaşadıkları tarihi süreç aktarılmaktadır. Yahudi kaynaklarında Avraham olarak isimlendirilen İbrahim, Yahudilerin atası kabul edilmektedir. İbrahim’in Hacer’den İsmail, Sare’den ise İshak isimlerinde oğulları olmuştur. İsmailoğulları ve İsrailoğlulları bu soylara dayandırılmıştır. Tevrat’ta, Tanrının İbrahim’le bir Ahit yaparak soyunu bereketli kıldığı ve “Topraklarından bal ve süt akan Siyon’un” İbrani soyuna vaat edildiğinden bahis edilmektedir. Yahudiler soylarını İshak’a dayandırmakta ve onun oğlu Yakup ile devam ettirmektedirler. Böylece Filistin’in kendilerine “vaat edilmiş topraklar” olduğunu iddia etmektedirler. Filistin’in, kutsal kitapla birlikte ikonlaştırılması Yahudi kimliğini “seçilmişlik” duygusuyla birleştirmiştir. Bu ise dünya dini olan Yahudiliği küçük bir gruba indirgemiştir. İsrailoğullarını, 430 yıl kaldıkları Mısır’dan çıkaran Kutsal Kitap’ta Moşe olarak geçen Hz. Musa’dır. Hz. Musa, on emir olarak bilinen Museviliğin ilkelerini Sina dağında Tanrı’dan almıştır. Emirler Yahudiliğin dini kimliğinin belirlenmesi noktasında çok 4 önemlidir. Musa’nın vefatından sonra Filistin’e Yuşa Peygamber yönetiminde yerleşilmiştir. Filistin toprakları bu dönemde ele geçirilmiş ve 12 kabile arasında pay edilmiştir. Yeşu’dan sonra Yahudiler, Tevrat’ta isimleri bulunan “Hâkimler” ve “Krallar” tarafından yönetildiler. Tanrıyla yapılan Ahit’in bulunduğu sandık Yahudi kabilelerinin düşmanlarının elindeydi. Kral Davud, M.Ö. 1000’de rakip devletleri yenip kabilelerin ortasında yer alan Kudüs’ü aldı ve başkent ilan etti.Ayrıca Ahit Sandığı’nı da ele geçirip başkent Kudüs’e getirdi. İlerleyen yıllarda Yahudi milliyetçiliği açısından önem arz edecek olan Yahudi krallığının Filistin’de kurulması bu döneme rastlamaktadır. Hz. Davud’dan sonra oğlu Hz. Süleyman’ın anlaşmalar yoluyla tesis ettiği siyasi ve ekonomik başarıları Kudüs’te “Kutsal Mabedin” (Büyük Mabet, Bet Amikdaş) M.Ö. 953’te inşa edilmesi izledi. Mabedi Fenike’den ve diğer ülkelerden getirilen sanatkârlar tasarladı. Kral Davud’un, rakip kabile olan Filistlerden geri aldığı Ahit sandığı da mabedin içerisine yerleştirildi.Mabet ile birlikte Yahudi kabilelerinin tek merkez de toplanması sağlandı. Kabileler, başkenti Kudüs olan merkezi bir İsrail krallığına dönüştü.

srail devleti Süleyman’ın ölümünden sonra M.Ö. 931’de Yahuda ve İsrail olmak üzere ikiye ayrıldı. İsrail krallığı, M.Ö. 722-721 Asurlular, Yahuda Krallığı ise M.Ö. 586’da Babil Kralı II. Nebukadnezzar tarafından yıkıldı. Yahudi kabileleri M.Ö.586-538 arasında Babil’e sürgün edilmiş ve Kutsal Mabet yıkılmıştır. Bu hadise Yahudi tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. M.Ö. 539’da Pers Krallığının, Babil devletini yıkmasıyla Yahudiler Kudüs’e dönmüşlerdir. Kutsal mabedi tekrar inşa eden Yahudiler sırasıyla Büyük İskender’in ölümüne kadar Grek yönetiminde, daha sonra Pitolomeler ve Selevkiler tarafından yönetilmişlerdir. Bu süre zarfında Yahudilik toplumun her katmanını kapsayacak şekilde yaygınlaştırıldı.

M.S. 70’te Kutsal Mabedin Hıristiyan Roma tarafından tekrar yıkılmasıyla Yahudiler Kudüs’ten çıkarıldılar. Dünyaya yayılan Yahudiler, Bizans İmparatorluğu, Selçuklular, Osmanlı Devleti vb. devletlerde yaşadılar. Bir gerçek var ki Yahudiler M.S. 70’ten itibaren 1948’e kadar bir devlet kuramadılar. Müslümanlar açısından Kudüs ayrı bir öneme sahiptir. Bilindiği üzereMescid-i Aksa ilk kıblemizdir. Aynı külliye-avlu içerisinde Kubbetüssahra Camisi de bulunmaktadır. Müslümanlar için ibadetin ana temellerinden en önemlisi olan namaz Hz. Peygamber’in Miraç hadisesi ile Müslümanlara farz kılınmıştır. Miraç gecesi Hz. Peygamber mucizevî bir şekilde Kâbe’den Mescid-i Aksa’ya gelmiştir.

mescid-i-aksa_11226

Hz. Peygamberin Kubbetüssahra içerisinde havada asılı olarak bulunan muallâk taşı üzerinden semaya yükselir. Hz. Peygamber namaz müjdesiyle tekrar dünyaya döner. Miraç gecesi ve Mescid-i Aksa Kuran-ı Kerim’de İsra Suresi’nde geçmektedir. Mekke, Medine’den sonra Mescid-i Aksa, İslam açısından üçüncü kutsal mekândır. Müslümanların önem verdiği 260’tan fazla eser bulunmaktadır. Duvarlarla çevrili bu alan Haremüşerif olarak da isimlendirilmektedir. 8 Kudüs’ü Hz. Ömer 638 yılında ele geçirdi.İslam yönetimi altında bütün dinlerin rahatça ibadetlerini yapabildiği bir dönem başladı. Hz. Ömer’in Müslümanların Kutsal Gömüt Kilisesi’nde namaz kılmasını istemelerini zarif bir düşünceyle geri çevirmesi günümüzde halen dilden dile anlatılmaktadır. Müslümanlar kenti kutsal yer manasına gelen El-Kudsolarak anmaya başladılar. 687-691 Halife Abdülmelik tarafından kutsal taşın korunması maksadıyla Kubbet-üs-Sahra inşa edildi. Sırasıyla Abbasiler, Tolunoğulları, Akşitler, Fatımiler yönetiminde kalan şehri 1077 yılında Selçuklu Devleti ele geçirdi. 1099 yılında ise Haçlılar Kudüs’ü Fatımi Devleti’nden aldı. Haçlılar şehirde tarihin en büyük katliamlarından birisini gerçekleştirdiler. Ayrıca Kubbet-üs-Sahrayı kiliseye çevirdiler. 1187’de iseSelahaddin Eyyubi 6 şehri Haçlılardan geri alarak tekrar adaletli yönetim tarzına kavuşturdu. Kudüs’ten kovulan Yahudilere tekrar yerleşme hakkı tanıdı.Selahaddin Eyyubi Kubbet-üs-Sahra’yı tekrar camiye çevirerek Müslümanların gönlünü bir kez daha fethetti.  Osmanlı Devleti 1517’de Kudüs’ü Memluklerden aldı. Kanuni Sultan Süleyman 1537- 41 arasında kurduğu vakıflarla şehrin surlarını tekrardan yaptırdı. Ayrıca Aksa Camii kubbelerini altın çinilerle donattı. Kudüs genelinde adalet hâkim oldu. Bütün dini gruplar ibadetlerini rahat bir şekilde yapabilmekteydi. Kanuni Sultan Süleyman’dan II. Abdülhamit’e kadar Kudüs sürekli geliştirilerek yeni tarihi eserler inşa edildi. 1917’de General Allenbyyönetiminde İngiliz ordusu Kudüs’ü İngiltere’nin himayesine aldı. Kudüs, 1947 yılına kadar İngiliz manda yönetimiyle idare edildi.Özetle belirttiğimiz bu bilgiler Müslümanlar için de Kudüs’ün vazgeçilmezliğini ortaya koymaktadır.

Hıristiyan inancı etrafında değerlendirdiğimizde ise Hz. İsa’nın Kudüs’te çarmıha gerilmesi olayımevcuttur. İbadet noktasında önemli sayılan KıyameKilisesi de Kudüs’te bulunan en önemli eserdir. Ağlama Duvarı, Mescid-i Aksa ve KıyameKilisesi birkaç yüz metre arayla bir arada bulunmaktadır.

Kaynak: http://www.erusam.com/images/dosya/AKSA

691 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım