Hoşgeldiniz  

1. Bölüm: Balıkların Genel Özellikleri!!!

admin | 26 Mart 2017 | Biyoloji, Genel, Hayvanlar Alemi

Omurgalılar dalının kıkırdaklıbalıkları ve kemiklibalıkları içeren ikinci sınıfını oluşturur. Latince adı Pisces’dir. Solungaçlarla solurlar; vücutlarına dikey yüzgeçleri ve kuyrukları vardır. bu nitelikleri bakılraın çoğuna uymakla birlikte, akciğer ve benzeri bir organ aracılığıyla atmosfer  havasını soluyan, vücut sıcaklığı içinde bulunduğu suyunkinden biraz daha yüksek olan, kuyruksuz olan ya da kuyruğu ipliksi bir biçime dönüşmüş balıklarda vardır. Sıcakkanlı olan, akciğerleri bulunan ve yatay bir kuyruğa sahip olan balinalar, yunusbalıkları, ayıbalıkları ise bu tanımlamanın dışında kalırlar.

Balığa benzer 4 sınıf omurgalının varlığı, balığın ne olduğu sorununu karmaşıklaştırmaktadır. Bu dört sınıf omurgalının birbirlerinden o kadar önemli  farkları vardır ki birlikte ele alınmaları tüm memelileri, kuşları ve sürüngenleri karada yaşayan hayvanlar adı altında bir tek grupta toplamak kadar yanlış olur. Çenesiz bakılar: Ağnatha, Plakodermler: Placodermi ve kıkırdaklılar sınıfına indirgemektedir. Kemikbalıklar yani Pisces osteichthyes sınıfı birbirinden oldukça farklı üç alt sınıfı kapsar. Bunlardan Acanthodii altsınıfının soyu tükenmiştir. Keskisolungaçlılar yani Elosmobranchii ve tükelağızlılar yani Teleostomi altsınıfları ise günümüzde yaşayan balıklardır. Günümüzde yaşayan balıkların büyük çoğunluğu tükelağızlılardır. En az 20 bin türü tükelağızlı bilinmektedir. Bunların milyonlarcası dünyanın deniz, göl ve akarsularında yaşamaktadır. Tükelağızlılar devon devrinde yaşamış olan Actinopterygii grubunun son evrimsel aşamasını temsil etmektedirler. İlk tükelağızlılar Jura kayalıklarında ortaya çıkmıştır. Bunu izleyen 100 milyon yıl boyunca birbirini izleyen evrimler bugünkü yüzgeç, pul, iskelet, kılçık vb oluşan vücut yapısına ulaşmıştır. Tükelağızlılar şaşılacak kadar çok sayıda biçime sahiptirler. tükelağızlıların özel yaşantı koşullarına göre uğradıkları değişiklikleri anlamak için bir tatlı su levreğinin bir fenerbalığı ile bir denizatının bir dilbalığı ile karşılaştırılması yeterlidir. Örneğin farklı familya ya da takıma giren balıklar arasındaki benzerlikler bunların aynı atadan gelmelerinin sonucu olabilir; fakat bu durum, benzer gereksinmelere cevap olarak benzer oluşumların ortaya çıkması şekilnde bir evrime de bağlı olabilir. Bunun gibi iki ya da daha çok sayıda familya birbirinden bağımsız olarak tamamen benzer çizgilerde evrim göstermiş olabilirler. Yakın zamanlara kadar avantajlı bir oluşum ortaya çıkınca, bu niteliğe sahip türlerin yaygınlaşmaya başladığına ve bu türlerden birinden de yeni bir avantajlı oluşumun çıkacağına inanılmataydı. Örneğin tükelağızlıların en kalabalık takımı olan tatlı su levreği benzeri balıkların çok yaygın oluşu bunların çenelerinin çıkıntılı oluşuna bağlanıyordu. Fakat daha sonra üst çenenin çıkantıya müsaade edecek şekilde serbest oluşunun birbirinden bağımsız olarak birçok balık soyunda varolduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle bazı balık gruplarının bir tek atadan geldikleri değil de belli bir organizasyon düzeyine erişmiş olduklarını kabul etmek daha doğru olur.

Tükelağızlıların çok çeşitli oluşları, bunların tipik bir örneğinin tanımlanmasını güçleştirmektedir. Mersin balığı gibi kimi örneklerin boyu 6 m bulmaktadır, pervanebalığının ağırlığı 2 tonu geçmekte, Filipinler’de yaşayan bir çeşit kayabalığı Paudaka pygmaea türünün erişkini ise 1,2 cm uzunulğuyla tüm omurgalıların en küçüğü olmaktadır.

Tükelağızlıların gövdesi, baştan itibaren kalınlaşıp kuyruk tarafına doğru gittikçe incelen aerodinamik biçimdedir, biçim balığın yaşantısını da yansıtır. Örneğin torpil biçimli Tuna balıkları uzak mesafelere kadar hızlı yüzebilmelerini sağlayan bir uzunluğa sahiptirler. Melekbalıkları yani Pterophyllum eimekeinin yassı gövdeleri, avlarının üzerine atılmadan önce kendilerini gizlemelerine yarar. Yuvarlak ya da sandık biçimindeki deniziğneleri, deniz yosunlarının kalın şeritleri arasında gizlenirler. tükelağızlıların çoğu gövdelerinde, birbirini izleyen, yanlamasına ve kuyruğa doğru gittiçe büyüyen dalgalanmalar oluşturarak yüzerler. Balığın yüzüşü sırasında sonradaki itici gücü oluşturan kuyruk, aynı zamanda gövdenin dalgalanmasını düzenler. Kuyruğu kesilmiş balık yüzebilir, ancak vücudu daha hızlı dalgalandığı halde daha yavaş gider. Gövdenin üst ve alt kenarlarıyla desteklenen kuyruk ne kadar büyük olursa itici gücü de o kadar çoktur, ancak bu durumda dalgalanma ve dolayısıyla direnç artar. Sürekli ve hızlı yüzmek için bazı balıklar da yarımay biçiminde, kenarları sert, ortasındaki kanat kılçıkları azalmış bir kuyruk biçimi ortaya çıkar. Böylece bir kuyruğun yüzeyi küçük olduğundan karşılaşacağı direnç azdır, ancak hızlanma oranı da azalmış olur. Öte yandan turnabalığında bulunan büyük ve küt kuyruk, birden bire avının üzerine saldırabilme olanağını verir. Fakat sürekli ve hızlı yüzmeye yaramaz. yüzgeçler genellikle balığın olduğu yerde durmasına, yüzerken birden bire durmasına, şaşırtmaca yapmasına yararlar, bazen kürek ya da yardımcı duyu organı (kırlangıçbalığı), korunma aracı (zehirlibalıklarda), bazen de kanat (uçarbalıkta) yerini tutarlar. Yelken gibi kullanılanabildikleri yüzgeçler, bazen de çiftleşme organı görevini yapmakta ve çok az sayıda bazı balıkların toprakta ilerlemesine katkıda bulunmaktadırlar. Yüzgeçlerin biçim, sayı ve yerleri bir balığın tanımlanması için önemli verilerdir. Eski balık bilimciler yüzgeçleri, balıkların sınıflandırılmasında kullanmışlardır. Ancak bugün birbiriyle hiç bağıntısı bulunmayan gruplarda aynı yüzgeç durumunun varolbileceği anlaşılmıştır.

Yazının devamı için http://www.selosepet.com/2-bolum-baliklarin-ozellikleri-nelerdir/ tıklayın.

Kaynak: Hayvanlar Ansiklopedisi,

206 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?





Bumerang - Yazarkafe
© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım