Hoşgeldiniz  

I Meşrutiyet’in İlanı ve Yaşanan Gelişmeler!!!

admin | 11 Aralık 2016 | Genel, Tarih

Meşrutiyet: bir hükümdar yönetimide anayasal parlamenter sistemdir. Yani yönetimde hem hükümdar hem de meclis vardır. Şu an ki durum durum en iyi örneği İngiltere oluşturmaktadır. Tanzimat döneminde yetişen ve Genç Osmanlılar olarak bilinen aydın ve yazarlar Avrupa’dan etkilenerek Osmanlı ülkesinde Meşrutiyeti savunmaya başladılar.

Bu akımın öncüleri; Ziya Paşa, Şinasi, Namık  Kemal, Ali Suavi, Mithat Paşa’dır. Onlara göre Osmanlı Devletinin bütünlüğünü korumak ve Avrupa devletlerinin azınlık haklarını bahane ederek içişlerimize karışmalarını önlemek için bir Kanunuesasi oluşturmak ve kullanmak en iyi çözüm yoluydu. Ayrıca imparatorluk içindeki uluslara yeni haklar vererek devletin dağılması engellenmek istenmiştir. Bu amaçla Genç Osmanlılar yani diğer adıyla Jön Türkler, Osmanlı Devleti’ndeki farklı milletleri kaynaştırmak için Osmancılık akımını ortaya artmışlardır.
Genç Osmanlılar; Meşturiyet7in ilanı için önce yeniliklere karşı olan Abdülaziz’i tahttan indirdiler, adından Meşrutiyet’i ilan etmeyi kabul eden Il. Abdülhamit’i padişah ilan ettiler. Bu sırada Balkan uluslarının haklarını görüşmek ve Osmanlı yönetimini yeni reformlar yapmaya zorlamak üzere İstanbul yani diğer adıyla Tersane Konferansı’nı topladılar. Aynı gün Mithat Paşa’nın çabalarıyla 1876 yılında Kanuniesasi kabul ve ilan eden Meşrutiyet yönetimini geçilmiş oldu.Böylece Avrupa’nın içişlerimize karışması önlenecekti. Nitekim Anayasanın ilanından sonra konferansın önerileri reddedildi. Konferans bir süre sonra başarısızlıkla sonuçlanarak dağıldı.

Kanunuesasi’nin önemi ve özellikleri;
İlk Osmanlı devleti anayasasıdır,
Prusya ve Belçika Anayasaları esas alınarak hazırlanmıştır,
Meclis-i Ayan ve Meclis-i Mebusan olmak üzere iki meclisten oluşuyordu.
Osmanlı Parlamentosunda Ayan Meclisi üyeleri padişah tarafından seçilip ömür boyu görevde kalabilirdi. Mebusan Meclisi üyeleri dört yılda bir yapılan seçimlerle Osmanlı erkekleri tarafından seçilecekti.
Yasama görev; Ayan meclisi ve Mebusan meclisine verildi.
Yürütme yetkisi; başında padişahın bulunduğu Bakanlar Kurulu’na yani Heyet-i Vukela’ya verildi,
Yargı gücü; bağımsız birimlerle yerine getirildi,
Hükümet, padişaha karşı sorumlu idi,
Padişah gerekli gördüğünde meclisi açma ve kapatma yetkisine sahipti.
Meclisin, hükümeti denetleme yetkisi yoktu,
Padişah, devlet güvenliğini bozduğu gerekçesiyle polis araştırması yaptırabilecek ve sonunda suçlu görülen kişileri sürgüne gönderebilecekti,
Başkent İstanbul, resmi dil Türkçe olarak karar verildi.
Bu meclisin en büyük zaafı etnik ve kültürel yapısından kaynaklanmıştır. Çünkü parlamentoya Müslüman-Hristiyan ayrımı yapılmadan Osmanlı uyruğundaki her ulus, temsilci gönderebilecekti. Diğer önemli zaafları ise padişahın milli iradenin üzerinde olması siyasi düşünce hakkına yer verilmemesi ve siyasi partilerle ilgili düzenlemenin olmamasıdır. Kanuni Esasi: 12 bölüm ve 119 madden oluşan ve özellikle 113 madde gereğince padişah olağan üstü durumlarda anayasayı askıya alabilirdi. II. Abdülhamit de 1877 yılında başlayan Osmanlı-Rus savaşlarını yani 93 Harbi’ni bahane göstererek meclisi kapatıp, anayasayı askıya almıştır.

527 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım