Hoşgeldiniz  

Evliya Çelebi Kimdir?

admin | 23 Temmuz 2017 | Bilim Adamları ve Kaşifler, Dünyadan, Edebiyat ve Türkçe, Eğitim, Genel

1611-1681 yılları arasında yaşamıştır. ASIL adı Mehmet Zilli Bin Derviş olan Evliya Çe­lebi, İstanbul’da, Zeyrek’te doğru. Soyu, Kütahya’­da, Germiyanoğulları’ndan gelir. Zamanında, an­cak orta derecede öğrenim gören Çelebi, hafızdır. Musikiye de merak sarmıştır. Çeşitli devlet me­muriyetlerinde bulunan Evliya Çelebi, büyük şöh­retini, tam yarım asır gezip dolaşmadık yer bırak­mayarak yazdığı 10 ciltlik, eşsiz seyahatnamesi ile yapmıştır. Arapça, Farsça ve Rumca bilirdi.

EVLİYA ÇELEBİ, ünlü «Seyahatname»sinde,

bunca yeri gezip dolaşmasında ve seyahata bunca merakındaki sırrı anlatırken, bir gece düşünde Hazreti Peygamberimiz’i gördüğünü belirtir. Onun nuru karşısında öylesine heyecanlanmıştır ki,

«— Şefaat Ya Resul-ü Allah…» diyeceğine, dili sürçmüş,

«— Seyahat Ya Resul-ü Allah…» demiştir. Dua­sı kabul olunduğu için de, kısmetine bot bot «Se­yahat» çıkmıştır…

Evliya Çelebi, kendi anlattığına göre, daha 19 yaşındayken, İstanbul civarında, yürüye yürüye git­medik yer bırakmamıştır. Gezip gördüklerini, o tatlı sohbetiyle anlatırken, oturup bunları yazmak ak­lına gelmiş ve o günden sonra bütün hâtıralarını kateme almaya başlamıştır. İşte, ünlü Seyahatna­memi böylece doğmuştur.

Sesi de pek güzel olan Evliya Çelebi, bir Kadir Gecesi, Ayasofya Camii’nde «Mukabele» okurken, IV. Sultan Murat’ın dikkatini çekmişti. Maiyetiyle camie gelen Sultan, sesine hayran kaldığı genci sormuş, hakkında bilgi almış ve Silâhtar Melek Ahmet Paşa’nın da tavassutuyle «Musahip» ola­rak sarayda hizmete alınmasına irade buyurmuştur.

Asıl adı( Mehmet Zıllî Bin Derviş olan Evliya Çelebi’nin soyu, Kütahya’ya uzanır. Seyahatnâme’sinin altıncı cildinde, aile kökünün Germiyanoğulları’ndan Yakup Bey’e, onun sülâlesinin de Ahmet Yesevî’ye ulaştığını yazar. Evliya Çelebi’ye devlet ka­pısında memuriyet verilmesini tavassut eden Silâh­tar Melek Ahmet Paşa, teyzesinin kocasıydı.

Evliya Çelebi, o günden sonra, çeşitli seferler­de serdarların, paşaların müezzinliklerini, imamlık­larını yapmış, güzel sesiyle, tatlı sohbetiyle, her mi­zacı okşayan yumuşak tabiatıyle daima gezmek ve görmek imkânını bulmuştur.

Evliya Çelebi 70 yıl yaşamış, bu yaşının 50 yılını seyahatlarda geçirmiştir. Üç yüz yıl Önceki Osmanlı İmparatorluğu’nun hemen bütün şehirlerini ve kasabalarını gezen Çelebi’nin, yabancı ülkelere de bol bol seyahat ettiği, ünlü «Seyahatname»sinden öğrenilmektedir. Gittiği başlıca yerler şunlardır: Ana­dolu, Rumeli, Suriye, Irak, Mısır, Girit, Hicaz, Maca­ristan, Transilvanya, Moldovya, Polonya, Avustur­ya, Almanya, Hollanda, Bosna – Hersek, Dalmaçya, Güney Rusya, Kırım, Kafkasya ve İran.

Dolaştığı yerlerin âdetlerini, yaşayışlarını, çarşı-pazar bütün binalarını, ünlü kişilerini, tarihçeleri­ni ve lisanlarını kendine has, samimî uslûbuyle ve pek meraklı bir biçimde incelemiş olan Evliya Çele­bi’nin zaman zaman hurafe, efsane ve mübalâğala­ra da geniş yer verdiği görülür. Zaten bunlar, onun eşsiz eserine bambaşka bir renk katmıştır.

Meselâ Evliya Çelebi, ziyaret ettiği Van kalesi­nin mağaralarını şöyle anlatır:

«… Kayanın içinde kat kat altı yüz âdet gar-ı azimler (büyük mağaralar) vardır ki, her biri, birer kervansaraydan nişan verir. Bu garlardan nicesinin içinde haneler vardır ki, çarklar ile üstâtlar ibrişim, iplik, top urganlar bükerler. Nice yüz mağaralarda top güllesi yığılmıştır ki, hesabını Aliah-ü Tealâ bilir..

«Hattâ mahsus yüz âdet mağaralarda arpa, buğ­day, çeltikli pirinç, darı, bakla, mercimek, nohut ve sair dağ gibi hububat vardır. Bir başka mağarada da bütün bütün hayvan kemikleri yığılmıştır.

«Bir mağaranın sarnıçlarından birinde beziryağı, birinde şırlağan yağı (susam yağı) birinde don yağı, birinde sarı yağ (sade yağ) birinde katran, bi­rinde zift vesair günegün yağlar vardır.

«Yedi âdet havuz içre sığır derisinin yünlerini, camus (manda) derisinin kıllarını kazıyıp, dilim di­lim, kesim kesim edip doldurmuşlar, üzerine lebalep bal dökmüşler, sığır ve camus deriliğinden alâmet kalmayıp, bir güne güzel reçel olmuş ki, adem, ye­mesinden doyamaz…»

Söz gelişi manda derisiyle balı karıştırıp reçel yapan Evliya Çelebi türlü türlü mübalağalarında pek sevimlidir. Fakat, eserinde, yaşadığı devrin sosyal hayatını pek mükemmel bir şekilde dile getirmiş, gü­nümüze dev bir hazine bırakmıştır. Onun seyahat­namesi, tarihçilerin faydalandığı en önemli mehaz­lar arasındadır.

Evliya Çelebi, gençliğinde, yakınlarının arzu­larına uyarak biraz da musiki dersleri almış, fakat, gezmek, dolaşmak ona, musikiden çok daha cazip gelmişti. Güzel sesini dinledikçe herkes «Usta bir hânende olacak» derken. Evliya Çelebi, memuriye­te girince, musikiyi bırakmıştır…

Kaynak: 100 Ünlü Türk, Milliyet, Son Dakika Haber,

142 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım