Hoşgeldiniz  

Hacı Bayramı Veli Kimdir?

admin | 18 Haziran 2017 | Bilim Adamları ve Kaşifler, Din, Eğitim, Felsefe, Genel

1352-1436 yılları arasında yaşamıştır. Türk mutasavvıfı ve ünlü Bayramiye tari­katının kurucusudur. Ankara’nın Solfasol köyün­de doğdu. Babası Koyunluca Ahmet Efendi’ydi. Çok iyi öğrenim gören Hacı Bayram Velî’nin yetiştirdiği bilginler arasında, Fatih Sultan Mehmet’­in hocası Akşemseddin ve Bıçakçı Ömer Dede de vardır. Düşüncelerini temiz bir Türkçe ve hece vezni şiirler hâlinde yazan Hacı Bayram Ankara’­da öldü. Türbesi, başlıca ziyaret yerlerindendir.

Hacı Bayram Velî, 1352 ba­harında, Ankara’nın Solfasol köyünde doğdu. Asıl adı, Numan idi. Daha, dünyaya gözlerini ilk açtığı gün, kısmetini de beraber getirmiş, Solfasol’un ku­rak toprağına o gün doya doya rahmet yağmıştı.

Küçük Numan, nûr topu gibi bir çocuktu. Bü­yüdükçe, öteki çocuklardan farklı, çok daha akıllı, uslu olduğu konu komşunun gözünden kaçmıyordu. Okumayı, yazmayı kendi kendine öğrendi. Bıyıkları henüz terlemeye başlayınca, uzaklara gitmek, ilmi irfanı ünlü medreselerde aramak istedi, içinde, vaz­geçilmez bir arzuydu bu. Bir bahar sabahı, köyden selametlediler onu.

Hacı Bayram Velî’nin hayat hikâyesi burada ko­par. Nerede okuduğunu, kimden, ne zaman ders al­dığını bilen yok. Kendi de hiç bahsetmezdi. Soran­lara sadece «Hak yolunda yürürüz. Rabbim, yardım­cımız olsun» derdi…

Yıl, 1387 Ankara’nın adı o zaman Engürü idi Engürü’de bir medrese vardı. Kara Medrese. Gerçi büyüklüğü orta karardı ama, o yıl yetmez oldu. Çün­kü, bu medresede ders okutmaya başlayan genç âli­min tatlı dilini, hoş sohbetini, derin bilgisini kim duyduysa koşmuştu. Bu genç âlim, Solfasollu Numan’dan gayrisi değildi. Cevabına dudak büktüğü sual yoktu. Şöhretten, itibardan yana ne gerekse bulmuştu. Ama, bir hoştu içi.

Zaman zaman gönlü bulanır, dünya gözünde küçülür, yaşamak anlamsız, hattâ bir hiç oluverirdi. Kayseri’den gelen Şeyh Şuca-i Karamani ile işte böy­le bir gününde karşılaştı. Karamanı ona, Somuncu Baba adiyle pek ünlü, Şeyh Hâmit Hamideddin’den bir davet getirmişti. «Mürşidimiz seni ister» diyor­du. «Akıl ve bilgi yolu güzel yoldur» diye buyurdu «Ama, Numan’ı bizim dergâhımızda bekleyen baş­ka bir mertebe var. Gelsin…»

Bir gece önce gördüğü rüya doğru çıkmıştı. Medresede bunca talebeyi topladı. Hepsiyle ayrı ay­rı helâllaştı. O gece yola koyuldular. Büyük mür­şitlerin, büyük müritlerle nasıl buluştuğu, neler ko­nuştuğu daima «sır»dır. Numan’ın, Şeyh Hamideddin ile görüşmesi de sır oldu.

O günden sonra, Solfasollu Numan ile Şeyh Hamideddin hiç ayrılmadılar. Diyar diyar beraber dolaştılar. Hicaz’a da beraber gittiler. Solfasollu Nu­man okuyor, derinleşiyor, öğrendikçe, bildikleri bir katre gibi küçülüyordu gözünde. Nihayet, hocası Şeyh Hamideddin’î Aksaray’da toprağa verdiği gün, içinde bir alevin parladığını hissetti. İşte, asıl kişili­ğini o gün buldu. Hacı Bayram Velî’nin işte o gün erdiği söylenir.

Artık gürül gürül çağlayan bir pınar gibi, ta­savvuf denizine dökülecekti. Aksaray’dan, tekrar Engürü’ye döndü. Doğruca Kara Medrese’ye gitti. Geldiğini kim duyduysa koşuyor, ayaklarına kapa­nıyor, hüngür hüngür ağlıyordu. Onun etrafında kendiliğinden ünlü bir tarikat doğdu. Adına Bayramiye tarikatı dediler. Numan adı unutuldu. Herkes onu Hacı Bayram Velî olarak tanıdı, bildi.

İlk sosyal adaleti o getirmişti. Müritlerinin hep­si iş, güç sahibiydiler. İşsiz güçsüzleri tarikata al­mazdı. Bayramiye tarikatına girebilmek için mutla­ka çalışmak, kısmetini alın terinde aramak şarttı. An­kara’da güzel bir âdet yaratmıştı. Sık sık dervişlerini toplar, önde Bayramiye alemi, arkada kudümlerle çarşı pazar dolaşırdı. Esnaf, karınca kararınca, der­vişlerin sırtına asılı keşküllere para atardı. Hacı Bay­ram Velî, toplanan bu parayla hastalara, sakatlara bakar, yetimlerin yüzünü güldürürdü.

Bayramiye tarikatı bir çığ gibi büyürken, II. Sul­tan Murat’ı endişeye düşürdü. Araya fitne girmişti. «Yakalayın, getirin» diye ferman buyurdu. Bu fer­man, Hacı Bayram Velî’nin içine doğmuştu. Sarayın adamları Ankara’ya yaklaşırken, onları yolda karşı­ladı. Bir hışımla gelenler, nûr yüzlü bu muhterem dedenin karşısında, âdeta bir türbe mumu gibi eri­diler. Ellerine sarılıp, öptüler. «Varalım, Hünkâr’a ha­ber edelim. Sen gazaba uğrayacak kişi olamazsın» dediler. Mütevekkil başını salladı. «Hayır» dedi «Fer­man, fermandır. Gidelim….»

II. Sultan Murat da, onu görür görmez işlediğ hatayı anladı. Gazaba gelmek şöyle dursun, baş kö­şeye buyur etti. Hacı Bayram Velî, o günden sonra nice ulemanın da hocası oldu, Bunların arasında Fa­tih Sultan Mehmet’i yetiştiren Akşemseddin de vardı. Evliyalar babası, pek yaşlanınca, Ankara’da dergâ­hına kapandı. 1436’da orada vefat etti. Her gün pek çok kişinin ziyaret ettiği türbesi Ankara’dadır.

Kaynak: 100 Ünlü Türk,

43 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?





Bumerang - Yazarkafe
© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım