Hoşgeldiniz  

Eskitaş Çağında Toplayıcılık ve Avcılık!!!

admin | 08 Ocak 2017 | Bilim, Dünyadan, Ekonomi, Genel, Tarih

İnsanın yaşamını etkileyen etmenlerin en önemlilerinin “beslenme”, “korunma”, “üreme” olduğu söylenebilir.
Toplayıcılık ve Sürü Yaşamı: Ağaçtan yere inilince beslenme sorunu, otlar, meyveler, yumuşakçalar toplayarak, toprağın altından böcek yuvalarını bitki köklerini çıkararak, “toplayıcılık” ile çözülmüştür. Kadın erkek aynı toplayıcılık işleri yapmıştır. Meyvelerin düşürülmesinde taşlar, yerdeki böcek yuvalarının eşilip, yenebilen bitki köklerinin çıkartılmasında, doğada hazır bulunmuş sopalar, yani “araç kullanma” söz konusudur. Doğal keskin taşların, kırılınca doğal olarak sivri biçim almış sopaların bulunmadığı durumlarda, başka taşlarla vurulup kırılmasıyla elde edilen keskin, sivri taşların ve bu taşlarla sivri uçlu sopaların biçimlendirilmesiyle “araç yapma” yoluna gidilmiştir. Aynca, anlaşılan, söz konusu araçlar, aynı zamanda yırtıcı et oburlara karşı savunmada birer “silah” olarak kullanılmıştır.

Avcılığın Başlaması: insanlar bir gün, araçlarını ve silahlarını savunmadan saldırıya geçmelerini sağlayacak bir etkililik düzeyine yükselttiklerini anlayacaklardır. Bunu anlayınca da (arada sırada yedikleri solucan, böcek, salyangoz dışında) hep bitkilerle beslenmeye bıraktılar. Hem otobur, hem etobur (tümobur) olduklan yeni bir beslenme dönemi başlayacaktır. Bu ilkel insanın yalnızca mutfağında gerçekleştirilen bir devrim olarak kalmayacaktır. Topluluklarının yapısını değiştiren, onu sürününkine benzer bir yapıdan, 25-50 arası üyeden oluşan “takım” birliğine dönüştüren sonuçlar doğuracaktır.

Cinsel farklılaşma çizgisi üzerinde, kadınların toplayıcılık, erkeklerin avcılık yaparak gerçekleştirdikleri “birinci toplumsal işbölümü” artık ortaya çıkmıştır. Bunu, aynı çizgi üzerinde, ileride ikinci toplumsal işbölümü izleyecektir. Birinci toplumsal işbölümü ile, üyelerinin aynı işleri yaptıktan türdeş yapının yerini, kadınlarla erkeklerin farklı işler yaptıkları, dolayısıyla birbirlerine geçim alanında da gereksinme duyan üyelerden oluşan (türdeşlikten uzaklaşma yolunda ilk adım olarak) “takım” örgütlenişi alır.

İnsanlann avcılığa başlamaları ve yüzbinlerce yıl bu işi sürdürmeleri, ‘‘sosyal darvinci” denen bazı düşünürlerce, Darvin’in daha çok hayvanlar dünyası için ileri sürdüğü “doğal ayıklanma” ve “yaşam savaşı” kuramlarının insan, hatta uygar toplumun insanı için de geçerli olduğu yolundaki görüşlerini desteklemekte kullanılmıştır. Onlara (örneğin Prof. Raymond Dan. Dr. Konrad Lorenz, Niko Timbergen ve onların bilimsel görüşlerini halka yayan oyun yazan Robert Andrey’e) göre, doğanın dişi tırnağı kanlıdır. Doğada türler arasında ve her türün içindeki tekil canlılar arasında amansız bir yaşam savaşı vardır. Bu savaşla, zayıflar elenir güçtüler kalır. Canlıları evrime uğratan süreç budur. Hak güçlünündür. Bu, yalnız kaçınılmaz bir doğa yasası değil, aynı zamanda yararlı, dolayısıyla iyi bir doğa yasasıdır. Oysa eninde sonunda geçerli olan, yaşam savaşı yasasıdır.

Ancak bu düşünürler iki önemli gerçeği gözardı ediyorlar. Birincisi. doğada yaşam savaşı genellikle bir türün üyeleri arasında değil, türler arasında verilmektedir. İkincisi, insanlar yaşam savaşı veren hayvanlardan farktı olarak “akıl” sahibi varlıklardır. Durumları bir antilop yavrusu başında kavga eden aç bir aslanla kaplandan farklıdır. Böyle bir kavganın sonuçlannı, kavgayı kazanıp rakiplerini öldürseler de bir but uğruna gözden kulaktan olabileceklerini düşünüp, “bölüşme” yoluna gidebilirler. Bundan da önemlisi, insanlar doğada var olanı tüketen canlılar olmaktan çıkıp, üreten canlılar durumuna yükselmişlerdir. Böylcce doğada kavgaya yol açan kıtlığı önleyebilirler. En önemlisi, “üretim”, gittikçe daha çok sayıda insanm (kavgasıyla değil) işbirliği ile gerçekleştirilen bir kolektif (ortaklaşa) etkinliktir.

Erkeklerin avcılıkta kadınların toplayıcılıkta uzmanlaşmaları ile başlayan birinci toplumsal işbölümü daha başka toplumsal ve düşünsel etkiler de yaratmıştır. Kadın ve erkek yalnız korunma, üreme alanımla değil, beslenme (geçim) alanımda da birbirine bağlanmıştır. Takım avı; avlananlar arasında iletişim gereksinimini artırmıştır. Dil gelişmeye başlamıştır. Konuşmanın gelişmesi, düşünmenin gelişmesi demektir. Daha önemlisi bu gidiş soyut düşünüşe geçilebilecek köprülerin kurulması sonucuna varacaktır.

Ateşin de (zamanımızdan yarım milyon yıl kadar önce) denetime alınması üzerine, gündüz erkeklerin avcılık, kadınların toplayıcılık için ayrıldıkları kamplar akşamları şenlik yerine dönecektir. Kamp ateşi başında toplandıklannda yarım yamalak seslerle ve hareketlerle o gün başlarından geçenleri birbirlerine anlatmaya çalışmış olmalılar. Bu insanların duygusal, düşünsel yaşamları geliştirip zenginleştirmelerine, geçim etkinlikleri dışında etkinlikler (boş zaman etkinlikleri) gcliştirmelerine yaramıştır.

Kaynak: Siyasal Düşünceler Tarihi,

95 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım