Hoşgeldiniz  

Denizyıldız ve Özellikleri!

admin | 23 Kasım 2018 | Genel, Hayvanlar Alemi

Sölomlu hayvanlardan ikincilağızlılar filumunun derisidikenliler altfilumunun bir sınıfıdır. Latince adı Asteroidea’dır. Yıldız biçimindeki deniz hayvanlarıdır. Işınsal, genellikle beşli bir bakışımlılığa sahip olan deniz yıldızları, vücut dokularının içinde bir ağ örgüsü gibi yayılan kalsit plaklara ve bir su damarı sistemine sahiptirler. Bu su damarı sistemi gövdenin alt yüzeyinde ortaya çıkan ve hayvanın hareket etmesini sağlayan tüp ayakları oluşturur.

Bir denizyıldızının vücudu, ortada yuvarlak bir bölüm ile bunu ışınsal bir düzende çevreleyen 5 ya da daha çok sayıda koldan oluşmuştur. 50’ye kadar kolu olan türleri bilinmektedir. Genellikle bu kolların uzunluğu yuvralak gövdenin 2 ya da 3 misli olmakla birlikte, Brisinga gibi bazı türlerin ince uzun kolları vardır. Tüm büyüklük ise 10 mm’den 61 cm’ye kadar değişebilir. Deniz yıldızlarının rengi gri, yeşil ve mavi tonlardan, ateş kırmızısı ya da portakal rengine kadar değşir; bazen benekli ya da çizgili de olabilir. Üst yüzeyleri biraz pürtüklüdür. Gövdelerini biçimlendiren, kalsit plaklardan oluşmuş iskelet, aralarında etli kısımların yer almış olduğu bir ağdan ibaret olabildiği gibi birbiri üstünden aşan sert plakaların oluşturduğu kesintisiz bir doku biçiminde de olabilir. Bazı türlerinin yüzeyi, geniş kenarlı plaklardan oluşmuş dizilerle çevrilidir. Bazılarında ise plakların üzerinde dikine duran sütuncuklar bulunur ve bunların genişlemiş olan tepe kısımları, küçük tomurlar ya da dikenciklerle bezenmiştir; bunların tümü esaslı bir koruyucu yüzey meydana getirmiştir.

Korunmaya ya da saldırmaya yarayan diğer organlar, kıskaç biçimine dönüşmüş dikenler olup 4 tipe ayrılır; ikisinin ortak bir kök üzerine dizili, çeneye benzer kalsit plakları vardır; bu plaklar birinci çapraz, diğerinde doğru biçimde yer alırlar. Sapsız adı verilen bir üçüncü tip, denizyıldızlarının yüzeyinde, sıkışık olarak bir arada dizilmiş üç dikenden oluşmuştur.  Yuvalı adıyla tanımlanan dördücü tipte, havyanın vücut çeperindeki bir çukurluğun içinde çeneler yer almıştır. Bunlar yakalayıcı organlar olup küçük avları yakalamaya ya da vücut yüzeyine biriken moloz şekindeki besinleri almaya yararlar. Yuvarlak gövdenin ortasının az yana doğru kesiminde yer almış olan ve pek göze çarpmayan bir anus vardır. Zeminde kazdıkları oyuklarda yaşayan az sayıdaki denizyıldızında anus bulunmaz; bunlar dışkılarını ağızlarından çıkartırlar.

Yuvarlak gövdede yer almış ilginç bir organ da, yuvarlak biçimli ve oluklu bir yapıya zahip olan ve su damar sistemiyle bağlantısı bulunan elek plağı yani madreporitdir. Deniz yıldızlarında genellikle bir tek elek plağı varsa da çok kollu olan ya da yuvarlak gövdenin bölünmesiyle çoğalan türlerde daha fazla sayıda olabilir. Vücut yüzeyinin büyük bölümü, hem üst, hem de alt yüzeylerinde yer almış olan plakların arasında kalan etli doku, küçük kesemsi oluşumlara sahip olabilir. Papül adı verilen bu oluşumlar, ağ biçimli iskeletin deliklerini doldurabilir; iskelet sıkışık düzende plaklardan oluşmuşsa, bunun üzerinde tek tek dizilebilirler. Bunlar solunum işlevini gerçekleştirirler; oksijen, papül dokusundan geçerek hayvanın vücut sıvısına karışır.

Deniz Yıldızlarının fanerozon adını alan türünde delikli organlar adı verilen özel solunum oluşumları vardır. Bunlar kenar plaklarının arasında yer alan ve ince kalsit plaklarla desteklenmiş bulunan birbirine paralel deri kıvrımlarıdır. Gövdenin alt yüzeyinin ortasında yer almış olan ağız, dikenlerle korunmuştur. Ağzın çevresinde, sıkışık olarak yer almış plaklardan oluşan bir halka vardır. Ambulakral adı verilen dört plak her bir kolun yönünde bulunmaktadır, adambulakral denen diğer ikisi ise aralarında yer almışlardır. Bu plaklar kol uçlarının dışına doğru uzanan oluşumların ilk dizini meydana getirmiştir. Her kolda birbirine paralel giden ve sıkıca bitişik durumda olan 2 ambulakral ve her iki yanda da 2 adambulakral sütunu vardır. Normalde ambulakral sütunları, her bir kolun alt yüzeyinde derin birer oluk oluştururlar. Ayrıca plakların arasında bulunan deliklerden geçen kanallar, tüp ayakları kolların iç kısmındaki kese biçimli ampullere ulaştırırlar. Bunlarda diken yoktur. Bitişiklerindeki adambulakrallar ise sağlam dikenlerle benzemiştir. Bu dikenler içe doğru kıvrık olabilir ve böylece ambulakral ise sağlam dikenlerle bezenmiştir. Bu dikenler içe doğru kıvrık olabilir ve böylece ambulakral oluğunu koruyabilirler. Oluğun kendisi de ışınsal bir su damarı kapsamakta ve bu su damarından iki tip tüp ayak çıkmaktadır.

Bunlar, zeminde çukur kazan deniz yıldızlarındaki sivri tüp ayaklar ve deniz dibinin yüzeyinde yaşayanların emici tüp ayaklarıdır. Sivri tüp ayaklar, besin maddelerini yerden alıp ağza götürmeye yaradıkları gibi uç bölümlerindeki bezlerden yapışkan bir mukus salgıladıklarında bu mukusun kendilerini kazdıkları çukurun iç duvarına yapıştırması sayesinde içe çökmeleri önlendiği için kolaylıkla çukur kazmaya da yararlar. Emici tüp ayaklar da beslenme işinde kullanılabilirler. Bazı deniz yıldızları, emici tüp ayaklarıyla iki kabuklu deniz hayvanlarını açıp yumuşak kısımlarını yerler. Ayrıca ayak, hareket etmeye de yarar. Deniz dibinde bütün ayaklarıyla birden hareket eden denizyıldızı kayıyormuşçasına ilerler. Işınsal gidişli su damarları ağız civarından iskeleti delerler ve içten ağzı çevreleyen bir su halkasıyla birleşirler. Bu iç su halkası da cidarında taşımsı kalsit iğneleri bulunduğu için “taş kanalı” denilen kanal aracılığıyla hayvanın üst yüzeyindeki madrepora açılır. Böylece bu su damara sisteminin tümü, hidrolik bir mekanizma ile çalışmakta olan tüp ayakların sıvısını sağlamayan yarar.

Vücut boşluğu içinde bir de beslenme kanalı yer almıştır. Bu kanal, çoğu türlerde ağzı anusa bağlar; ancak, anusu olmayan bazı çukur kazıcı türlerde kör bir boru olarak son bulur. Beslenme kanalı, ağzın devamı olan kısa bir yemek borusu ve daha geniş bir mide bölümü ile kısa bir rektumdan ibarettir. Sindirim midede oluşur. Midede oldukça büyük avlar uygun biçime sokulabilir; hatta ağızdan sığmayacak kadar büyük hayvanların sindirilmesi amacıyla, mide tersine çıkarılan eldiven parmağı gibi dışarı itilebilir. Besinin emiliminin mideden ışınsal olarak çıkan ve karaciğersel körbağırsaklar adı verilen on tane keseciğin içinde gerçekleştiği sanılmaktadır.

Diğer derisidikenlilerdeki gibi denizyıldızlarında da besin maddelerini sindirim organlarından vücudun diğer yerlerine taşımakla görevli, tüplerden oluşmuş bir hemal sistem yani kan sistemi vardır; bu hemal sisteme bir de perihemal sistem bağlanmıştır; bunlarla ilişkili olarak bir de sinir sistemi vardır. Sinir sisteminin yüzey kısmı daha çok duyu, derin kısmı ise daha çok motor işlevi görür. Her koldaki en son tüp ayağın kök kısmında optik yastık adı verilen ışığa duyarlı bir alan bulunur.

Denizyıldızlarının eşeyliğini dışardan ayırt etmek genellikle zordur. Bazıları erdişi de olabilir. Bazıları erdişi de olabilir. Yumurtalar ve sperma, çalı biçiminde dallanmış 10 tane eşeylik organının içinde yer almışlardır. Eşeylik gözeleri, eşeylik organlarının küçük gonoporlarından çıkıp, deniz yıldızının içinde bulunduğu deniz ortamına saçılırlar ve döllenme dışta olur. Yumurta ve sperma salınımında önce eşeylik gözleri çok fazla, bazen bütün kol boyunca büyür; yalnız yumurtalarını koruyanlar da vardır. Örneğin kimi denizyıldızları, yuvarlak gövdelerinin alt yüzeyini kamburlaştırıp, kollarını da aşağıya doğru bükerek, yumurtaları için bir çeşit koruyucu oda meydana getirirler. Diğer bazı türlerde döllenmiş yumurtalar suda serbestçe yüzen larvalar çıkartır. Bu larvaların gövdesinden, kola benzer uzantılarla saç gibi bir küme kirpik çıkar. Deniz yıldızının gelişmesinin tamamı 2 ay kadar bir zaman alırsa da kimi türlerde bazı gelişme evreleri değişik olabilir.

Denizyıldızlarının en dikkate değer özelliklerinden biri, vücutlarının hırpalanan ya da kopan bölümlerini yeniden yapabilme yetenekleridir. Örneğin kökünden kopan kollar tekrar aynen çıkabilir; hatta Linckia gibi türler, bir tek kopuk koldan, yeni bir gövde ile diğer kolları yapabilirler. Linckialar, bilinmeyen bir nedenle kollarından birini koparırlar; sonra her iki kısımdan iki ayrı Linckia oluşur. Böyle eşiysiz üreme, Nepanthina ve Coscinasterias gibi az sayıdaki başka deniz yıldızlarında da görülebilirse de bunlar yuvarlak gövdelerinin ikiye bölünmesi ve sonradan her iki parçanın eksik gövde kısımlarıyla kolları tamamlamasıyla çoğalırlar. Deniz yıldızlarının bir başka özelliği de, azı türlerinin kabuklu deniz hayvanlarının sıkıca kapalı olan kabuklarını açabilmek yeteneğine sahip olmalarıdır. Bir deniz yıldızının, tüp ayağını ve vücut adalelerini kullanarak uyguladığı çekici gücün 5,5 kg ulaştığı hesaplanmıştır. Bazı hallerde kabuklu deniz hayvanlarının kabukları üzerine uyguladığı çekici gücü en az 6 saat gibi uzun süre devam ettirdiği de olur. Kabuk açılınca, hatta biraz aralanınca, deniz yıldızı midesini eldiven parmağının tersine dönüşü gibi dışarı döndürüp kabukların arasına sokar ve kabuklunun yumuşak kısımlarını sindirmeye başlar. Deniz yıldızlarının bu türleri böyle davranmakla ekonomik önemi olan midye ve benzerlerine zarar verirler.

Bazı deniz yıldızları çok küçük canlılarla beslenirler. Bunu yapmak için vücutlarının yüzeyini kaplayan çok sayıdaki saçımsı kirpiklerinin hareketiyle suyu dalgandırırlar ve bu dalgalara kapılarak sürüklenen besinleri ağızlarıyla yakalarlar. Çoğu türleri etçil, kimi türleri de hepçildir.

1600 kadar türü bilinen denizyıldızlarının bazıları her yerde yaygın olmakla birlikte bazılarının bulundukları alanlar sınırlıdır.

Kaynak: Hayvanlar Ansiklopedisi, Wikipedia, Milliyet, Evinyol,

30 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım