Hoşgeldiniz  

Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan Kimdir?

admin | 17 Haziran 2017 | Bilim Adamları ve Kaşifler, Genel, Tarih

Büyük Türk – Selçuk Hükümdarıdır. Horasan’da doğdu. Babası ölünce, onun yerine Horasan Vali­liğine geçti. 2 yıl sonra da, amcası Selçuk Hüküm­darı Tuğrul Bey’in ölümü üzerine ve onun vasiye­tiyle hükümdar oldu. 1064 yılından itibaren bü­yük fetihlere girişti. Bizanslıların üzerine gönder­diği büyük orduyu Malazgirt ovasında yenen Al­parslan Anadolu’yu Tiirklerin yurdu haline getirdi. 1072yılında bir suikasta kurban giderek vefat etti.

Selçuk Bey’in torunu olan Selçuklu Hüküm­darı Tuğrul Bey, 1063 yılında hayata gözlerini yu­marken, tahtını, pek sevdiği ve büyük bir kabiliyet gördüğü yeğeni Alparslan’a bırakmıştı. Böyle vasi­yet etmişti. O zamanlar Alparslan, 33 yaşında, yiğit yürekli bir er kişiydi. Tahta çıkışını önce, taht sırası kendisinde olan amcası Süleyman Bey, sonra da bü­yük vezir hoş karşılamadı. Alparslan, önce onlarla mücadele etmek zorunda kaldı. Sonra kar­şısına kardeşleri, yeğenleri, yakın akrabaları çıktı. Onların hepsiyle savaşmak zorunda kaldı.  Esir etti ancak sonra bağış­ladı.

İç meselelerini halleden Alparslan, 1064 yılın­dan itibaren seferlere başladı. Ordusuyla önce Bu­hara’ya girdi. Sonra da Harzem’i fethetti.

Bu büyük Türk istilâsı Bizanslıların gözünü kor­kutmuştu. Ne pahasına olursa olsun onu durdurmak, bu topraklardan atmak, tehlikesiz hâle getirmek, hattâ ortadan silmek gerektiğine inandılar. Bizans imparatoriçesi Odoksiya bu yüzden, cesaretiyle ün yapmış kumandan Diyogenes Romanos ile evlendi. Böylelikle hem tahtında sorumluluğu beraber pay­laşacakları yürekli bir insan, hem de ordularını yö­netecek kahraman bir başkumandan kazanmış oluyordu. Alparslan’ın 1071 yılı baharında güneye doğ­ru yeni bir sefere hazırlandığını haber alan Bizanslılar, bunu kaçırılmaz bir fırsat bildiler. General Di­yogenes Romanos, 200 bin kişilik muazzam bir or­du kurarak Alparslan’ın üzerine yürüdü.

Tarihin seyrini değiştirecek iki ordu Van gölü­nün kuzeyindeki Malazgirt ovasında karşı karşıya geldiler. Alparslan her şeyden önce barış taraftarı idi. Bu yüzden en yakın adamlarından olan Sevük Tekin’i sulh elçisi olarak General Romanos’a gönder­di. General Romanos, Alparslan’ın kendisinden kork­tuğu için sulh istediğini sandı. Bunun şımarıklığı içinde, Sevük Tekin ile âdeta alay etti:

«— Biz İsfahan’a gidiyoruz. Şurada atlarımız biraz dinlendirelim, dedik. Sulh meselesini ise artık Horasan’da görüşürüz. Fazla vaktimiz yok. Sizi Ho­rasan’da bekleyeceğim…» dedi.

Savaş artık kaçınılmaz bir hâl almıştı. Horasan’a kadar bütün Türk topraklarını alacağını söyleyen bu Bizanslı generale haddini bildirmenin zama­nı gelmişti. Alparslan, o gün beyazlar giymişti. Harp meclisini topladı:

«— Sulhu kazanamadıysak. savaşı kazanacağız. Ok ve yaylarımızı bırakıp yakın savaşa gireceğiz… Düşmana kılıcım, kılıcım olmazsa pençem yeter. İşte şehitlik kefenimi giydim. Şehit olursam, beni düş­tüğüm yere gömünüz ve oğlum Melik Şah’ın etrafı­na toplanınız.» dedi.

Alparslan’ın imamı Buharalı Muhammed bin Abdülmelik:

«— Sen İslâmiyet uğruna bir cihâda giriyorsun Sultânım. Bütün Müslümanların dua ettikleri müba­rek cuma günü savaşa başla. Allah zaferi senin adı­na yazsın…» diyerek zafer için dua etti.

Türk ordusu, 26 Ağustos 1071 günü yalın kılıç düşmanın üzerine atıldı. Bizanslılar karşı tepelerin eteklerine sırtlarını vermiş beklemekte idiler. Alpars­lan çok isabetli bir kararla düşmanı üzerine çekmeyi beklememiş, bilâkis kendisi sayıca çok daha kalaba­lık olan düşmanın üzerine yürümüştü. Türk oğlu, ta­rihinin en yaman bîr savaşını verdi Malazgirt ova­sında. Harbin talihi kısa bir zamanda Alparslan’ın tarafına döndü. Bizans’ın o güçlü ve mağrur ordusu darmadağınık oluverdi. Ölenler öldü, kılıç artıkları ise esir edildi. O dev ordu mahvolup gitti. Esir edi­lenler arasında mağrur ve şımarık kumandan Roma­nos da vardı. Alparslan, huzuruna getirilen General Romanos’a saygı ve yakınlık gösterdi. Kendisini teselli etti. Bir süre konuştular, sonra Alparslan:

«— Beni esir etseydin ne yapardın?» diye sor­du Bizanslı Başkumandan:

«— Belki öldürür, belki de sokaklarda teşhir et­mek üzere seni İstanbul’a götürürdüm.» cevabını verdi. Muzaffer kumandan, acıyan nazarlarla Romanos’a baktı:

«— Benim cezam ise daha ağır olacak… Seni bağışlayacağım. Serbestsin!» dedi…

Alparslan, ertesi yıl Horasan’da Merv şehrinde bir suikasde kurban gitti. Orada toprağa verildi. Tür­besinde şu kitabe vardır:

«Alparslan’ın göklere yükselen azametini gö­renler bakınız. Şimdi o, şu kara toprağın altındadır..»

Kaynak: 100 Ünlü Türk,

157 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım