Hoşgeldiniz  

Fizik: 1589 Düşen Cisimlerin Felsefesi!!!

admin | 21 Ocak 2017 | Bilim Adamları ve Kaşifler, Fen Bilimleri, Genel

Aristo, bir cisim ne kadar ağır olursa o kadar çabuk düşeceğini söylemişti. Bu, mantıklı görünüyordu. Daha ağır bir cisim niye daha hızlı yere düşmesin ki? Çünkü bu cismin Dünya tarafından daha güçlü çekildiği açıktır, yoksa daha ağır olmazdı. Ayrıca, bir tüyün, bir yaprağın ve bir taşın düştüğünü seyreden herkes, taşın yapraktan daha hızlı ve yaprağın da tüyden daha hızlı düştüğünü derhal görecektir.

Ancak burada sorun hafif nesnelerin hava direnciyle engellenmesidir ve bundan kaçınmak için sadece kısmen daha ağır nesneler göz önüne alınmalıdır. Böylece 453 kg ağırlığında ve 4 .5 kg ağırlığında iki kayanın düşüşü gözlemlenecek olursa, her iki durumda da havanın direnci önemsizdir. Peki o zaman 4.5 kg’lık kayanın yine de .453 kg’lık kayadan daha hızlı düştüğünü görür müyüz?

1586’da Simon Stevin’nin; biri diğerinden oldukça ağır iki kayayı yere bıraktığı ve ikisinin aynı anda düştüğünü gösterdiği söylenir. Daha sonraları ise Pisa’nın Eğik Kulesi’nden aynı anda farklı ağırlıkları atarak, bunu gösterenin Galileo olduğu söylenmiştir. Her iki öykü de doğru olabilir ya da olmayabilir. Fakat kesin olan 1589’da Galileo’nun düşen cisimlerle ilgili bir dizi titiz denemeye başladığıdır. Bu tür cisimler, düşme hızı kesin olarak saptanamayacak kadar hızlı düşerler ve o zamanlarda henüz kısa zaman aralıklarını ölçmek için kesin bir yol yoktu.

Bu nedenle Galileo eğri düzlemler üzerinden topların düşmesini sağladı. Düzlem ne kadar yatık olursa, toplar yerçekiminin etkisi altında o kadar daha yavaş düşüyorlardı ve düşme hızları küçük bir delikten damlayan su gibi ilkel yöntemlerle daha kolay ölçülebiliyordu. Bu şekilde Galileo toplar hava direncinden etkilenmeyecek kadar ağır olduğu müddetçe, eğik düzlem üzerinden aynı hızda yuvarlandıklarını kolayca gösterdi.

Aynı zamanda topların eğik düzlem üzerinden sabit ivmeyle aşağı yuvarlandığını, yani yerçekiminin sabit çekimi altında zamanla sabit bir hızda hızlandıklarını gösterebildi. Bu, bir başka önemli noktayı açığa çıkardı. Aristo bir cismin hareket halinde tutulabilmesi için, sürekli olarak bir kuvvet uygulanması gerektiğini söylemişti. Bu da gözlenebilecek bir durum gibi gözüküyordu. Bir nesnenin yer üzerinde kayması sağlanırsa, çabucak yavaşlayıp duruyordu. Hareketine devam edebilmesi için itmeye devam etmeniz gerekiyordu.

Bu nedenle dünya etrafında sonsuza dek dönen gezegenlerin melekler tarafından sürekli olarak itilmesi gerektiği düşünüldü. Galileo’nun gözlemleri, sürtünme ortadan kaldırılırsa, bir nesnenin hareketine devam etmesi için sürekli bir itmeye gerek olmadığını gösterdi. Örneğin eğer yerçekimi tarafından sürekli bir çekim uygulanırsa, bir nesne sabit olarak artanbir hızda hareket ediyordu. Sonuç olarak gezegenleri hareket halinde tutmak için meleklere gerek yoktu.

Galileo’nun hareket eden cisimlerle yaptığı deneyler o kadar etkileyiciydi ki, bu deneyleri yapan ilk kişi olmadığı halde Petrus Peregrinos üç yüzyıldan fazla bir zaman önce bunu gerçekleştirmişti, kendisi genellikle deneysel bilimin kurucusu olarak kabul edilir.

Kaynak: Bilim ve Buluşlar Tarihi,

260 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım