Hoşgeldiniz  

Kendini Yenileyen Denizhıyarı; Anatomisi ve Özellikleri!!!

admin | 07 Ekim 2018 | Genel, Hayvanlar Alemi

Sölomlu hayvanlardan ikincilağızlılar filumunun derisidikenliler altfilumuna giren bir sınıfıdır. Latince adı Holothuroidea’dır. KAygan yüzeyli, küçük ve sasise benzeyen derisidikenlilerdir. Vücutlarının bir ucunda etrafı dokunaçlarla çevrili olan ağız, diğer ucunda da anus yer alır. Derileri oldukça kalın olup, alt tabakasında kalsit iğnecikleriden oluşmuş çubuk, çengel ve tekerleğe benzeyen şekiller bulunur. Gövdeleri silindir şeklindedir. Kavisli olan üst yüzeylerinin tersine taban bölümü yassıdır. Bunun nedeni hayvanların sürekli olarak bir yanları üzerine yatmalarıdır. Yüzeyleri, küçük yumrularla kaplı bir deriye benzer.

Omurga, kirpik ve kıskaçları olmayan bazı türlerin derisi daha değişik yapıdadır. Genellikle gri, kahverengi, mor, siyah gibi donuk renktedirler; kırmızı ve turuncu gibi parlak renklileri de görülebilir. Gelişmiş derisindikenlilerin bir özelliği olan ağız çevresindeki dokunaçlar su damarları sistemini oluştururlar. Diğer derisidikenlilerde olduğu gibi, denizhıyarlarında da bağırsaklar ağzın hemen arkasında olup, su kanalıyla çevrilidir. Bu bölümden geriye doğru 5 kanal uzanır ve her kanaldan iki sıra halinde tüp ayaklar çıkar. 5 ambulakral bölge vardır ve bunların 3’ü alt yüzeyde, 2’si de üst yüzeyde yer alır. Alt yüzeydeki ayaklar genellikle emme görevini görürler ve hayvanın hareket etmesini sağlarlar. Üst yüzeydekiler ise tomurlardır; uçları yuvarlak olan bu organlar duyu sistemi görevini yerine getirirler.

Denizhıyarlarının sinir ve damar sistemleri diğer derisidikenlilerinkine benzer; fakat sindirim sistemleri farklıdır. Ağız, yemek borusuna açılır ve kalker bir halkaya benzeyen boğaz boyunca mideye kadar uzanır. Mideden bağırsaklara geçilir; bağırsaklar da anusun önünde yer alan dışkılık boşluğunda son bulur. Bazı durumlarda dışkılıktan iki solunum dalının çıktığı görülür. Yassı bir tüpten çıkan ve dallardan meydana gelmiş ağaçlara benzeyen bu solunum organlarının uçlarında ince, duyarlı gözeler bulunur. Dışkılık tıpkı bir piston gibi deniz suyunu bu dallara pompalar. Suyun içinde bulunan oksijen daha sonra vücut sıvılarına yayılır.

Denizhıyarlarının dişi ve erkeklerini birbirinden ayırt etmek oldukça güçtür. Dişinin yumurtaları ile erkeğin erbezleri birbirlerine çok benzer. Birçok tüpümsü  yapılardan meydana gelen eşeylik organı, tek bir delik ile ön tarafa açılır. Her tür için oldukça kısa süreli ayrı bir üreme devresi vardır. Cinsel olgunluğa erişme süresince eşeylik organı tüplerinin hacmi genişler. Erkek, spermini suya bırakır; bunu sonradan dişinin bıraktığı yumurtalar izler. Döllenmiş yumurta ilkin larva haline gelir ve geliştikçe değişik şekiller alır. Gelişme süresince 3 ayrı devre görülür. İlk devre olan Aucilaria’da larva, çevresindeki küçük kirpiklerin yardımıyla serbestçe yüzebilir; ikinci devre olan Doliolaria’da ise kirpikler gruplaşarak larvanın çevresinde halkalar meydana getirir. Son devre olan Pentacula’da da tüp ayaklar oluşmaya başlar ve larva dibe yerleşir. Bu 3 devrenin tamamlanmasından sonra larva büyümeye devam eder; fakat temel özellikleri değişmez.

Tüp ayakları olmayan kimi denizhıyarları “U” şeklindeki oyuklarda yaşarlar. Solunumları da solunum dalları ile sağlanır. Ağız ve anuslarında bulunan delikler yoluyla bu dallara su ulaştırılır. Bir kısım denizhıyarlarında da solunum dalları bulunmaz. Bunlar, gövdelerini sadece başları dışarı kalacak şekilde birikintiye gömerek yaşarlar. Solunum için gerekli olan oksijen de dokunaçlardan süzülerek sağlanır. Bu tür denizhıyarları daha çok su yüzeyine yakın kayalıklarda yaşarlar. Bazı türler de gövdelerini sağlam bir yüzeye yapıştırır ve üzerlerini kaplayan kalkar tabakayla tehlikeden korunurlar. Kimi denizhıyarlarında solunum dallarında “Cuvieran” adı verilen bir takım organlar vardır. Yapışkan bir yapısı olan bu organlar, tehlike sırasında anustan dışarıya uzatılır ve saldırganın bunlara yakalanması sağlanır. Bu organlara sahip olmayan türlerin savunma aracı ise solunum dalları ve bağırsaklardır. Saldırıya uğrayan bir denizhıyarı bu organlarını vücudundan dışarı atar ve saldırgan bunları yerken kendisi tehlikeden uzaklaşır. Yitirdiği solunum dalları ve bağırsaklarının yerine yenileri oluşur.

Bütün denizlerde, her derinlikte yaygın olan denizhıyarlarının 900 türü vardır. Genellikle taş altlarında, kayalık ve yosun aralarında kum ya da çamur oyuklarında gizlenerek yaşarlar. Özellikle derin kesimlerde yoğun olan denizhıyarları, 4000 metre derinlikteki canlıların %50’sini, 8000 metre derinliktekilerin de %90’ını oluşturur. Filipin çukurunda 10000 metre derinlikte 9 tür denizhıyarının yaşadığı bilinmektedir.

Kaynak: Hayvanlar Ansiklopedisi,

4 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım