Hoşgeldiniz  

Farabi Kimdir? Türk Dünyası’na Katkıları Nelerdir?

admin | 30 Nisan 2017 | Bilim Adamları ve Kaşifler, Genel

Farabi 870-950 yılları arasında yaşamış ünlü Türk bilginlerinden biridir. Büyük mütefekkir ve ünlü musiki ustasıdır. Türkistan’ın Seyhun ırmağı kenarındaki Farab kasabasında doğdu. Asıl adı Ebu-Nasr Muhammed’dir. İlk öğreniini Farab’da, yüksek öğrenimini ise Bağdat’da tamamlamıştır. Mantık, Felsefe, Matematik, Tıb ve Musiki üzerine çalışmalar yapmıştır. Bu konular üzerinde 100’den fazla eseri bulunmaktadır. Aristo’nun bütün eserlerini yazmış ve Şam’da vefat etmiştir. Babüssagır mezarlığın naaşı bulunmaktadır.

Yaşadığı dönemde arapça ağırlıklı dil olması nedeniyle bütün eserlerini Arapça hazırlamıştır. Doğu aleminin ve Türk dünyasının ilk büyük fikir adamı sayılmaktadır. Aynı devirlerde batı dünyasında ilim dilinin Grekçe ve Latince olması yüzünden bütün batılı ilim adamlarının eserlerini bu dillerle yazdıkları gözönünde tutulursa, Farabi’nin Türk olduğu halde Arapça eser yazmasının normal olduğu anlaşılmaktadır. Üstün zeka ve kabiliyete sahip bulunan Farabi, Bağdat’ta yaptığı yüksek öğrenimi sırasında arapça, farsça, gerekçe ve latince dillerini öğrenmiştir. Böylece çeşitli dallarda çalışma olanağı bulmuştur. Ayrıca Yunan felsefesini incelemiş, bu konuda Aristo’nun eserlerini aslından çok daha anlaşılır şekilde yazmıştır. Bu yüzden yalnız doğu aleminde değil batı alemi de kendisini Aristo’dan sonra gelen “Hoca-i Sani” olarak kabul etmiştir.

Felsefeye mantık yolu ile giren Farabi, genellikle mezafizik üzerinde durdu. Din ile felsefeyi birbirinden ayıranlara karşı dururken bu iki kavramın birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğu tezini savundu. bu arada İslam dinine felsefe anlayışını da sokarak İslam felsefesini ortaya çıkardı.

Farabi’nin tek ve şaşmaz ilkesi “Varlığın ilk sebebi” idi. Ona göre isan, gerçeğe varabilmek için mutlak surette dış alemle ilgisini keserek manevi alemini arındabilirdi. Aşk ise felsefede işte böyle bir ifadenin gerçekleşmesinde yardımcı etkendi. Aşk, insan benliğinin geçici bir eylemi değil, bütünüyle gerçeğe, yani Tanrı’ya bağlanmaktı. Varlıkların özü Tanrı’dan geliyordu. Daima şöyle derdi; “Evrenin tümünü kavramak isteyen bir kişi, önce insana bakmalıdır. Çünkü bütünüyle varlık kavramı ruhta belirmiştir. Allah, varlıkların en büyüğü ve en son kademisidir. Bütün insanlık onun özünde birleşmektedir. Varlığı başka varlıklarla kıyaslanmacak kadar mükemmeldir. Akıl, Allah’ın özünden gelir. Ahlakın ise temeli bilgidir…”

“Akıl, edindiği bigilerle iyiyi, güzeli, kötüyü ayırır. İnsan için en yüksek erdem bilgi olduğuna göre, en yüce kattan gelen akıl, davranışlarımzda gerekli doğru yargıyı verebilecek güçtedir.”

Bu büyük ilim adamı, ilimleri iki bölümde inceledi. Bunlardan birincisi teorik ilimlerdir ki içinde metafizik, mantık ve biyoloji bulunur. Diğer pratik ilimlerdir. bu grupta da ahlak, siyaset, musiki ve matematik bulunur. Farabi, Aristo’nun ilim dediği “hitabet” ve “şiiri” bu sınırın dışında tutar.

941 yılında Halep’e gelen Farabi orada hüküm sürmekte olan Hamdanoğulları’ndan Seyfüddövle Ali adlı bir Türk Beyi ile tanışır. İlminin ününü işimiş bulunan Türk Beyi, onun engin şahsiyetine de hayran kalır. Farabi’yi ağırlakta kusur etmeyen Bey, onun Halep’e yerleşmesini sağlar. Fakat kendisine vermek istediği yüksek maaşı kabul ettiremez. Ömrü boyunca son derece mütevazi bir hayat süren Farabi, yevmiye olarak 4 dirhem gümüş alır.

Halep Beyi’nin büyük hayranlığını kazanması, bu büyük kültür merkezi ile civarında bulunan yerlerdeki bilginlerin kıskanılmasına neden oldu. Bey’in huzurunda imtihan edilen Farabi, bütün konularda büyük üstünlük sağladı.

Farabi aynı zamanda musiki alanında da büyük bir üstat idi. Kanun adı verilen müzik aleti onun buluşudur. Ayrıca rübap denilen çalgıyı da geliştiren ve buygünkü şeklini veren yine Farabi’dir. Şark musikisinin nazariyelerini “Kitab’ül Musikiyül Kebir” yani “Büyük Musiki Kitabı” adlı eserinde gösterdiği gibi birçok beste yapmıştır.

Arap ülkelerinde yaşamasına rağmen mütavazi hayatının yanı sıra Türkistan milli kıyafetlerini de asla terketmedi. Hep bu kıyafet içinde göründü. Seyfüddövle Ali Bey’in Şam’ı fethetmesi üzerine Farabi de onunla birlikte Şam’a gitti. Ömrünün son günlerini orada geçirdi. 80 yaşında Şam’da vefat etti.

Kaynak: 100 Ünlü Türk,

144 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım