Hoşgeldiniz  

Koca Yusuf Kimdir?

admin | 28 Temmuz 2017 | Genel, Spor

1857-1898 tarihleri arasında yaşamıştır. ÜNÜNÜ bütün dünyaya yayan büyük pehlivan. Şumnu’nun Karalar köyünde doğdu. Ufacık bir ço­cukken köyde danalarla boğuşmaya başladı, sonra kispeti ayağına geçirip giire$meye koyuldu. Ünü ön­ce Deliorman’ı, sonra Kırkpınar’ı kapladı. Türk gü­reşinin gelmiş geçmiş en büyük bir pehlivanı ola­rak ortaya çıktı. Avrupa ve Amerika’da yaptığı bü­tün güreşleri kazandı. Amerika’dan dönüşte bindiği vapurun batması sonucu öldü. Mezarı dahi yoktur

OCA Yusuf yalnız Türk güreşinde değil, gü­reş dünyasında dahi büyük bir zirvedir. Ermey­danları Koca Yusuf’u, güreş fatihimizin en bü­yük pehlivanlarından biri olan ve 26 yıl Kırkpınar’ın Başpehlivanlığını elinden bırakmayan ünlü Kel Aliço’nun karşısında tanıdı ilk kez. 27’nci yılda da başpehlivanlığı rakipsiz alacağını umarak Kırkpınar’a gelen Kel Aliço burada «Başa güreşeceğim» diyen Deliormanlı Yusuf isminde körpe bir çocuk­la karşılaştı.

Herkes er meydanlarının pek yaman kurdu Kel Aliço’nun bu «tüysüz kızan»ı, karşısına çıktığı­na pişman edeceğini umuyordu. Ancak Deliormanlı Yusuf öylesine yaman bir güreş çıkarıyordu ki, buna Kel Aliço da şaşırmış ve güreş âlemindeki meşhur gaddarlığını dahi ortaya koymaktan çekinmemişti. Ancak saatler uzayıp gittiği halde Aliço neticeyi le­hine çeviremiyordu. Üstelik ilerlemiş bir yaşta bu­lunan ünlü pehlivanda yorgunluk alâmetleri başgöstermeye başlamış ve durumu tehlikeye düşmüş­tü. 26 yılın başpehlivanı Aliço’nun böyle toy bir peh­livana yenilerek güreş dünyasındaki tahtını kaybet­mesine kimsenin içi râzı gelmiyordu. Havanın karar­masını fırsat bilenler güreşi yarıda bıraktırmak iste­diğinde Aliço’nun gür sesi er meydanını kapladı;

«— A be burası Kırkpınar’dır… Er meydanıdır buncağaz. Burada yenişene kadar güreş tutulur. Zift fıçıları, çıralar ne güne duruyor? Tutuşturun oncağazları… Pişmiş güreş bırakılır mı hiç?.. Bu kızancağıza yenilmek kaderimde varsa, bırakın yensin be­ni… Hem ben artık bu meydanlardan çekileceğim. Aliço’yu yenmek talihini bir daha bu Yusufcağaz nerede bulacak?..»

Aliço’nun bu sözleri Yusuf’u öylesine duygulandırmıştı ki, gözyaşlarını tutamadı ve büyük usta­nın eline sarılıp öptükten sonra titrek bir sesle ona âdetâ yalvardı: «— Ustaların ustası, pehlivanların pehlivanı, koçyiğit ağam benim. Gel bırakalım şu güreşi. Sözlerinle yendin sen beni. Elimde ayağım­da derman komadın. Bu söylediklerinden sonra ben seni tutamam gayri. İstersen sen tut beni, vur sırtı­mı yere…» Aliço da meydanı çevreleyen kalabalığı teşkil edenler gibi çok duygulanmıştı. Nerede ise ağlayacaktı. Deliormanlı Yusuf’un alnına sıcak bir bûse kondurdu: «— Bu meydan bundan sonra se­nindir artık. Senin gibi bir pehlivan ortaya çıktık­tan sonra gözüm arkada kalmadan ayrılacağım bu­ralardan. Ödül de, başpehlivanlık da senindir. İki­sine de güle güle sahip ol, ikisi de sana helâl olsun oğul,..» dedi.

Ve o günden sonra Türk güreşinde Koca Yu­suf’un devri başladı. Er meydanlarında kasırgalar yaratıp rakip tanımayan bir kuvvet olarak ortaya çı­kan ve yalnız cüssesinden ötürü değil, güreş değe­rinden ötürü de «Koca» sıfatını alan büyük Türk peh­livanı yenecek rakip bırakmadı. Bunu fırsat bilen açıkgöz organizatörler onu Avrupa’ya götürdüler.

Avrupa’dan sonra Amerika’da yaptığı bütün gü­reşleri de kazanan ve dünyanın en ünlü pehlivanla­rını sıraya dizen Koca Yusuf’a Amerika’da milyo­ner bir kadın âşık olmuştu, bu kuvvet ilâhından çocuk sahibi olmak istiyordu. Yusuf bunu işitti­ği zaman «Ben buraya damızlık gelmedim» diye kükredi.

Avrupa ve Amerika’daki güreşlerinden 800 al­tın kazanmıştı Koca Yusuf. Bunları kemerine yerleş­tirip Fransız bandıralı «La Bourgogne» vapuru ile yurda dönerken, bindiği gemi Atlas Okyanusu’nda sis yüzünden İrlanda bandıralı «Cromartyshre» ge­misiyle çarpıştı. 721 yolcunun bulunduğu «La Bour­gogne» kaşla göz arasında sulara gömülüvermişti. Bu kez denizin içinde bir panik başlamıştı. Denize dökülenler, filikalara atlayıp canlarını kur­tarmak istiyorlardı. Koca Yusuf da can havli ile bir filikanın kenarına yapışmıştı. Filikada bulunanlar, onun heybetli vücudu ile sandalı devirmesinden korktular. Önce yüzüne, kafasına kürekle vurmayı denediler. Fakat dev yapılı adamın çelik pençeleri sanki filikaya kilitlenmişti. Yarılan kafasından ve su­ratından akan kanlar posbıyıklarının üzerine doğru iniyordu. Onun bu hâli filikada bulunanlara daha bü­yük bir dehşet vermişti. İçlerinden canavar ruhlu bi­risi, filika içinde bulunan ipleri kesmek için kullanı­lan ufak bir baltayı kaptığı gibi o çelik pençelere vahşî bir ihtiras içinde rastgele indirmeye başladı. Bileklerinden kesilip kopan o çelik pençeler gevşedi ve Koca Yusuf’un o dev vücudu Atlantik Okyanusu’nun derinliklerine doğru gömülüp gitti…

Kaynak: 100 Ünlü Türk, Vikipedi,

74 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım