Hoşgeldiniz  

18 Yüzyılda Bilim ve Akıl Çağı

admin | 08 Aralık 2017 | Bilim

On sekizinci yüzyılın başına gelindiğinde bilim teolojiden ayrılmış, araştırma, deneyler ve keşifler çağa hakim olmuştu. Toplum, insanın gelişimiyle bir tutulan bilimsel yönteme duyulan yaygın güvenden ötürü bir tür zindelik içindeydi. Halkın bilgiye olan ilgisi, yüzyılın ortalarında
türünün ilk örneği olan bilginin sınıflandırılmış özeti diyebileceğimiz, Denis Diderot’nun Ansiklopedisi’nin yayımlanmasına destek verecek kadar güçlüydü.

Deneylerin düzenlenme şekli iyileştirildi ve deney raporlarında kullanılan ve sonuçları veren dil daha kesin ve kusursuz bir hale getirildi. Ayrıca bağımsız araştırmacılar tarafından onaylanmaya daha çok önem verildi; 1600’lü yıllarda doğan bilim cemiyetleri buluşların, tartışmaların yayımlanmasını ve üyelerinin çalışmalarının desteklenmesini teşvik etti.

Dönemin en şaşırtıcı başarılarından bazıları kimya alanında gerçekleşti. Nicel ölçümün önemini ortaya koyan çalışması yüzünden, Antoine-Laurent Lavoisier modern kimyanın babası olarak hatırlanmaktadır.
l 770’lerde joseph Priestley’in son zamanlarda yaptığı buluşları kullanarak, Lavoisier o günlerde başka maddelerden ayrılan oksijen gazının havanın iki bileşeninden biri ve yanınada anahtar element olduğunu belirledi. 1754’te Joseph Black’in karbondioksiti keşfetmesi, havanın farklı gazlardan oluştuğunun anlaşılınasını sağladı ve 1 788’de Henry Cavendish hidrojeni başka maddelerden ayırarak çok düşük yoğunluğu olduğunu belirledi. Diğer elementler de keşfedildi. Bunların arasında kobalt, platin, nikel, manganez ve molibden vardı. 1 735’te Carolus, Linneaus Avrupa’daki bitkileri (ve sonraki baskılarında hayvanları) sınıflandıran Doğanın Sistemleri’ni yayımladı. İşini öylesine iyi yapmıştı ki modern sınıflandırma biliminin babası olarak
kabul edildi. Alman bir botanikçi 1 763’te ilk kez bitki tozaklamasını açıkladı ve Bollandalı bir deneyci 1779’da fotosentezi keşfetti. 1729’da elektriğin bir sıvı olduğunu düşünen Stephen Gray, elektriğin camdan, sicimden ve diğer iletkenlerden geçebileceğini gösterdi.

1745’te deneyciler elektriğin sonradan Leyden kabı olarak bilinen aygıtın içinde depolanabileceğini öğrendiklerinde gerçekten de şoka uğradılar. 1752’de Benjamin Franklin doğal elektrik ile Leyden kabında üretilen elektriğin bir ve aynı şey olduğunu kanıtlamak üzere, başarılı bir girişimde bulunarak göklerin gürüldediği fırtınada bir uçurtma uçurdu. Bu dönemde gerçekleşen birkaç teknolojik gelişme, Endüstri Devriminin habercisi oldu. 1733’te bulunan uçan mekik, dokuma işleminin kısmen mekanikleştirilmesini sağladı ve tekstil işçilerinin üretkenliğini büyük ölçüde artırdı. Richard Arkwright 1769’da eğirme tezgahını geliştirdiğinde,
işi bilmeyen işçiler bile çok daha çabuk bir şekilde dokunmuş kumaş
üretebildiler. 1 709’da demir eritme işlemi kömürle ısınan ocakların kullanımıyla geliştirildi. 1764’te James Watt, oldukça iyi çalışan türünün ilk örneği, çift odalı sistemi inşa ederek Newcomen’in 1712’de yaptığı buharlı makineyi geliştirdi. Watt’ın buharlı makinede bir sonraki düzeltmesi, tarihin yepyeni bir döneme girmesine yol açtı.

Kaynak: Bilim ve Buluşlar Tarihi,

68 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

© 2012 selosepet Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Başlığım