Hoşgeldiniz  

Hayvanlar Alemi: Derisidikenliler ve Özellikleri!

admin | 24 Kasım 2018 | Genel, Hayvanlar Alemi

Sölomlu hayvanlardan ikincilağızlılar filumunun bir atfilumu takımındandırlar. Latince adı Echinoderma’dır. Denizyıldızları, denizkestaneleri, ve yılanyıldızları olmak üzere 5 sınıfı kapsar. Derisidikenliler şu üç özellikleriyle bilinirler:

Vücut cidarının dokuları arasını bir ağ gibi kaplayan kalsitten oluşmuş plaklı bir iskelet,

Işınsal bakışımlı bir gövde,

gövdenin dış yüzeyinde tüp ayakların oluşumuna yol açan su kanal sistemi,

Bu özellikler, derisidikenlileri bütün öbür hayvanlardan ayırmaktadır.

Derisidikenlilerin dışındaki orumrgasızlarda, genellikle, vücut dokularının üstüne kaplayan bir dış iskelet vardır. Derisidikenliler ise vücut dokularının içinde oluşmuş bir iç iskelete sahiptirler. Bu duruma göre, birçok omurgasızlardan farklı olan derisidikenlilerin, omurgalılarla ortak bir özellikleri var demekteri. Bir derisidikenlinin iskeletinin yapısı bir yumuşakça kabuğu gibi tabakalı değil, üç boyutlu bir kalsit ağı şeklindedir. Ayrıca bu iskeleti saran ve içinden geçen yumuşak dokular, yapısı için gerekli olan kalsiti salgılarlar. Böyle bir yapının şu üç işlevsel avantajı vardır;

Aynı büyüklükteki katı bir kitleden daha hafiftir,

İçinde bulunan deliklerden bağ dokusu geçerek tabakaları birbirine bağlar,

Bu delikler kalsit plaklarının yarılmasını önler, çünkü kalsit kristallerinin belirli yarılma düzlemleri olup, buralardan kolaklıkla ayrılmaya eğilimlidirler.

Bir derisidikenlinin iskeletindeki her bir kalsit plağı, (bazı türlerde bu plakların sayısı 10000’i bulur) optik açıdan, bir tek kalsit kristaline tekabül eder. Günümüzde yaşamakta olan derisidikenlilerin erginleri, hep beşli ve ışınsal bir bakışımlılığa sahiptirler. Bu özelliğin soyun tükenmesiyle ilgili olduğu sanılır; çünkü böyle olmayan türlerin soyları tükenmiştir.

Vücut boşluğu yani sölomun uzantılarından oluşmuş bir tüp sisteminin ortaya çıkardığı su dolaşımı sistemi derisikenlilerin en belirgin özelliğidir. Bu sistemi başlıca 8 bölüme ayırmak mümkündür;

1. Çok sayıda küçük delikleri olan bir çeşit delikli plak,

2. TAş kanalı da denebilecek olan bir kanal. Çeperlerinde kalsit spikül yani iğnelerin gömülü olduğu bu kanal, delikli plağı, ağzın hemen gerisindeki bağırsak açıklığını bir çember gibi çeviren su halkasına bağlar,

3. Taş kanalından aldığı sıvıyı, kendisinden çıkan ışınsal kanallara veren su halkası,

4. Su halkasından kaynak alan poli keseleri. Adaleli olan bu keselerin geçici sıvı depoları oldukları ileri sürülür,

5. Yine aynı şekilde su halkasından çıkan kesecikler. Bunlara “Tiedemann cisimleri” denir.

6. Sıvıyı su halkasından tüp ayaklara taşıyan ışınsal su kanalları. Bunların sayısı genellikle beştir.

7. Tüp ayaklar. Bunların her biri bir kanaldan çıkmıştır.

8. Ampuller. Bunlar keseye benzer adaleli oluşumlardır. Tüp ayakların içindeki sıvı basıncını aynı seviyede tutmaya yararlar.

Tüp ayaklar hidrolik organlar olup, su dolaşımı sistemi bunların etkili bir şekilde iş görebilmeleri için gerekli hidrostatik basıncı sağlar. Ayrıca, vücut ile deniz suyu arasında böyle bir sıvı sistemi, vücut işlevlerinin birçoğu yönünden yararlıdır. Bu işlevler arasında yürüme, beslenme, boşaltım, duyarlılık ve solunum sayılabilir. Derisidikenlilerin vücut boşluğunda, daha az önemli olan, hemal ve perihemal denilen iki tüp sistemi daha çıkar. Bunlar, bağırsağı çevreleyen halkamsı kısımlardan çıkar. Hayvanların çeşitli vücut bölümlerini çevreleyen halkamsı oluşumlara ulaşan hemal dallar, ağzın çevresinde bulunan hemal halkalara çıkarlar. Aksiyal organ denen oluşum ise vücudun ekseninde yer almış bulunan hemal sistemle bağıntılıdır.

Bazı araştırmacılara göre nabız gibi attığı bilinen (sölom sistemlerinin diğer bölümleri de nabız gibi atmaktadırlar) aksiyal organın ilkel bir kalp olması mümkündür. Hemal sistemin dalları, bağırsak gibi çeşitli vücut organlarının içlerine kadar yayılmış olup, önemli maddeleri buralara taşımakla görevlidirler. Perihemal sistem ise adından da anlaşıldığı gibi normal olarak hemal tüpleri çevrelemiştir; ayrıca sinir dokuları ile de bağıntılı olabilir. Bunun da işlevi maddelerin taşınması açısından hemal sistem gibi görev yaptığı bilinmektedir.

Derisidikenlilerdeki sinir sisteminin ana yapısı sölenterelerinkine benzer, yalnız derisidikenlilerinki çok daha gelişmiştir ve ayrıntıları sınıfa göre değişir.

Derisidikenlilerin yumurtaları, spermaları ve ilk gelişim devreleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Derisidikenlilerin üreme biçimleri genel olarak eşeylidir. Eşeyler genellikle ayrı olmakla birlikte, az sayıda erdişi türler de vardır. Eşeyler dıştan pek belli olmazlar.

Bir su dolaşımı sistemine sahip olmaları dolayısıyla derisidikenlilerin dağılımı sınırlıdır. Zarları yarı geçirgen özellikte olduğu için derisidikenliler su dışında hızla su kaybederek ölürler; bu nedenle de karada yaşayan derisidikenli yoktur. Ayrıca tüp ayağın içindeki sıvı ile onu çevreleyen suyun tuzluluk dereceleri hassas bir şekilde dengelenmiş olduğundan, bir derisidikenli tatlı ya da acı suda pek kolay yaşamaz. Uygun olmayan bu gibi şartlara uğrayan derisidikenliler, aşırı su alarak şişerler ve büyümeleri duraklar. Tropikal bölgelerden kutup bölgesine kadar bütün denizlerde, kıyı şeritlerinden en derin sulara kadar çeşitli derinliklerde yaygın olan derisidikenlilerin her beş sınıfına giren türlerin toplam sayısı 5000’den fazladır.

KAynak: HAyvanlar Ansiklopedisi, Wikipedia, Bilgeniz.com,

19 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım