Hoşgeldiniz  

İbrahim Müteferrika Kimdir?

admin | 23 Temmuz 2017 | Bilim, Bilim Adamları ve Kaşifler, Eğitim, Genel, Tarih

1674-1745 yılları arasında yaşamıştır. TÜRKİYE’de ilk matbaayı kuran ve ilk kitapları basan kişidir. Aslen Macar’dır. Kolojvar’da doğdu. Ruhban mektebinde bir süre tahsil gördü. Onsekiz yaşında iken Türklerin eline esir düştü ve İstanbul’da esir pazarında satıldı. Çok zâlim bir adam tarafından satın alındı ve elinden çok çek­tiği için İslâmiyet’i mecburen kabul edip hürriye­tine kavuştu. Dergâh-ı Âli müteferrikalarından ol­duğu için «İbrahim Müteferrika» adiyle tanınır.

RİSÂLEİ islâmiye» adlı eseriyle Damat Nevşe­hirli İbrahim Paşa’nın dikkatini çekmiş ve o tarihler­de Rikâb’i Hümâyûn Kaymakamı bulunan bu hatırlı kişinin delâletiyle saray müteferrikaları arasına alın­mıştı. İbrahim Efendi’yi Türk tarihinin unutulmaz isimleri arasına sokan olay, Sadaret mektupçuluğu kaleminde kâtiplik yapan Sait Mehmet Efendi ile ta­nışmasından sonra oldu. Babası Yirmi sekiz Mehmet Çelebi’nin Fransa sefirliğine tâyini ile Paris’e giden ve orada bir süre kalan Sait Mehmet Efendi, yepyeni düşüncelerle yurduna dönmüştü. Paris’te gördükle­ri arasında özellikle kitap basan matbaa ilk sırayı iş­gal ediyordu. Bu matbaalarda basılan kitaplar pek çok sayıda olabildiği gibi gayet ucuzlukla herkesin eline geçebiliyordu. İbrahim Müteferrika’nın da bu işe aklı yattı. Ve Türkiye’de ilk matbaayı kurmak üze­re iki arkadaş paçaları sıvadılar.

Ancak baskı makinesi ile gerekli hurufatın te­mini ile iş halledilmiyordu. Muhafazakâr ve mutaasıp bir ülkede, aynı fikrin etkisi altındaki bir toplumda yaşıyorlardı. Böyle bir iş için izin lâzımdı…

İzin alabilmek kolay değildi. Her şeyden önce, bu işin faydasını ve önemini anlatmak, karşı çıkacak fi­kirlere karşı kuvvetli olmak, dayanmak, diretmek ge­rekiyordu. İki arkadaş bunu çok iyi biliyorlardı.

İbrahim Müteferrika’nın hâmisi bulunan Damat Nevşehirli İbrahim Paşa’nın o sıralarda sadrazam bu­lunması işlerini çok kolaylaştırdı. Paşa, uyanık fikirli ve reformcu bir sadrazamdı. Bu bakımdan İbrahim Müteferrika’nın «Vesiletüttıbaa» adlı bir risale ile vâki müracaatını derhal kabul etti. Ancak iş yalnız onun kabulü ile de bitmiyordu. Devrin mutaassıp zihniyetini de hesaba kattılar. Paşa, devrin Şeyhül-İslâm’ı Abdullah Efendi’den de «Dinî eser basılma­ması» şartı ile, matbaanın açılması yolunda fetva aldı.

Sadrazamın müsaadesi ve Şeyhülislâm’ın fetvâsı ile Viyana’dan gerekli alet ve edevatı getirttiler. İb­rahim Müteferrika’nın Sultanahmet’teki evinin altın­da ilk matbaayı meydana getirdiler. Ve Viyana’dan gelen ustaların nezaretinde, 1726 yılında Türkiye’de basılan ilk kitabı çıkardılar. Bu kitap, Vankulu Meh­met Efendi’nin «Sıhah Tercemesi» adını taşıyan lü­gati olmuştu. Bin nüsha basılan bu kitabın gördüğü olağanüstü ilgi karşısında iki kafadar bu kez Kâtip  Çelebi’nin «Tuhfetülkibar» isimli eserini bastılar. Türk denizcilik tarihini hikâye eden bu kitap da olağanüstü bir ilgi topladı. Bizzat İbrahim Müteferrika’nın tercümesi olan «Tarih-i Seyyah», Emîr Muhammed ibni Hasanüs- süûdi’nin «Tarih-i Hind-i Garbı» adındaki Amerika tarihi, Bağdatlı Nazmizâde’nin «Timurlenk Tarihi», bu matbaanın arka arkaya verdiği diğer eserler oldu.


Ancak ne var ki çok geçmeden Sait Mehmet Efendi ortaklıktan ayrıldı. Sonradan sadrazam ola­cak bu zât, büyük devlet memurluklarına namzet ol­duğu cihetle, bu işe daha fazla devam edemezdi. Her ne kadar o ana kadar matbaa hakkında bir çatlak ses çıkmamış idiyse de yine bu iş namzet olduğu mevkilerle bağdaştırılamazdı,..

Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın da kellesine mal olan 1730 irtica ihtilâlinde matbaa ka­panmak zorunda kaldı. Ancak çok geçmeden taht’a çıkmış bulunan I. Mahmut’un ihtilâlcileri sindirip du­ruma hâkim olmasıyle İbrahim Müteferrika tekrar matbaasını faaliyete geçirdi ve kitapları sıralamaya devam etti:

Süheylî’nin «Eski ve Yeni Mısır Tarihi», Bağdat­lı Nazmizâde’nin «Gülşen-i Hülefî» adlı eseri, İbra­him Müteferrika’nın «Usul-ülhikem fî Nizâmül- ümen»i, yine İbrahim Müteferrika’nın «Füyuzât-ı Mıknattsıyye»si, Kâtip Çelebi’nin «Cihannümâ»sı, Kâtip Çelebi’nin «Takvim-üt Tevârih»i, Naima Tarihi, Râşit Tarihi, Çelebizâde Âsim Tarihi, «Ferheng-i Şuuri» birbiri ardından basıldı. Baskı işlerine bu konuda eni-konu ihtisas sahibi olmuş bulunan İbrahim Mü­teferrika bizzat nezaret etti. Bu kitapları basarken ihtiyacı olan kâğıdı temin etmek amacıyle yeni bir teşebbüse girişip Yalova’da bir de kâğıt fabrikası yaptırdı ve bu fabrikadan elde ettiği kâğıtla kitap­larını bastı.

Bir protestan papazı olmak için ruhban mek­tebinde tahsil gören, sonra kabul ettiği İslâm dininin koyu bir müdafii olan ve nihayet Türkiye’de ilk mat­baayı kurmakla pek büyük bir reform yapan İbra­him Müteferrika, 69 yaşında İstanbul’da hayata göz­lerini yumduğu zaman arkasında sadece ilk Türk matbaasını bırakmakla kalmıyor, yüzyıllar boyu say­gı ile anılacak bir de isim bırakıyordu…

Kaynak: 100 Ünlü Türk,

36 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım