Hoşgeldiniz  

Karacaoğlan Kimdir?

admin | 23 Temmuz 2017 | Edebiyat ve Türkçe, Eğitim, Genel

1606-1674 yılları arasında yaşamıştır. ONYEDİNCİ asırda yaşamış saz şairlerinden. Bu şairler, sazlarını boyunlarına asıp köy köy dolaşır, kahvelerde, meydanlarda, düğünlerde şiir söyler­lerdi. Onun için bunlara halk şairi denirdi. Karacaoğlan da, güney illerinden çıkma bir halk şa­iridir. Adana’nın Fersak köyünde doğmuştur. Sâiloğulları’ndandır. Bu aile o yörede hâlâ yaşar. Kü­çük yaşta saz çalıp şiir söylemeğe başladı. Yeni­çeri ocağına girdi. Savaşlara katıldı. Divanı vardır.

KARACAOĞLAN derlerdi adına. Çünkü çok es­merdi. Adana’nın yanık yüzlü, bağrı yanık delikanlılarındandı. Bir de sevgilisi vardı ki, gece gibi kö­mür gözlü, kara saçlı, kara tenliydi. Karacaoğlan ona: «Karakız» derdi, o da ona Karacaoğlan derdi. Köy kızları, Fersaklılar, Kozanlılar, Bahçe ilçeliler, çekemezlerdi Karacaoğlan’la Karakız’ın sevdasını.

Sade onlar değil, Kozanoğulları da çekemezler­di. Karacaoğlan’ın bunca sevilmesini. Günün birinde, güçleri yettiği için onu öldürtmek istediler. Karaca­oğlan baktı ki postu deldirecek, kalktı bir kış gü­nü, sazını boynuna astı:

İncecikten bir kar yağar Tozar Elif Elif diye,

Deli gönül hayran olmuş Gezer Elif Elif diye…

 

sözlerini diline dolayıp yollara düştü. Çıkış o çı­kış… Bir daha ne Karakız’ın yüzünü görebildi, ne Fersak’a dönebildi. Ama Elif’in aşkı yüreğini yakar­dı. Her gittiği yerde, her seviştiği kızda Elif’i görür­dü sanki. Bazıları, Karacaoğlan’a Elif’te Allah’ın, Tanrı’nın mutlak güzelliğini buluyordu diye derviş­lik yakıştırırlar. Oysa Karacaoğlan, böyle bir güzelliği tabiatta da görürdü, başka insanlarda da. O, ta­biatı güzel olduğu için severdi, Tanrı yarattığı için değil.

Çıktım, seyreyledim Niğde’yi, Bor’u

diye anlattığı nice iller gördü, gezdi. Van’a kadar gitti. Oradan Irak’a geçti. Oradan Arabistan’ı do­laştı. Oradan İran’a girdi. Her gittiği yerde korundu, her gittiği yerde kadınların gözdesi oldu. Geceleri bu yüzden sabahlara kadar uyumaz, ertesi günü sanki hiç bir şey olmamış gibi dipdiri yollara dü­şerdi.

Elâ gözlerini sevdiğim dilber,

 

Seni görmeyeli göresim geldi

Altın kemer sıkmış ince belini

Usul boylarını sarasım geldi

Küçüksün güzel, etme bu nâzı

Ciğerime bastın ateşli közü

Başına sokmuşsun gülü, nerkizi

Yüzünü yüzüme süresim geldi

Elâdır gözlerin karadır kaşın

Aradım cihanda bulunmaz eşin

Yaylanın karından beyazdır dişin

Uzanıp üstüne ölesim geldi

Karac’oğlan der ki bilirim seni

Adadım yoluna kurban bu canı

Koynunda beslenen ayvayı narı

Çözüp düğmelerin deresim geldi,

 

 

diye duygularını dile getiren, açık saçık, ama sami­mî, candan şiirler söyleyerek adları hiçbir zaman bilinmeyecek olan bu güzellere k

 

arşı çapkınca duy­gularını dile getirdi, koşma, türkü, mâni, varsağı, ka­yabaşı, üçleme, ağıt, güzelleme, koçaklama, destan gibi her türden şiir söylemişti. En çok on birli he­ceyle yazmıştı Bu, onun bağlamasına daha uygun geliy

 

ordu. Sazı üzerinde çırpmayı bir kere gezin­dirdi miydi, arkası sökün ediveriyordu. Kolay ve rahat söyleyişi yüzünden şii

 

rleri hemen halkın ha­fızasına yerleşiyor, bir daha da silinmiyordu.

Bu se­beple içtenlikle söylenmiş olan bu deyişler, yüzyıl­lar boyu halk arasında Yunus İlâhileri gibi söyle­nir oldu. Başka şairler ondan esinlendiler, hattâ onun diline yatkın şiirler söylemek için yanıp tutuştular. Çoğu zaman beceremeyince de onun adının yeri­ne kendi adlarını koyuverdiler. Böylece, Karacaoğlan’ın olup da başkasının adına söylenen çok şiir vardır. Karacaoğlan asla «Divan» ve «Tekke» şiirinin etkisi altında kalmadı. «Aruz» veznine kulak asma­dı. Deyişlerini daima sade, tertemiz bir Türkçe ile dile getirdi. Coştu, söyledi. Çaldı, dinletti. Gerek sa­zının çırpması, gerek sözünün inceliğiyle, adı Ana­dolu’nun dört bucağında efsaneleşti.

Elif kaşlarını çatar

Gamzesi sinemi yakar

Ak elleri kalem tutar

Yazar Elif Elif diye

Asırlar sonra cönkleri ele geçen Karacaoğlan’ın asıl kişiliği üzerine, ciltler dolusu kitaplar yazıldı. Karacaoğlan bugün de bütün canlılığı ile dile geti­rilir ve halkın en sevdiği ozanlar arasında gönüller­de yaşar. Genç müzik topluluklarının, Karacaoğlan’dan batı ritmine uyguladıkları koşmalar, sadece ülke­mizde değil, Avrupa’da da ilgiyle benimsenmektedir.

Kaynak: 100 Ünlü Türk,

138 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım