Hoşgeldiniz  

Mehmet Akif Ersoy Kimdir?

admin | 30 Temmuz 2017 | Edebiyat ve Türkçe, Eğitim, Genel

1873-1936 tarihleri arasında yaşamıştır. ŞAİR ve makaleci. İstanbul’da doğdu, burada öldü. İlk tahsilini Fatih Rüştiyesi’nde, orta öğrenimini Mülkiye’nin idadi (lise) kısmında, yüksek öğreni­mini de yatılı olarak Halkalı Sivil Baytar Okulu’nda yaptı. Baytarlıkla Edirne’ye gönderildiyse de sonra İstanbul’a gelerek edebiyat öğretmenliğine başladı. Bir ara Darülfünun’da edebiyat dersleri verdi. Anadolu Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Cumhu­riyetten sonra İstiklâl Marşı’nı yazdı. 1936’da öldü.

MEHMET Akif’in asıl adı Ragıyf’ti. Bir çeşit ek­mek demek olan bu Arapça kelime, harfleri «Ebced» sayılarına vurulunca onun doğum tarihini gös­teriyordu ama, babasından başka kimse bu adı kul­lanmadı.

4 yaşında okumaya başlayan, orta öğrenimi sı­rasında hâfız olan, Farsça’yı bir hocadan, Fransızca’ yı da kendi kendine öğrenen Akif, daha Baytar Okulu’ndayken şiir yazıyordu. İlk şiiri «Kur’ân’a hitâb» dır ve 1895’te Resimli Gazete’de çıkmıştır.

Mehmet Akif, heyecanlı, hareketli, pehlivan yapılı, güreş seven, taş atmayı, spor haline getirmiş bir adamdı. Uzun zaman yürüyebilmesi, Anadolu’ya geçtiği sırada araç bulamayınca köyden köye yaya gidebilmesini sağlamıştır. İkinci Meşrutiyet’ten son­ra bir ara İttihat ve Terakki genel merkezinde ak­şamları Arapça dersleri vermişti. Ama Ziya Gökalp’ın milliyetçi fikirlerini benimseyemediğinden bu işi bı­rakmak zorunda kaldı. Ona göre milliyetçi fikirler, bölücüydü. Önemli olan, toplumları birleştirici bir temeli yaymaktı ki bu da ancak din olabilirdi. Bu sebeple, Eşref Edip’in çıkardığı «Sırat-ı Müstakim»de yazmağa başladı. Daha sonra kendisi Sebilürreşâd’ı çıkardı. Akif’in bu siyasî düşüncelerinde Mısırlı bil­gin Muhammed Abdûh’un açık tesiri vardır.

Ancak, Mehmet Akif’teki din anlayışı o zaman çok yaygın olan yobazların softaca din anlayışından farklıdır. O, İslâmiyetin ilk devirlerindeki saf ahlâk prensiplerine gidilmesini istiyordu. Onun anladığı tevekkül, halk arasında yaygın olan her şeyi mis­kince Allah’tan beklemek değil, aksine çalışmaktı.

Akif, bu fikirlerini makale ve şiirleriyle yayı­yordu. Ama cumhuriyet ilân edilip de hükümet lâiklik prensibini kabul edince, ülküsünün çöktüğü­nü gördü. Küstü ve Mısır’a giderek orada yaşamayı tercih etti. Gerçekçi yirminci yüzyıl, Akif’in Ortaçağ düşüncesine bağlı, insan topluluklarını din inancı al­tında toplayarak yönetme ilkesiyle çelişki halindeydi.

Şair olarak Akif’in «Konuşma diliyle vezinli söz­ler» yazdığını görürüz. Aruz vezniyle yazılmış olan birçok eseri, Nasrullah Camii’nde verdiği ahlâk vaazından farklı değildir. Çünkü Akif de şiiri top­lumun yararına bir araç sayanlardandır. Bununla be­raber, din heyecanını konu olarak aldığı zaman «Me­sih Paşa İmamı», «İstiklâl Marşı», «Çanakkale Şehit­leri» gibi pek çok eserinde coşkun ve mistik bir li­rizm görülür.

Akif’in şiirleri, genellikle hikâye plânı üzerinde yazılmıştır. Bunlar ya «Küfe», «Hasır», «Hasta»da ol­duğu gibi kısadır, ya da «Süleymaniye Kürsüsün­de», «Fatih Kürsüsünde» olduğu gibi iç içe geçerek uzar gider. Tevfik Fikret’teki en kaba konuyu bile şairce görme eğilimi onda mevcut değildi. Bu ba­kımdan Akif, gözlem gücü fazla olan bir gerçekçi roman yazarı gibi davranır. Şirazlı Hafız Sadi’nin çok tesirinde kalmış, ondan pek çok tercüme yapmış, ay­rıca Kur’an’daki Önemli âyetleri şerheden, yorumla­yan manzumeler meydana getirmiştir.

Millî Eğitim Bakanlığı, 1921’de bir İstiklâl Mar­şı yarışması açmıştı. Buna herkes katıldığı halde Akif’in katılmamış olması dikkati çekti. Kendisine yakın arkadaşları sebebini sordular. Kazanırsa ödül kabul edemeyeceğini bildirdi. Bu şart kabul edildi ve Akif şiirini gönderdi. Aynı yıl mart ayının birinci toplantısında Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi (Tanrıöver), kürsüye gelerek İstiklâl Marşı’nı oku­du. Mehmetçiğin aziz ruhuna ithafını taşıyan şiir üç kere tekrarlatıldı. Üçünde de ayakta dinlendi ve alkışlandı. 12 mart toplantısında, Akif’in şiiri Millî Marş’ın sözleri olarak kabul edildi. Şair, eserini mil­lete malettiği için Safahat’a almadı…

Mehmet Akif’in İstiklâl Marşı şiiri, ünlü beste­cilerimizden Osman Zeki Üngör tarafından beste­lendi. ilk çalındığı zaman, büyük heyecanla karşı­landı ve millî marş olarak kabul edildi.

Büyük şair, 1925’te Kahire’ye gitti. Orada, Ka­hire Üniversitesinde Türk Edebiyatı Kürsüsü’nün başına geçti. Onbir yıl orada kaldı ve ölümüne ya­kın günlerde İstanbul’a geldi ve 27 Aralık 1936’da hayata gözlerini yumdu. Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi. Her yıl büyük ihtifallerle anılan mil­lî şairimiz, millî marşımız çalındıkça hatırlanacaktır.

Mehmet Akif’in şiirlerinin toplandığı Safahat, yedi cilttir. Her cilt, bir kitap özelliğini taşır. Bunlar sırayla «Safahat», «Süleymaniye Kürsüsü’nde», «Hakk’ın Sesleri», «Fatih Kürsüsü’nde», «Hatıralar», «Asım» ve «Gölgeler»dir. Şair, sonradan bunları «Sa­fahat» adı altında 7 ciltlik tek kitapta toplamıştır.

Kaynak: 100 Ünlü Türk,

84 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım