Hoşgeldiniz  

Mehmet Emin Ali Paşa Kimdir?

admin | 26 Temmuz 2017 | Genel, Siyaset, Tarih

1825-1871 tarihleri arasında yaşamıştır. GEÇEN yüzyılın Osmanlı polilikacılarındandır. Beş defa Sadrazam, yedi kere Hâriciye Nazırlığı etmiş­tir. Mehmet Emin Âli Paşa, İstanbul’da doğdu. Babası Mısırçarşılı Âli Rıza Efendiydi. On beş ya­şında Divan-ı Hümayun kalemine girdi. 1835’te Vi­yana Elçiliği Kâtipliğine atandı. Çeşitli görevler­de bulunduktan sonra veremden öldü. Süleymani’ye Camii’nin yanında büyük törenle toprağa verildi. Hayatı, diploması tarihimizde önemle okunuyor.

MEHMET Emin, on beş yaşında devlet memur­luğuna başlayınca kısa zamanda kendi kendine Fran­sızca öğrenmiştir. Adının Mehmet Emin Âlî’ye çevri­lişi bu büroda olmuştur. Bir buçuk yıl Viyana’da el­çilik kâtipliği yaptı. Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Pa­şa kendisini koruyordu. Âli’nin yazdığı notaları Fransızlar çok beğeniyorlardı. Kaligrafisi güzeldi. Divan-ı Hümayun tercümanlığına alındıktan sonra Londra’ya sefaret müsteşarı olarak gönderilmiştir. Daha sonra Hariciye Müsteşarlığında bulunmuş, 1841’de, Londra Büyükelçiliğine getirilmişti. Üç yıl bu görevde kaldı. Koca Reşit Paşa Sadrazam olunca 1846’da Haricîye Nâzırlığı’na tayin edildi. Kaderi, Paşa’ya bağlıydı san­ki. Paşa Sadrazam olunca Âli’ye de iş veriyor, onun yerine başkası Sadrazam olursa Âli de işinden atılı­yordu. Nitekim, Reşit Paşa’nın koruyuculuğunu gör­müş Keçecizade Fuat Paşa da, Şinasi de aynı mua­meleyle karşılaşmışlardır.

Çok genç yaşta ileri mevkilerde bulunan Âli Pa­şa, aynı zamanda Encümen-i Dâniş adiyle kurulan bi­lim kurulunda da görev almıştır. Reşit Paşa ölünce, henüz otuz iki yaşındayken, 1857’de Sadrazam ol­muştur. Bir yıl sonra ise o zamanın âdeti üzerine. Sadrazamlıktan azledilenlere valilik verilerek İstan­bul’dan uzaklaştırıldıkları için o da Bursa Valiliği’ne getirilmiştir. İzmir Valiliği, Tanzimat Meclisi Reisli­ği, Paris Kongresinde birinci murahhaslık gibi önem işlerde bulundu. Abdülmecit zamanında bir daha Sadrazamlığa getirildi. Sultan Abdülâziz tahta çı­kınca iki defa daha Sadrazam tâyin olundu.

Mehmet Emin Âlî Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’ nun pek kritik günlerinde Sadrazamlık yaparak gemi­yi batmaktan korumağa çalışmış değerli devlet adamlarındandı. Ama bilhassa Sultan Aziz’in tam manasıyle despot yönetimine karşı başlamış olan meşrutiyet idaresi isteklerini bağdaştırmayı başaramamış, gizli ihtilâl cemiyetlerinin doğmasına, Yeni Osmanlılar’ın mücadelesine yol açmıştı. Aslında bu hareket, asıl, Mısır’daki «Hidivlik» meselesindeki usul değişmesin­den doğmuşsa da hedef, gayet tabiî olarak padişah ve Sadrazamdı. Âli Paşa, temkinle bunlara karşı koymağa ve idare etmeğe, biçimine getirip hepsini İs­tanbul’dan uzaklaştırmağa çalıştıysa da Avrupa’ya kaçmalarını önleyemedi. İstanbul’da yabancı, bağım­sız postaneler vardı ve yurt dışındakiler, bu kanal­dan içeriye her türlü evrağı sokuyor, buradakilerle bağlantı kurabiliyorlardı. Bu üzüntüler, sonunda paşayı verem edip yataklara düşürmüştür.

Tarihî kayıtlara göre, veremden yüzü sapsarı, zaman zaman ateşler içinde yanarak gene işinin ba­şına gelen ve durup dinlenmeden çalışan Âli Pa­şa, bu enerjisiyle de, diğer devlet adamlarına dai­ma örnek oluyordu. Hattâ, son nefesini verinceye kadar çalıştığı da gerçektir.

Yabancı ülkelerle yapılacak anlaşma ve kongre­lerdeki siyasî tutumu Paşa’ya haklı bir politika şöh­reti kazandırmıştı. Ama bu şöhret onun dinamik bir politikacı olmasından çok zekâsını, bilgisini oyala­yıcı yolda kullanmaktaki hünerinden ileri geliyordu. Yoksa Tanzimat Devrinin ikinci yarısında verilen ta­vizlerin büyük kısmında onun mührü bulunacaktı.

Mehmet Emin Âli Paşa’yı yıpratanlar arasında, Mısırlı Fazıl Mustafa Paşa başta gelmektedir. Hıdivlik ümidini kaybeden Fazıl Mustafa Paşa, servetini bu yolda harcayarak Padişahı ve Sadrazam mı de­virmek maksadıyle Avrupa’ya kaçan Yeni Osmanlıları beslemekten bir an geri durmamıştır.

Çok bilgili bir insan olan Âli Paşa, devlet idare­sinde olduğu kadar savaş idaresinde de beceriksiz­likler yaptı. Girit’in elden çıkmasına yol açan isyanı bir türlü bastıramadı. Bu sebeple, «Girit’i Yunanlılara peşkeş çekti» diye aleyhte propagandalara hedef ol­du. Rakibi Ziya Paşa: «Ömründe askerlik etmediği halde başkomutanlık kılıcı kuşandı, bir yıl Girit’i ab­luka etti ama sonunda bir külüstür Yunan gemisi esir alabildi» gibi küçültücü sözlerle dolu mükemmel bir hiciv eseri olan «Zafernâme»yi yazmış, boyunun kı­salığından kinaye «Allah boyu kadar ömrünü uzun et­sin» diye bir duâ ile şiirini bitirmişti. Bu da, Mehmet Emin Âlî Paşa için son darbe oldu. Bununla beraber Girit’e kadar kışta kıyamette gittiği halde, Rusya’nın kışkırttığı isyancılarla bir türlü anlaşamamıştı.

Âli Paşa, son sadrazamlığında, kendisine muha­lif olanlar hakkında af çıkartmış, ama bunların bir kıs­mı, o ölmedikçe memlekete dönememişlerdir.

Âli Paşa, 56 yaşında yani en verimli çağında veremden vefat ettiği zaman Türk Diplomasi Tari­hi, büyük bir şahsiyeti kaybetmiş oldu.

Kaynak: 100 Ünlü Türk,

98 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım