Hoşgeldiniz  

Halide Edip Adıvar Kimdir?

admin | 28 Temmuz 2017 | Edebiyat ve Türkçe, Genel, Savaş Sanatı, Siyaset, Tarih

1884-1964 tarihleri arasında yaşamıştır. ROMANCI. İstanbul’da doğdu ve öldü. Üsküdar Amerikan Kız Kolejini bitirdikten sonra Rıza Tevfik, Salih Zeki gibi şöhretlerden felsefe, sosyoloji ve matematik dersleri aldı. Çeşitli okullarda öğ­retmenlik, müfettişlik yaptı. Üniversitede Batı Edebiyatı dersleri verdi. Anadolu hareketlerine katıldı. Onbaşı ve çavuş oldu. İkinci kocası Dr. Adnan Adıvar’la Amerika’ya gitti. Onbeş sene gur­bette dolaştı. 1964 yılında 80 yaşında vefat etti.

HALİDE Edip, kendisine öğretmenlik etmiş olan Matematikçi Salih Zeki Bey’le evlenmişti. İlk yazı­ları «nesir-şiir» halindedir. İlk romanları basit, biyog­rafi romanlarıdır. Kadın ruhunu «Handan»da çok iyi anlatır. «Kalb Ağrısı», «Zeynonun Oğlu», «Mev’ut Hüküm» bu tipte eserlerdir. Sonra, Kurtuluş Savaşı’yle ilgili «Vurun Kahpeye», «Ateşten Gömlek» gi­bi sosyal amaçlı, Gökalp’ın fikirleriyle yuğrulmuş «Yeni Turan» gibi romanlar da yazmıştır.

Mütareke yıllarında, Sultanahmet Meydam’nda ve Kadınlar Birliği’nin tertiplediği büyük mitingte her söylediği heyecanlı nutukla halkın içine kurtuluş uğ­urunda savaş ateşini salmıştı. Bunu hem «Sinekli Bakkal» romanında, hem «Türkün Ateşle İmtihanı» adlı hâtıralarında gayet canlı bir dilde anlatmıştır. Oysa, o sıralarda Türkiye’yi Amerika koruyuculuğu altına sokacak bir «manda» yönetimi taraflısıydı. Anado­lu’ya katıldıktan sonra bu fikirleri değişmiş ve Ata­türk’ün yakınlığı ona gerçekleri göstermiştir. Ancak, Adnan Adıvar’la evlendikten sonra, cumhuriyetin ilk devirlerinde yapılanları beğenmedikleri, Ata­türk’e söz geçiremedikleri için yurt dışına çıktılar ve on beş yıl, Avrupa ve Amerika’da, Türk devrimlerini tanıtacak konferanslar, dersler verdiler. Ne var ki, bunların hepsi de gerçekten övücü ve tanıtıcı olma­dığı için memlekete ancak Atatürk’ün ölümünden sonra dönebildiler. Yurt dışındaki çalışmalarının en güzel ürünü, Londra’da yayınlanan «The Daughter of the clovvn (Soytarının Kızı)» adlı romanı oldu. Daha sonra da eseri genişleterek Türkçe olarak yaz­dı: «Sinekli Bakkal» Bu eser, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun «Kiralık Konak»la başlattığı çevre ro­manı tarzının dilimizde en başarılı örneğidir.

Halide Edip Adıvar, edebiyatımızda ilk opera librettosu yazan kadın sanatçıdır. 1918’de yayınla­nan ve Hazret-i Yusuf hikâyesini konu edinen «Ken’an Çobanları», daha sonra bestelenmiştir.

Hikâye ve romanlarının en önemli nitelikleri heyecanlı, sürükleyici bir üslûpla yazılması, gözlem­lerinin gerçekçi ve doğru olması, kompozisyon sağ­lamlığıdır. Kadın karakterleri birbirine benzer: hep aynı kuvvetli kişiliği olan kadını ele almıştır ki bu da tamamiyle kendisinin portresidir. Yalnız, üslûbu ol­dukça düzensizdir. Yazdıklarını bir daha okumadığı­nı, kendisi söylemektedir. Daha 1918’de, Ruşen Eş­ref Ünaydın’ın «Diyorlar ki» isimli anketine verdiği cevaplarda Fâzıl Ahmet Aykaç, onun için şu doğru teşhisi koyuyordu:

«Halide Hanım, sizi vaat ettiği güzel bir man­zaranın karşısına götürüyor. Fakat oraya kadar ayak­larınız ve ayakkabılarınız sağlamsa yürüyebilirsiniz. Çünkü yol o kadar taşlı, o kadar çapraşık, o kadar dikenli ki. Üslûp gayet karışık, fakat arkasında yeni, uyanık bir ruh var. Nasıl söyleyeyim? Halide Hanım’ın kitapları lezzetli, ama kılçığı bol bir sardalya gibidir.» Yazarın burada söylediği o «yeni ruh», ger­çekte, o zamana kadar Fransız romanı tahlilciliğine alışmış olan edebiyatımıza, ruh tahlillerini yansıdık­ları olaylarda gösteren Anglo-Amerikan roman tek­niğinin tatbik edilmiş olmasıydı ki, eğitiminin tabii bir sonucu olarak, Halide Edip Adıvar, bizde bu çı­ğırı ilk deneyen sanatçıdır.

Halide Edip Adıvar, ikinci eşi Dr. Adnan Adıvar ile birlikte, 1926-1939 arasında İngiltere ve Fransada yaşamıştır. Bu arada, Amerika’ya davet edilerek, Amerika’nın başlıca üniversitelerinde «Yakın Şark Fikir Tarihi»ne dair konferanslar vermiş, hattâ 1931 – 1932 arasında, Columbia Üniversitesi’nde misafir profesör olarak dersler vermiştir. 1935’te de Hindis­tan’da, Delhi Üniversitesi’ne misafir profesör olarak davet edilmiş, Kalküta, Benares, Haydarabat, Aligar, Lahur ve Peşaver üniversitelerindeki konferansları büyük ilgi uyandırmıştır. Gerek Amerika’da, gerek Hindistan’daki konferansları, üniversiteler tarafın­dan kitap halinde bastırılan büyük edip, 1939’da İs­tanbul’a dönmüş, ertesi yıl da Edebiyat Fakültesi’nde İngiliz Edebiyatı Kürsüsü’nün başına geçmiştir.

Romancı, 1942’de «Sinekli Bakkal»la CHP Ro­man Ödülü’nü kazanmıştı. Eserlerinden «Ateşten Gömlek» 1923 ve 1949’da iki defa (Aktris Bedia Muvahhit, ilk defa bu filmde sinemaya başlamıştır), «Vurun Kahpeye» 1949 ve 1955’te, «Yolpalas Cina­yeti» 1956’da, «Sinekli Bakkal» 1967’de filme alın­mıştır. Bu son eser, 1968 yılına kadar yirmi altı de­fa basılarak rekor kırmıştır. Öte yandan, «Sinekli Bakkal» romanının İngilizce’ye, Norveç ve Felemenk dillerine tercümeleri de, batı ülkelerinde büyük ilgi uyandırmış, takdirle okunmuştur.

Kaynak: 100 Ünlü Türk,

126 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım