Hoşgeldiniz  

Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?

admin | 28 Temmuz 2017 | Edebiyat ve Türkçe, Genel

1864-1844 tarihleri arasında yaşamıştır. HALK romancısı. İstanbul’da doğdu, yine burada öldü. Doğru dürüst bir okul eğitimi görmedi. Ama kendi kendini yetiştirdi. Memurluğa da girmedi. Kalemiyle hayatını kazandı. Yazarlığa 1887’de Ah­met Mithat’ın Terciiman-ı Hakikat gazetesinde baş­ladı. Ölünceye kadar da roman, hikâye, oyun ve makale yazdı. Hüseyin Rahmi, birçok bakımdan Ahmet Mithat ve Ahmet Rasim’le bir üçlü meyda­na getirir, 80 yaşında öldü. Kabri Heybeliada’dadır.

HÜSEYİN Rahmi Gürpınar, bu soyadını bilerek almıştır. Çünkü, bir romanının önsözünde söylediği gibi kendisi için yazı yazmak, roman tasarlamak bel­ki su içmekten bile kolaydı. Herhangi bir günlük polis olayı hemen kafasında şekillenir ve romancı bunu birkaç gün, bazan da birkaç saat içinde kosko­ca bir eser haline getirirdi.

Bu çalışma tarzının gayet tabii sonucu, eserle­rinin birlik ve bütünlükten yoksun olmasıdır. Tıpkı Ahmet Mithat gibi o da, bir yerde anlattığı olayı bı­rakır, o sıralarda okuduğu felsefeyle ilgili bir bahis üzerinde oldukça derinlemesine açıklamalara girişir, okuyucunun ne duyacağını, ne düşüneceğini hiç he­saba katmazdı. Bu yüzden, romanlarını derli toplu hâle getirebilmek için hemen yarısını çıkarıp atmak gerekir. Ama Atlas Kitabevi tarafından başlatılmış ve 1965’ten bu yana hemen tamamiyle bitmiş olan «Sadeleştirilmiş» eserlerinde bu yola gidilme­miş, yazarın yalnız bazı kelimeleri bugünün diline çevrilmekle yetinilmiştir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar bir karakter romancısı değildir. Pek çevre romancısı da sayılmaz. Onun eserlerine hâkim olan Özellik olay’dır. Olayları en tuhaf ve en garip olanlardan seçer. Mizah ve karika­tür, insanları gülünçleştirme, onun eserlerinde bel­ki en canlı noktayı meydana getirir. İkinci büyük özelliği de diyaloglarının hârikulâde tabiî oluşudur. Hemen her eserde işaret edildiği gibi, Hüseyin Rah­mi, İstanbul’un kenar mahalle halkını, bilhassa kadınlarını, onlara mahsus konuşma tarzıyle mükem­mel şekilde tespit etmiştir. Devrin züppelerini, şıp­sevdilerini, alafranga heveslilerini, bilgisizlerini, ah­lâksız ve yobazlarını eşsiz bir başarı içinde çizmiş­tir. Ancak bunlar, gerçek kişilerden, yani karakter­lerden ziyade herkeste bulunan niteliklerin suni ola­rak derlenip toparlanmasından doğma, uydurma ki­şiler olmuştur.

Çevresine iyimser bir gözle bakan romancı, in­sanları mutlaka düzeltmeğe kararlıdır ve edebiyatın da görevinin bu olduğuna inanır. Bu sebeple de, okuyucuyu elinden geldiği kadar aydınlatmaya gay­ret eder. Roman, onun elinde, halkı oyalamak ve eğitmek için bir vasıtadır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın defalarca basılmış, filme çekilmiş, radyoya adapte olunmuş, hattâ piyes haline getirilmiş romanı çoktur. Bunlar içinde en ta­nınmışları şunlardır: Şık (1889), Mürebbiye (1899), Metres (1899), Nimetşinas (1901), Şıpsevdi (1911), Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç (1912), Gulyabani (1912), Hakka Sığındık (1919), Son Arzu (1922), Cehennemlik (1924), Kokotlar Mektebi (1928) v.s. Hikâye kitapları arasında en popüler olanı İki Hö­düğün Seyahati (1933) dir.

Kendisi hakkında açılan bir dâvayı bile roman konusu yapacak kadar eseriyle günlük hayatım biraraya getiren Hüseyin Rahmi Gürpınar, insan içine fazla karışmayan, kırk yıla yakın oturduğu Heybeliada’daki köşkünde yaşayan, ama konularını bu yüz­den İstanbul ve çevresinden seçen güleç yüzlü, za­yıf, ortaya yakın boylu bir insandı. Yakınlarının ver­diği bilgiye göre çocukluğu hep köşk ve konak ka­dınları arasında geçtiği için onlara ait cümle kuruluşlarını bütün özellikleriyle öğrenmişti.

1942’de ilk yazıları çıkalı elli yıl olmuş yazarlar için 1943 yılında yapılan jübile dolayısıyle Hakkı Tarık Us’un hazırladığı albüme o da el yazısını gön­dermişti. Hüseyin Rahmi’nin bu vesileyle gönderdiği yazı, dünyaya ne gözle baktığını güzel ifade eder: «Moda tarihinde kadın şapkaları hiç bir zaman bu­günkü kadar maskara şekiller almamıştır. Hokkabaz Salamon’un baratası, soyları külâhı, maymun takke­si onlardan daha az gülünçtür. Her yumurta tavuk olaydı dünya geniş bir kümese dönerdi.»

Hüseyin Rahmi Gürpınar, 1936 – 1943 yılları arasında milletvekili olarak TBMM’ne girdi. Fakat, milletvekilliği ve politika ile uğraşmak, ona, yazar­lıktaki hazzı vermemişti. Bunu, sırası geldikçe dost­larına söylerdi.

Seksen yaşında hayata gözlerini yuman ünlü ro­mancı, hiç evlenmemişti. Bunun nedenini soranla­ra, «Evlilik çağında bulunduğu sıralarda, kendini du­rup dinlenmeden kalemine verdiğini» söyler ve «tam evlenmeyi düşünecek sırada da, bu çağın çok­tan geçtiğini farkettiğini» ilâve ederdi.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kabri İstanbul’da Heybeliada’dadır. Ayrıca, Heybeliada iskelesinde, bir de büstü vardır.

Kaynak: 100 Ünlü Türk,

90 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım