Hoşgeldiniz  

Eskiçağ’da Sihirsel Düşünme Sistemi!!!

admin | 29 Ocak 2017 | Bilim, Eğitim, Felsefe, Genel

Bezetmeci, simgeci ve sınıflandıncı düşünen ilkel insanın düşüncelerinin başlıca konusunu, kuşkusuz en önemli sorunlar, yani geçim, savunma ve üreme oluşturuyordu. Mağara ve kaya resimlerinde hayvanların bolluğu, av sahneleri, düşüncelerinin bir konusunun geçim ve (hayvanlara karşı) savunma olduğunu gösterir. Gebelikleri vurgulanmış, hatta abartılmış kadın heykelcikleri, önemli konunun üreme olduğunu yansıtmaktadır. Resimlerde, insanların (av sihiri törenlerini yöneten sihirci sanatçılar dışında) ortataş çağına dek pek az görünmesi ilginçtir. Bu özellik, yaşamların da başrolü kendilerinden çok doğanın oynamasıyla açıklanabilir.

Üretimin başlamadığı bir dünyada, insan doğaya egemen değildir. Bu nedenle, insan-doğa ilişkileri düzensiz, rastlantısaldır. Buna uygun olarak rastlantısal ilişkilerin kafada çağrıştırılması biçimindi başlayan düşünce de rastlantısal olacaktır. Rastlantısal nedensellik bağları kurulacaktır. İnsan, rastlantısal yer ve zaman çağrışımlarıyla, bir olay sırasında dikkatini çekip belleğine yerleşmiş olan şeyleri, o olayın sorumlusu (yapanı, nedeni) olarak görecektir. Rastlantısal hatta keyfi nedenler görecek, keyfi açıklamalarda bulunacaktır. Gene çağdaş ilkelerden bir örnek: (Sedat Veyis ömek, İlkellere Din Büyü Sanat Efsane’de (1971 ‘de yazıldığına göre) Fransız antropoloğu F. Sagard, bir gün Amerika Yerlileri’ne Fransa’da bulanan bir hayvan türünü anlatmak için, ateşin karşısında tavşanların biçimini gölge oyunu ile duvara yansıtmaya çalışır. Ertesi gün bir rastlantı sonucu, her zamankinden çok balık tutan yerliler, her balığa çıkışlarında ondan aynı şeyi yapmasını isterler. Demek ki rastlantısal bir olayı, onu izleyen olayın nedeni sanmış, keyfi bir neden sonuç ilişkisi kurmuşlardır.

Aslına bakarsanız, ilkel insanların kurdukları bu tür neden sonuç ilişkileri pek o kadar rastlantısal ve pek o kadar keyfi değildir. Rastlantısal dediğimiz çağrışımlar, benzerliklere ve zıtlıklara da yanmaktadır. Keyfi dediğimiz açıklamaların temelinde istekler ve istememeler yatmaktadır. İnsan böylece düşündüğü nedenleri etkileyerek isteklerine uygun sonuçlar elde etmeye, ya da istemediği sonuçlardan kaçınmaya çalışacaktır. Ancak, düşündüğü, diyelim ki uydurduğu neden, genellikle asıl neden değil, o olayla aynı zamanı ya da aynı uzaya rastlayan herhangi bir şey veya herhangi bir olaydır. Benzetmeci düşünüş alışkanlığındaki kimse, şeylerin benzerlerini şeylerle karıştıracak, bazen o şeyin ufak bir parçasını (ömeğin boynuzu) bazen o şeyin benzerini (örneğin resmini, heykelciğini) etkileyerek, o şeyi etkilemeye çalınacaktır. Mağara duvarlarına hayvanları çizmekle dışarıda da avlanacak hayvanlar bulacağını uıııacaktır. Bir gebe kadın heykelciğini yapmakla, topluluğun kadınlarının sık sık gebe kalıp doğuracağına inanmaya başlayacaktır Çağdaş ilkel toplulukların benzen resim ve heykelciklerle ilgili düşüncelerine bakılarak, tarihsel ilkellerin neler düşünmüş olabilecekleri böyle yorumlanıyor.

Böyle bir düşünüşle, gerçek nedenleri değil benzerlerini, yakıştırılmış nedenleri etkileyerek sonucu etkilemeye çalışmaya, çok iyi bilindiği gibi, sihir (büyü) denir. Analopye dayanan böyle bir düşünüşe “sihirsel düşünüş” denebilir. Böyle bir düşünüşle oluşan kültüre ise “sihirsel kültür” dense yeridir. James Cîeorge Frazer, The Golden Bough (Türkçesi Altın Dal. Dinin ve Foklarun Kökenleri. 1992), Malnowskı. 1948 tarihli olup Türkçeye 1964’te çevrilen Büyü, Bilim ve Din adlı yapıtlarında, ilkellerin sihirsel düşünüş biçimlerine sahip ulduklari söylenmektedir

Sihirsel düşünüşe çağdaş ilkellerden birkaç somut örnek verilirse durum daha iyi aydınlanır (George Thomson, Stııdics in Ancıent Greek Soctely (Eski Yunan Toplumu Üzerine İncelemeler) adlı 1955 tarihli yapıtında Bayan Earty’nın Güney Afrika’nın çağdaş ilkel topluluklarından Valergeler’ın kızlarının ergenliğe erme törenlerinde gelecekte bebek sahibi olma amacıyla yaptıkları tahta bebeklerin sihir araçları olduğunu saptamasına dayanarak, eskitaş çağının “venüslerin” de aynı amaçla yapılmış olabileceklerini öne sürer. L.S.B. Leakcy. Türkçeye İnsanın Ataları adıyla (1971’de) çevrilen yapıtında. bazı çağdaş ilkel Afrika topluluklarının kaybolan hayvanlarını ararken akşam olması üzerine aramaya son verilince, kaybolmasın ya da biri almasın diye, hayvanın resmim kayalara çizerek, sabahleyin bıraktıklar yerden aramaya devam etmek üzere hayvanı olduğu yerde durdurduklarına, çizdikleri tabu ile onu koruduklarına inanışlarına bakarak, uzman avcı toplulukların mağara duvarlarındaki yaralı hayvan resimlerinin aynı amaçla yapılmış sihirler olabileceği görüşünü savunur.

Sihirsel davranış ve düşünüş, gerçek nedenlerle değil gölge nedenlerle (epifenomenlerle) uğraştığı için, örneğin doğadaki hayvanların sayılarını artıramaz. Ama avlanan hayvanların sayısını artırabilir. Şöyle ki, ava çıkmadan önce yapılan av sihiri töreni, avcıları fizik ve psikolojik olarak ava hazırlar. Törende, mutlaka başaracakları inancı ve bu inancın bilediği azim güçlenir. Üyeler koca hayvan karşısında tek başlarına duydukları korkuları unuturlar. Topluluğun gücünün bilincine varırlar. Sihirin bu işlevi ve gücü, ideolojilerin işlevini ve gücünü açıklayıcı ipuçları taşımaktadır. Ayrıca sihirsel eylemler ve törenler, topluluk üyelen arasında bir duygu, düşünüş, dolayısıyla davranış birliği yaratmaya yarıyordu. Olgularla (gerçeklikle) tutarlı olmayan sihırsel düşünceler, düşünüş düzeyinde tutarlı görünebiliyordu. Şöyle ki, bir sihir işleminden sonra, sihirin amacına uygun sonuç veren herhangi bir olay sihirin başarısı olarak görülüyordu. Ona ters düşen olayların doğması, daha güçlü bir karşıt sihirin varlığının ya da yapılan sihirın zayıflığının sonucu olarak yorumlanabiliyordu. Böylece sihirsel düşünüş, çoğu durumda olaylarca onaylanmadığı halde, varlığını, olaylar insanların denetimine girinceye kadar uzun süre sürdürebildi.

Kaynak: Siyasal Düşünceler Tarihi,

282 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım